8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 168
Merhaba sevgili gençler! Ben İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün sizlerle birlikte bu testteki soruları çözeceğiz. Her soruyu adım adım, nedenleriyle birlikte inceleyeceğiz. Böylece konuları daha iyi pekiştirmiş olacağız. Hazırsanız, haydi başlayalım!
1. TBMM, yeni Türk devletinin ekonomik bağımsızlığını sağlamaya yönelik çeşitli faaliyetlerde bulunmuştur.
Bu duruma kanıt olarak TBMM’nin;
I. Türkiye İktisat Kongresi’nden sonra Misak-ı İktisadi’yi kabul etmesi,
II. yabancılara ait şirketleri millîleştirmesi,
III. Kabotaj Kanunu’nu yürürlüğe koyması
uygulamalarından hangileri gösterilebilir?
- A) Yalnız I.
- B) Yalnız II.
- C) I ve II.
- D) I, II ve III.
Çözüm:
Bu soruyu çözmek için verilen öncüllerin ne anlama geldiğini ve ekonomik bağımsızlıkla ilişkisini düşünmemiz gerekiyor.
Adım 1: Birinci öncülü inceleyelim. Misak-ı İktisadi, yani “Ekonomi Andı”, İzmir İktisat Kongresi’nde kabul edilmiştir. Bu kararların temel amacı, yerli üretime önem vererek ve dışa bağımlılığı azaltarak tam ekonomik bağımsızlığı sağlamaktı. Dolayısıyla bu, aradığımız kanıtlardan biridir.
Adım 2: İkinci öncüle bakalım. Yabancılara ait şirketlerin millîleştirilmesi demek, bu şirketlerin devlet tarafından satın alınarak Türk milletinin mülkiyetine geçirilmesi demektir. Ülkenin zenginliklerinin yine ülke içinde kalmasını sağlayan bu adım, ekonomik bağımsızlık için atılmış çok önemli bir adımdır.
Adım 3: Üçüncü öncülü değerlendirelim. Kabotaj Kanunu, Türk karasularında, limanlarında gemi işletme ve ticaret yapma hakkını sadece Türk vatandaşlarına ve Türk bayraklı gemilere vermiştir. Önceden bu haklar büyük oranda yabancıların elindeydi. Bu kanunla denizlerimizdeki ekonomik hakimiyet de bize geçmiştir. Bu da ekonomik bağımsızlık için atılmış bir adımdır.
Adım 4: Gördüğümüz gibi, verilen üç uygulama da yeni Türk devletinin ekonomik olarak başka devletlere bağımlı kalmamasını hedeflemiştir. Bu nedenle hepsi doğru kanıttır.
Sonuç: Doğru cevap D) I, II ve III. seçeneğidir.
2. Yanda Mustafa Kemal Atatürk’ün nüfus cüzdanının görseli verilmiştir.
Bu görselden hareketle aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?
- A) Mustafa Kemal’in nüfus kaydının Selânik’te olduğu
- B) Miladi takvimin esas alındığı
- C) Ülkemizde yeni Türk alfabesinin kabul edildiği
- D) Soyadı Kanunu’nun yürürlükte olduğu
Çözüm:
Bu soruda bize verilen görseli dikkatlice incelemeli ve hangi bilginin bu belgede yer almadığını bulmalıyız.
Adım 1: Görseldeki nüfus cüzdanını inceleyelim.
Aile ismi, yani lakap ve şöhreti: Atatürk
Doğum yeri: Selanik
Doğum tarihi: 1881
Ayrıca belgedeki tüm yazıların Latin harfleriyle yazıldığını görüyoruz.
Adım 2: Şimdi şıkları bu bilgilerle karşılaştıralım.
- B şıkkı: Doğum tarihi “1881” olarak yazılmış. Bu, Hicri takvime göre değil, Miladi takvime göre bir tarihtir. Demek ki Miladi takvim esas alınmış. Bu çıkarımı yapabiliriz.
- C şıkkı: Belgedeki tüm yazılar “NÜFUS HÜVİYET CÜZDANI”, “Kemal”, “Selanik” gibi yeni Türk alfabesiyle (Latin harfleriyle) yazılmıştır. Demek ki yeni Türk alfabesi kabul edilmiş. Bu çıkarımı da yapabiliriz.
- D şıkkı: “Aile ismi” bölümünde “Atatürk” yazıyor. Bu da Soyadı Kanunu’nun çıktığını ve uygulandığını gösterir. Bu çıkarımı da yapabiliriz.
- A şıkkı: Belgede “Doğum yeri” olarak Selânik yazıyor. Ancak “nüfus kaydının” nerede olduğu hakkında bir bilgi yok. Bir kişinin doğum yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yer farklı olabilir. Örneğin, Atatürk’ün nüfus kaydı daha sonra Ankara’ya alınmış olabilir. Bu belge sadece doğum yerini belirtir, nüfus kütüğünün nerede olduğunu belirtmez. Bu yüzden bu çıkarımı kesin olarak yapamayız.
Sonuç: Doğru cevap A) Mustafa Kemal’in nüfus kaydının Selânik’te olduğu seçeneğidir.
3. Aşağıda Cumhuriyet Dönemi’ne ait bazı gelişmeler verilmiştir.
I. Hicri takvim yerine miladi takvim uygulamasına geçilmesi
II. Okka, arşın, endaze gibi uzunluk ve ağırlık birimlerinin yerine metre, kilogram gibi ölçü birimlerinin kullanılmaya başlanması
III. Kılık kıyafet alanında düzenlemeye gidilmesi
Bu uygulamalardan hangileri Avrupa ile ekonomik ilişkileri kolaylaştırmaya yöneliktir?
- A) Yalnız I.
- B) Yalnız II.
- C) I ve II.
- D) I, II ve III.
Çözüm:
Bu soruda, yapılan inkılapların temel amaçlarını düşünmeliyiz. Özellikle “Avrupa ile ekonomik ilişkileri kolaylaştırma” hedefine odaklanacağız.
Adım 1: Birinci öncülü düşünelim. O dönemde Avrupa ülkeleri Miladi takvimi kullanıyordu. Türkiye’nin de aynı takvimi kullanmaya başlaması, uluslararası ticarette, anlaşmalarda ve bankacılık işlemlerinde tarih karışıklıklarını önler ve işleri çok daha kolay hale getirirdi. Bu, kesinlikle ekonomik ilişkileri kolaylaştırmaya yöneliktir.
Adım 2: İkinci öncüle bakalım. Okka, arşın gibi eski ölçü birimleri sadece bize özgüydü. Avrupa ise metre, kilogram gibi uluslararası standart ölçü birimlerini kullanıyordu. Ticaret yaparken sürekli birim çevirmek zorunda kalmak büyük bir sorundu. Metre ve kilograma geçerek Avrupa ile yapılan ticarette ortak bir dil oluşturulmuş ve ekonomik ilişkiler kolaylaştırılmıştır.
Adım 3: Üçüncü öncülü inceleyelim. Kılık kıyafet alanındaki düzenlemelerin (örneğin Şapka Kanunu) temel amacı, toplumu daha modern ve çağdaş bir görünüme kavuşturmak, laik ve eşitlikçi bir toplum yapısı oluşturmaktı. Bu düzenlemenin doğrudan ekonomik ilişkileri kolaylaştırmak gibi bir amacı yoktur. Bu daha çok sosyal ve kültürel bir inkılaptır.
Adım 4: Sonuç olarak, takvim ve ölçü birimlerindeki değişiklikler, Avrupa ile ticareti ve ekonomik ilişkileri basitleştirmek için yapılmıştır. Kılık kıyafet devriminin amacı ise daha çok toplumsaldır.
Sonuç: Doğru cevap C) I ve II. seçeneğidir.
4. 21 Haziran 1934’te çıkarılan Soyadı Kanunu ile her Türk vatandaşının bir soyadı taşıması zorunlu tutuldu. Yine bu Kanun çerçevesinde ağa, bey, hoca ve molla gibi ayrıcalıklı unvanların kullanılması yasaklandı.
Buna göre Soyadı Kanunu ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- A) Toplumsal eşitlik sağlanmak istenmiştir.
- B) Ulusal egemenlik yönünde önemli bir adım atılmıştır.
- C) Halkçılık ilkesi doğrultusunda hareket edilmiştir.
- D) Toplum ve kamu alanındaki karışıklıklar giderilmeye çalışılmıştır.
Çözüm:
Sorunun kökünde bize verilen bilgileri dikkatlice okuyup, bu bilgilerden hangi sonucu çıkaramayacağımızı bulacağız.
Adım 1: Verilen bilgiyi analiz edelim. İki önemli nokta var: 1) Herkese soyadı zorunluluğu, 2) Ağa, bey gibi ayrıcalık belirten unvanların yasaklanması.
Adım 2: Şıkları bu bilgilerle değerlendirelim.
- A şıkkı: “Ağa, bey, molla” gibi insanları birbirinden üstün gösteren unvanların kaldırılması, herkesin kanun önünde eşit olduğunu vurgular. Bu, toplumsal eşitliği sağlama amacı taşır. Bu yargıya ulaşabiliriz.
- C şıkkı: Halkçılık ilkesi, toplumda hiçbir kişiye, aileye veya sınıfa ayrıcalık tanınmamasını ve herkesin kanun önünde eşit olmasını savunur. Ayrıcalıklı unvanların kaldırılması, tam olarak Halkçılık ilkesinin bir gereğidir. Bu yargıya da ulaşabiliriz.
- D şıkkı: Soyadı Kanunu’ndan önce, aynı ismi taşıyan birçok insan vardı (örneğin yüzlerce “Mehmet oğlu Ali”). Bu durum, askerlik, vergi, miras, okul kaydı gibi resmi işlerde büyük karışıklıklara yol açıyordu. Soyadı zorunluluğu bu karışıklıkları gidermiştir. Bu yargıya da ulaşabiliriz.
- B şıkkı: Ulusal egemenlik, yönetme gücünün millete ait olması demektir. Yani halkın kendi kendini yönetmesi, seçimler yapması, meclis aracılığıyla ülke yönetiminde söz sahibi olmasıdır. Soyadı Kanunu ise toplumsal düzen ve eşitlikle ilgili bir kanundur. Yönetim şekliyle veya halkın yönetime katılmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Bu nedenle ulusal egemenlik yönünde atılmış bir adım olduğunu söyleyemeyiz.
Sonuç: Doğru cevap B) Ulusal egemenlik yönünde önemli bir adım atılmıştır. seçeneğidir.
5. (Şemalı bir soru)
Ortada boş bir kutucuk var ve bu kutucuktan çıkan oklar şu sonuçları gösteriyor:
- Osmanlı Devleti resmen sona erdi.
- Devlet başkanlığı sorunu ortaya çıktı.
- Ulusal egemenlik doğrultusunda önemli bir adım atıldı.
Bu şemada boş bırakılan kutucuğa aşağıdakilerden hangisi yazılmalıdır?
- A) Saltanatın Kaldırılması
- B) Cumhuriyetin İlanı
- C) Büyük Millet Meclisinin Açılması
- D) Halifeliğin Kaldırılması
Çözüm:
Bu soruda bir “sebep-sonuç” ilişkisi kurulmuş. Boş bırakılan kutucuk “sebep”, okların gösterdiği kutucuklar ise bu sebebin “sonuçları”. Hangi olayın bu üç sonuca yol açtığını bulmalıyız.
Adım 1: Sonuçları tek tek inceleyelim.
- Osmanlı Devleti resmen sona erdi: Bu, padişahlığın, yani saltanatın bitmesiyle olur.
- Devlet başkanlığı sorunu ortaya çıktı: Ülkeyi yüzyıllardır yöneten padişah (devlet başkanı) artık yoksa, yerine kimin devlet başkanı olacağı bir sorun haline gelir.
- Ulusal egemenlik doğrultusunda önemli bir adım atıldı: Padişahın kişisel egemenliği sona erince, egemenliğin millete ait olduğu anlayışı güçlenir.
Adım 2: Şimdi şıklardaki olayların bu sonuçları doğurup doğurmadığını kontrol edelim.
- A) Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922): Saltanatın, yani padişahlığın kaldırılmasıyla Osmanlı Devleti hukuken sona erdi. Padişah artık devlet başkanı olmadığı için “yeni devlet başkanı kim olacak?” sorunu başladı. Ve en önemlisi, kişi egemenliği bitirilip millet egemenliğine geçişte en büyük engel kaldırılmış oldu. Bu seçenek, üç sonuca da tam olarak uyuyor.
- B) Cumhuriyetin İlanı: Cumhuriyetin ilanı, “devlet başkanlığı sorununu” ortaya çıkarmamış, tam tersine Cumhurbaşkanlığı makamını getirerek bu sorunu çözmüştür.
- C) Büyük Millet Meclisinin Açılması: Meclis açıldığında saltanat hala devam ediyordu. Yani Osmanlı Devleti resmen sona ermemişti.
- D) Halifeliğin Kaldırılması: Halifelik kaldırıldığında saltanat zaten kaldırılmış, cumhuriyet ilan edilmişti. Bu olay daha çok laiklik yolunda atılmış bir adımdır.
Sonuç: Verilen üç sonucu da doğuran olay A) Saltanatın Kaldırılması‘dır.