8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 154
Harika bir soru! Elbette, ben senin İnkılap Tarihi öğretmeninim ve bu konuyu sana en iyi şekilde anlatmak için buradayım. Haydi gel, bu soruyu birlikte adım adım, tane tane çözelim ve konuyu iyice pekiştirelim.
Soru: Türk kadınlarına siyasal alanda haklar verilmesi Atatürk ilkelerinden hangileriyle ilişkilendirilebilir?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruyu çözmek için önce metinde bize verilen ipuçlarına bakalım ve sonra bu ipuçlarını Atatürk’ün temel ilkeleriyle birleştirelim. Unutma, Atatürk’ün yaptığı her yenilik, bir veya birkaç ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Adım 1: Sorunun Bizden Ne İstediğini Anlayalım
Soru, kadınlara seçme ve seçilme gibi siyasal (yani ülke yönetimine katılma) haklarının verilmesinin, Atatürk’ün altı temel ilkesinden (Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, İnkılapçılık) hangileriyle ilgili olduğunu bulmamızı istiyor.
Adım 2: Verilen Metindeki İpuçlarını Değerlendirelim ve İlkelerle Bağlantı Kuralım
Metinde Atatürk’ün kadınların toplumsal hayatta erkeklerle eşit olması gerektiğini vurguladığını görüyoruz. Ayrıca bu hakların verilme sürecinden bahsediliyor: 1930’da belediye, 1933’te muhtarlık ve 1934’te milletvekili seçme ve seçilme hakkı. Şimdi bu durumu ilkelerle tek tek inceleyelim:
- Cumhuriyetçilik: Bu ilkenin anahtarı nedir? Ulusal egemenlik! Yani, yönetme gücünün millete ait olması. Peki, milletin yarısını oluşturan kadınlar yönetime katılamazsa, ulusal egemenlik tam olarak sağlanmış olur mu? Tabii ki olmaz. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi, milletin tamamının yönetime katılmasını sağlayarak cumhuriyet rejimini ve ulusal egemenliği güçlendirir. Bu yüzden en doğrudan ilgili ilke budur.
- Halkçılık: Bu ilkenin temelinde ne vardı? Eşitlik! Kanun önünde herkesin, hiçbir ayrım gözetilmeksizin eşit olmasıdır. Erkeklerin siyasi hakları varken kadınların olmaması bir eşitsizlik durumudur. Kadınlara da bu hakların verilmesi, kadın ile erkek arasındaki bu eşitsizliği ortadan kaldırmıştır. Toplumdaki tüm bireylerin yönetime eşit katılmasını sağladığı için bu inkılap, halkçılık ilkesinin en güzel örneklerinden biridir.
- Laiklik: Laiklik, devlet ve toplum kurallarının dine değil, akla ve bilime dayanmasıdır. Osmanlı döneminde toplumsal hayat ve kadın hakları, daha çok geleneksel ve dini kurallara göre şekilleniyordu. Kadınlara siyasi hakların verilmesi, eski toplumsal anlayışın yerine modern ve medeni hukuka dayalı, cinsiyet ayrımı yapmayan bir toplum yapısının benimsendiğini gösterir. Bu haklar, dini kurallara göre değil, çağdaş vatandaşlık anlayışına göre verilmiştir. Bu nedenle laiklik ile de güçlü bir bağlantısı vardır.
- İnkılapçılık (Devrimcilik): Bu ilke, eskiyen, işe yaramayan kurumları kaldırıp yerine çağın gereklerine uygun, modern kurumlar getirmektir. Türk kadınına siyasi haklar tanımak, o dönem için çok büyük ve köklü bir yeniliktir. Toplumda çağdaşlaşmayı ve ilerlemeyi hedefler. Metindeki tabloya bakarsan, Türkiye’nin bu hakkı Fransa, İtalya, Japonya gibi pek çok ülkeden önce tanıdığını görürsün. Bu durum, yapılan yeniliğin ne kadar ileri görüşlü ve devrimci bir adım olduğunu kanıtlar.
Adım 3: Sonuca Ulaşalım
Toparlayacak olursak, Türk kadınına siyasi hakların verilmesi birden fazla Atatürk ilkesiyle yakından ilişkilidir.
Sonuç:
Türk kadınlarına siyasal hakların verilmesi, en başta yönetime katılımı ve eşitliği sağladığı için Cumhuriyetçilik ve Halkçılık ilkeleriyle doğrudan ilgilidir. Bunun yanı sıra, bu hakların çağdaş hukuk kurallarına göre verilmesi Laiklik ilkesiyle, eski toplumsal yapıyı değiştirip modern bir yapı kurması nedeniyle de İnkılapçılık ilkesiyle ilişkilendirilebilir.
Umarım açıklamam anlaşılır olmuştur. Bu konu, Atatürk’ün Türk toplumunu ne kadar ileriye taşımak istediğinin en güzel kanıtlarından biridir. Aklına takılan başka bir şey olursa çekinmeden sorabilirsin!