8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 190
Harika bir soru, gençler! Hadi hep birlikte bu konuyu, yani Lozan’dan sonraki dış politikamızı şekillendiren meseleleri bir inceleyelim. Unutmayın, tarih sadece geçmişi bilmek değil, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurabilmektir.
Soru: Lozan Barış Antlaşması’nda çözülemeyen konulardan hareketle 1923-1932 yılları arasında Türk dış politikasında hangi konuların etkili olabileceğini belirleyiniz.
Sevgili öğrenciler, bu soru bizden aslında şunu istiyor: “Lozan Antlaşması’nda tam olarak halledemediğimiz, sonraya bıraktığımız veya istediğimiz gibi sonuçlanmayan hangi sorunlar, Cumhuriyet’in ilk yıllarında dış politikamızın ana gündem maddeleri oldu?”
Gelin şimdi bu konuyu adım adım, tane tane işleyelim.
Adım 1: Soruyu Doğru Anlamak
Öncelikle sorunun bizden ne istediğini tam olarak kavramalıyız. Lozan, Kurtuluş Savaşımızın sonunda imzaladığımız ve bağımsızlığımızı tüm dünyaya kabul ettirdiğimiz çok önemli bir antlaşma. Ancak her antlaşmada olduğu gibi, bazı konular tarafların anlaşamaması nedeniyle ya sonraya bırakılmış ya da tam olarak Türkiye’nin istediği gibi çözülememiştir. İşte bu “eksik” kalan konular, doğal olarak Lozan’dan sonraki yıllarda dış politikamızın en önemli başlıkları haline gelmiştir.
Adım 2: Lozan’da Çözülemeyen veya Eksik Kalan Konuları Hatırlamak
Metni ve tarih bilgilerimizi kullanarak Lozan’da net bir çözüme kavuşmayan temel sorunları bir listeleyelim. Bu sorunlar, Türkiye’nin sonraki yıllarda uğraşacağı meseleler olacaktır.
- Musul Sorunu (Irak Sınırı): Belki de en önemli konuydu. Lozan’da Musul’un kime ait olacağı konusunda İngiltere ile bir türlü anlaşamadık. Konunun, Türkiye ve İngiltere arasında 9 ay içinde yapılacak ikili görüşmelerle çözülmesi, çözülemezse Milletler Cemiyeti’ne götürülmesi kararlaştırıldı. Yani bu konu, Lozan’da çözülemedi ve sonraya bırakıldı.
- Boğazlar Sorunu: Evet, Boğazlar bizim toprağımız sayıldı ama yönetimi ve güvenliği tam olarak bize bırakılmadı. Başı Türk olan uluslararası bir komisyon Boğazları yönetecekti ve Boğazların her iki yakası da askerden arındırılacaktı. Bu durum, bizim egemenlik haklarımızı kısıtlıyordu. Dolayısıyla bu da tam istediğimiz gibi çözülmemiş bir konuydu.
- Hatay (Sancak) Sorunu: Hatay, Misakımillî sınırlarımız içinde olmasına rağmen 1921’de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması ile sınırlarımız dışında kalmıştı. Lozan’da da bu durum değişmedi. Türkiye, Hatay’ın anavatana katılması hedefini hiçbir zaman unutmadı.
- Nüfus Mübadelesi (Değişimi): Yunanistan ile aramızdaki Türk ve Rum nüfusun değişimi kararlaştırıldı. Ancak İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türklerin yerlerinde kalması kabul edildi. “Yerleşik” (etabli) tanımının ne olacağı konusunda Yunanistan ile aramızda ciddi anlaşmazlıklar yaşandı. Bu da Lozan sonrası dönemde bizi epey uğraştıran bir sorun oldu.
Adım 3: Sonuç ve Çözüm
Şimdi sorumuzun cevabını toparlayalım. Lozan’da çözülemeyen veya eksik kalan bu konular, 1923-1932 yılları arasındaki ve hatta daha sonraki Türk dış politikasının ana gündemini oluşturmuştur. Türkiye, bu sorunları barışçıl yollarla, diplomasi ile ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi doğrultusunda çözmeye çalışmıştır.
Kısacası, 1923-1932 yılları arasında Türk dış politikasında etkili olan konular şunlardır:
a) Musul Sorunu: İngiltere ile yoğun diplomatik görüşmeler yapıldı, konu Milletler Cemiyeti’ne taşındı ve maalesef Musul’u alamadık.
b) Nüfus Mübadelesi: Yunanistan ile aramızda gerginliğe neden oldu ve bu sorun da uzun görüşmeler sonunda çözüldü.
c) Boğazlar Sorunu: Türkiye, egemenliğini kısıtlayan bu durumdan rahatsızdı ve uluslararası konjonktürün (durumun) uygun olmasını bekledi. Nitekim 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlarda tam egemenliği sağladı.
d) Hatay Sorunu: Bu dönemde de gündemde olan Hatay, daha sonraki yıllarda (1939) barışçıl yollarla anavatana katılmıştır.
Gördüğünüz gibi, bir dönemin olayları, bir sonraki dönemin gündemini doğrudan etkiliyor. Lozan’da atılan adımlar ve eksik bırakılan konular, genç Cumhuriyetimizin dış politikasına yön vermiştir.