8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 77
Merhaba sevgili gençler, ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Gönderdiğiniz görseldeki soruları hep birlikte, adım adım ve anlayarak çözelim. Unutmayın, tarih dersi sadece geçmişi öğrenmek değil, aynı zamanda o günün koşullarını anlayarak bugünü daha iyi yorumlamaktır.
Hadi başlayalım!
Soru 1: Sevr Antlaşması yürürlüğe girmiş olsaydı Osmanlı Devleti’nin egemenliğini nasıl etkilerdi? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Sevgili arkadaşlar, bu soruyu cevaplamadan önce “egemenlik” kelimesinin ne anlama geldiğini bir hatırlayalım. Egemenlik, bir devletin kendi toprakları üzerinde, başka hiçbir devletin baskısı olmadan, kendi kurallarını koyabilmesi, kendi kararlarını özgürce alabilmesi demektir. Kısacası bağımsızlık demektir. Şimdi Sevr Antlaşması’nın maddelerine bu gözle bakalım:
-
Adım 1: Askerî Egemenliğin Yok Edilmesi
Metinde ne diyor? Ordu 50.700 kişiyle sınırlı olacak, zorunlu askerlik kalkacak. En önemlisi de ordunun elinde tank, top, uçak gibi ağır ve modern silahlar olmayacak. Donanma ise sadece 13 gemiden oluşacak. Düşünün bakalım, kendini savunamayan bir devlet bağımsız olabilir mi? Sınırlarını koruyamayan, en ufak bir saldırıda çaresiz kalacak bir devletin egemenliğinden söz edilebilir mi? Tabii ki hayır. Bu maddeler, Osmanlı Devleti’ni askeri olarak tamamen savunmasız bırakarak egemenliğine en büyük darbeyi vuruyordu.
-
Adım 2: Ekonomik Egemenliğin Yok Edilmesi
Ekonomik maddelere bakalım. Kapitülasyonlar genişletilecek ve bütün devletler faydalanacak. Kapitülasyonlar neydi? Yabancılara tanınan ekonomik ayrıcalıklardı. Bu ayrıcalıklar yüzünden yerli sanayimiz ve esnafımız zaten zor durumdaydı. Bunun bütün devletlere yayılması demek, ülke ekonomisinin tamamen yabancıların kontrolüne girmesi demekti. Daha da kötüsü, Osmanlı maliyesi yani devletin hazinesi, İtilaf Devletleri’nin kurduğu bir komisyon tarafından denetlenecekti. Yani kendi paranızın kontrolü bile sizde olmayacaktı. Bu, ekonomik bağımsızlığın tamamen bittiği anlamına gelir.
-
Adım 3: Sonuç
Toparlayacak olursak; Sevr Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin hem kendini savunma hakkını (askerî egemenlik) hem de kendi ekonomisini yönetme hakkını (ekonomik egemenlik) elinden alıyordu. Bu şartlar altında devlet, sadece adı olan ama aslında İtilaf Devletleri’nin bir sömürgesi haline gelen bir kukla devlete dönüşürdü. Kısacası, Sevr Antlaşması yürürlüğe girseydi, Osmanlı Devleti egemenliğini tamamen kaybederdi.
Soru 2: İtilaf Devletleri’nin kapitülasyonları genişleterek uygulamak istemesinin sebeplerinin neler olabileceğini açıklayınız.
Çok güzel bir soru! Bu, İtilaf Devletleri’nin asıl niyetini anlamamızı sağlıyor. Neden bu kadar çok kapitülasyon istiyorlardı? Hadi maddeler halinde inceleyelim:
-
Adım 1: Ekonomik Sömürü Amacı
İtilaf Devletleri, Sanayi İnkılabı’nı gerçekleştirmiş büyük ve güçlü devletlerdi. Fabrikaları için neye ihtiyaçları vardı? Hammaddeye. Ürettikleri ürünleri satmak için neye ihtiyaçları vardı? Pazara. İşte Osmanlı toprakları, onlar için hem ucuz bir hammadde kaynağı hem de ürünlerini satabilecekleri geniş bir pazardı. Kapitülasyonlar sayesinde, Osmanlı’nın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını (petrol, madenler, tarım ürünleri vb.) çok kolay ve ucuza alabilirlerdi.
-
Adım 2: Pazarı Ele Geçirme ve Yerli Üretimi Bitirme
Kapitülasyonlar sayesinde kendi ürettikleri malları Osmanlı pazarına çok düşük gümrük vergileriyle, hatta vergisiz sokabileceklerdi. Bu durumda, daha pahalıya mal olan yerli ürünlerin onlarla rekabet etme şansı kalmazdı. Bu da yerli sanayinin ve esnafın tamamen bitmesi, Osmanlı ekonomisinin tamamen dışa bağımlı hale gelmesi demekti.
-
Adım 3: Ülkeyi Bağımlı Kılma
Unutmayın, bir ülkeyi kontrol altına almanın tek yolu askerî işgal değildir. Ekonomisini ele geçirerek de o ülkeyi kendinize bağımlı kılabilirsiniz. İtilaf Devletleri’nin amacı da tam olarak buydu: Osmanlı Devleti’ni ekonomik olarak kendilerine muhtaç bırakmak ve böylece siyasi olarak da her istediklerini yaptırabilmek.
Soru 3: Mustafa Kemal Paşa’nın Sevr Antlaşması’na tepkisini ulusal bağımsızlık açısından değerlendiriniz.
Gelelim Milli Mücadele’mizin lideri Mustafa Kemal Paşa’nın bu konudaki tavrına. Onun bütün mücadelesinin temelinde tek bir ilke vardı: “Ya istiklal ya ölüm!” yani tam bağımsızlık.
“Sevr Antlaşması Türk milleti için öylesine uğursuz bir idam kararnamesidir ki onun bir dost ağzından çıkmamasını talep ederiz… Bize göre böyle bir antlaşma yoktur.”
Mustafa Kemal Atatürk
-
Adım 1: Sevr’i Bir “İdam Fermanı” Olarak Görmesi
Mustafa Kemal, bu antlaşmayı bir barış belgesi olarak değil, Türk milletinin varlığına son veren bir “idam kararnamesi” olarak nitelendiriyor. Çünkü yukarıda da konuştuğumuz gibi bu antlaşma, Türk milletinin elinden bağımsızlığını, vatanını, onurunu, kısacası her şeyini alıyordu. Ulusal bağımsızlık idealine sahip bir liderin böyle bir esaret belgesini kabul etmesi düşünülemezdi.
-
Adım 2: Hukuken ve Fiilen Yok Sayması
Mustafa Kemal, “Bize göre böyle bir antlaşma yoktur.” diyerek Sevr’i hem siyasi olarak hem de milletin vicdanında geçersiz kılmıştır. Bu, ulusal bağımsızlık yolunda ne kadar kararlı olduğunu gösterir. O, teslimiyetçi bir barışı değil, mücadeleyle kazanılacak onurlu bir bağımsızlığı savunuyordu. Bu tepki, esareti asla kabul etmeyen Türk milletinin de sesi olmuştur.
-
Adım 3: Bağımsızlık Mücadelesi İçin Bir Gerekçe Olması
Mustafa Kemal’in Sevr’e karşı bu net ve sert duruşu, Kurtuluş Savaşı’nın ne kadar haklı bir mücadele olduğunu tüm dünyaya ve Türk milletine bir kez daha göstermiştir. Bu antlaşmanın ağır şartları, milleti umutsuzluğa düşürmek yerine, tam tersine, bağımsızlık ateşini daha da alevlendirmiş ve herkesi Milli Mücadele saflarında birleştirmiştir.
Kısacası, Mustafa Kemal’in tepkisi, ulusal bağımsızlık fikrinin doğal ve zorunlu bir sonucudur. Bağımsızlık olmadan hiçbir şeyin anlamı olmayacağını biliyordu ve bu uğurda her türlü mücadeleyi göze almıştır.
Umarım açıklamalarım faydalı olmuştur. Aklınıza takılan başka bir şey olursa çekinmeden sorun. Başarılar dilerim