8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 203
Merhaba sevgili 8. sınıf öğrencileri! Bugün İnkılap Tarihi dersimiz için gönderdiğiniz soruları birlikte çözeceğiz. Hadi başlayalım!
7. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk Dönemi’nde Türkiye’nin dış politikasında yaşanan gelişmeler arasında gösterilemez?
A) Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne üye olması
B) Osmanlı’dan kalan dış borçların tamamının ödenmesi
C) Türkiye ile Yunanistan arasında Nüfus Mübadelesi yapılması
D) Boğazlar’da Türk egemenliğinin sağlanması
Çözüm:
Bu soruda, Atatürk dönemindeki dış politika gelişmelerinden hangisinin gerçekleşmediğini bulmamız gerekiyor.
Adım 1: Seçenekleri tek tek inceleyelim.
- A) Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne üye olması: Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyeti’ne (bugünkü adıyla Birleşmiş Milletler) üye olmuştur. Bu, Atatürk döneminde gerçekleşen önemli bir dış politika gelişmesidir.
- B) Osmanlı’dan kalan dış borçların tamamının ödenmesi: Osmanlı Devleti’nden kalan dış borçlar, Cumhuriyet döneminde uzun yıllar boyunca taksitler halinde ödenmiştir. Ancak borçların tamamının ödenmesi, Atatürk döneminin sonlarına doğru veya sonrasında gerçekleşmiştir. Soruda “tamamının ödenmesi” ifadesi kullanıldığı için bu seçenek şüpheli duruyor.
- C) Türkiye ile Yunanistan arasında Nüfus Mübadelesi yapılması: Lozan Barış Antlaşması’nın bir sonucu olarak Türkiye ile Yunanistan arasında 1923 yılında Nüfus Mübadelesi (Türk ve Rum nüfusun karşılıklı değişimi) yapılmıştır. Bu da Atatürk döneminde gerçekleşen bir gelişmedir.
- D) Boğazlar’da Türk egemenliğinin sağlanması: Lozan Barış Antlaşması ile Boğazlar uluslararası bir statüye kavuşmuştu. Ancak 1936’da Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki Türk egemenliği tam olarak sağlanmıştır. Bu da Atatürk döneminde gerçekleşen önemli bir dış politika başarısıdır.
Adım 2: Seçenekleri karşılaştırarak en uygun cevabı bulalım.
A, C ve D seçeneklerinde belirtilen gelişmeler Atatürk döneminde gerçekleşmiştir. Ancak Osmanlı’dan kalan dış borçların tamamının ödenmesi, Atatürk döneminin tamamına yayılmış ve dönemin sonrasında da devam etmiş bir süreçtir. Bu nedenle, soruda “gösterilemez” denildiği için, borçların tamamının ödenmesi Atatürk döneminin bir dış politika gelişmesi olarak tek başına ele alındığında tam olarak doğru değildir.
Sonuç: B
8. Lozan Barış Antlaşması sonrasında Türkiye ile Yunanistan arasında Nüfus Mübadelesi Sorunu ortaya çıkmış ancak bu sorun iki ülke liderinin izlediği akılcı politika sayesinde savaşa başvurulmadan çözülmüştür.
Nüfus Mübadelesi Sorunu’nun barışçıl yollarla çözülmesinin;
I. Balkan Antantı’nın kurulması,
II. Ülkemizdeki Rumların tamamının Yunanistan’a gitmesi,
III. İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye ile Yunanistan’ın ittifak kurması
gelişmelerinden hangilerine ortam hazırladığı söylenebilir?
A) Yalnız I.
B) Yalnız II.
C) I ve II.
D) I, II ve III.
Çözüm:
Bu soruda, Nüfus Mübadelesi’nin barışçıl yollarla çözülmesinin hangi gelişmelerin ortaya çıkmasına zemin hazırladığını anlamamız gerekiyor.
Adım 1: Nüfus Mübadelesi’nin ne anlama geldiğini ve amacını hatırlayalım.
Nüfus Mübadelesi, Lozan Antlaşması gereği Türkiye’deki Rumların ve Yunanistan’daki Türklerin karşılıklı olarak yer değiştirmesiydi. Bu, iki ülke arasındaki gerginliği azaltmak ve barışı sağlamak için önemli bir adımdı.
Adım 2: Verilen öncülleri tek tek inceleyelim.
- I. Balkan Antantı’nın kurulması: Balkan Antantı, Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkanlar’da barış ve güvenliği sağlamak amacıyla kurulmuş bir ittifaktı. Nüfus Mübadelesi gibi iki ülke arasındaki sorunların barışçıl yollarla çözülmesi, bu tür bölgesel işbirliklerinin önünü açar. Bu nedenle, mübadelenin barışçıl çözümü, Balkan Antantı’nın kurulmasına olumlu katkı sağlamış olabilir.
- II. Ülkemizdeki Rumların tamamının Yunanistan’a gitmesi: Nüfus Mübadelesi’nin amacı zaten buydu. Mübadelenin barışçıl yollarla ve antlaşma ile yapılması, bu sürecin daha düzenli ve sorunsuz ilerlemesine yardımcı olmuştur. Yani, mübadelenin kendisi zaten bu sonucun gerçekleşmesidir ve barışçıl çözümü bu süreci kolaylaştırmıştır.
- III. İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye ile Yunanistan’ın ittifak kurması: Nüfus Mübadelesi’nin yapıldığı dönem, İkinci Dünya Savaşı’ndan çok daha öncedir. Mübadelenin barışçıl çözümü, iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmiş olsa da, doğrudan İkinci Dünya Savaşı’nda bir ittifak kurulmasına neden olduğunu söylemek için yeterli bir sebep değildir. Savaşın koşulları çok daha farklı etkenlere bağlıdır.
Adım 3: Hangi öncüllerin Nüfus Mübadelesi’nin barışçıl çözümünden etkilendiğini belirleyelim.
Öncül I ve Öncül II, Nüfus Mübadelesi’nin barışçıl çözümüyle doğrudan veya dolaylı olarak ilişkilidir. Öncül III ise bu ilişkinin doğrudan bir sonucu değildir.
Sonuç: C
9. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı okulların ve azınlık okullarının tamamı, Tevhid-i Tedrisat Kanunu çerçevesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmış ve böylece bu okulların denetimleri kolaylaşmıştır.
Buna göre,
I. Türkiye Cumhuriyeti egemenlik haklarından taviz vermemiştir.
II. Yabancı okullar Türk eğitim sistemine tabi olmuştur.
III. Avrupalı devletlerin Türkiye’nin iç işlerine karışmalarının önüne geçilmiştir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
A) Yalnız I.
B) Yalnız II.
C) I ve II.
D) I ve III.
Çözüm:
Bu soruda, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun yabancı okulları Millî Eğitim Bakanlığına bağlamasının hangi sonuçlara yol açtığını anlamamız isteniyor.
Adım 1: Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun amacını ve etkilerini hatırlayalım.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Eğitimde Birlik Yasası), Türkiye’de eğitim sisteminin birleştirilmesini amaçlamıştır. Bu kanunla birlikte tüm okullar, ister Türk ister yabancı olsun, devletin denetimine girmiştir.
Adım 2: Verilen yargıları metinle ilişkilendirelim.
- I. Türkiye Cumhuriyeti egemenlik haklarından taviz vermemiştir: Yabancı okulların devletin denetimine girmesi, Türkiye’nin kendi eğitim sistemi üzerinde tam egemenlik kurduğunu gösterir. Kendi topraklarındaki eğitim faaliyetlerinin kendi kurallarına göre yürütülmesi, egemenlik haklarının bir göstergesidir. Bu yargıya ulaşabiliriz.
- II. Yabancı okullar Türk eğitim sistemine tabi olmuştur: Metinde açıkça “Millî Eğitim Bakanlığına bağlanmış” ifadesi geçiyor. Bu, yabancı okulların Türk eğitim sisteminin kurallarına ve denetimine tabi olduğu anlamına gelir. Bu yargıya da ulaşabiliriz.
- III. Avrupalı devletlerin Türkiye’nin iç işlerine karışmalarının önüne geçilmiştir: Yabancı okullar, özellikle azınlık okulları, geçmişte Avrupalı devletlerin Türkiye’nin iç işlerine karışmak için kullandığı bir araç olabiliyordu. Bu okulların Türk devletinin denetimine girmesiyle, bu tür karışmaların önüne geçilmiş olur. Bu yargıya da ulaşabiliriz.
Adım 3: Hangi yargılara ulaşabildiğimizi kontrol edelim.
Metinden çıkarılabilecek yargılar I, II ve III’tür. Ancak seçeneklerde I, II ve III birlikte verilmemiş. Tekrar dikkatli bakalım.
Metinde “böylece bu okulların denetimleri kolaylaşmıştır” deniyor. Bu, doğrudan egemenlik haklarının korunması ve iç işlerine karışılmasının engellenmesiyle ilgilidir. Yabancı okulların Türk eğitim sistemine tabi olması da (II. yargı) bu denetimin bir sonucudur.
Tekrar düşünelim:
- Yabancı okulların Millî Eğitim Bakanlığına bağlanması, Türkiye’nin kendi topraklarındaki eğitim üzerinde tam söz sahibi olmasıdır. Bu, egemenlik haklarının korunmasıdır (I).
- Bu okulların Türk eğitim sistemine tabi olması da bu egemenliğin bir sonucudur.
- Daha önce bu okullar aracılığıyla yapılan dış müdahalelerin önüne geçilmiş olması da iç işlerine karışılmasının engellenmesidir (III).
Seçeneklere baktığımızda, I ve III birlikte verilmiş. II. yargı da doğru olsa da, I ve III daha genel ve önemli sonuçları ifade ediyor.
Öğretmen notu: Bu tür sorularda, verilen metinden doğrudan çıkarılabilecek en kapsamlı yargıları seçmek önemlidir. Yabancı okulların bağlanması, hem egemenlik haklarını güçlendirir hem de dış müdahaleleri engeller.
Sonuç: D
10. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya barışını sağlamak amacıyla Paris Barış Konferansı’nda Wilson İlkeleri doğrultusunda Milletler Cemiyeti kurulmuş ancak cemiyet zamanla İngiltere’nin güdümüne girmişti.
Bu gelişmelerin;
I. Uluslararası barışın sağlanamaması,
II. Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne üye olmasının gecikmesi,
III. Yeni bir savaşa ortam hazırlanması
durumlarından hangilerine neden olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I.
B) Yalnız II.
C) Yalnız III.
D) I, II ve III.
Çözüm:
Bu soruda, Milletler Cemiyeti’nin kurulması ve sonrasında İngiltere’nin güdümüne girmesi gibi gelişmelerin hangi sonuçlara yol açtığını değerlendirmemiz gerekiyor.
Adım 1: Verilen bilgileri ve sonuçları analiz edelim.
Metinde belirtilen temel nokta: Milletler Cemiyeti’nin kurulmasına rağmen tam olarak amacına ulaşamaması (barışı tam olarak sağlayamaması) ve bir gücün (İngiltere’nin) etkisine girmesi.
Adım 2: Öncülleri tek tek inceleyelim.
- I. Uluslararası barışın sağlanamaması: Milletler Cemiyeti’nin kurulma amacı dünya barışını sağlamaktı. Ancak metinde cemiyetin İngiltere’nin güdümüne girdiği belirtiliyor. Bu durum, cemiyetin tarafsızlığını ve etkinliğini azaltarak uluslararası barışın tam olarak sağlanamamasına neden olmuş olabilir. Yani, cemiyetin amacına ulaşamaması, barışın sağlanamaması anlamına gelebilir. Bu yargıya ulaşılabilir.
- II. Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne üye olmasının gecikmesi: Milletler Cemiyeti’nin kurulduğu dönemde Türkiye’nin henüz tam bağımsızlığını kazanma süreci devam ediyordu. Ayrıca, cemiyetin taraflı davranması veya İngiltere gibi büyük devletlerin etkisi altında olması, Türkiye gibi yeni kurulan bir devletin bu cemiyete üye olma konusundaki tereddütlerini artırmış ve üyeliğini geciktirmiş olabilir. Türkiye, 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye olmuştur. Bu gecikmenin nedenleri arasında cemiyetin yapısı da etkili olmuş olabilir. Bu yargı savunulabilir.
- III. Yeni bir savaşa ortam hazırlanması: Eğer Milletler Cemiyeti uluslararası barışı tam olarak sağlayamazsa ve büyük devletlerin çıkar çatışmalarının bir arenası haline gelirse, bu durum aslında yeni savaşların çıkmasına zemin hazırlayabilir. Cemiyetin amacına ulaşamaması, ülkelerin kendi başlarının çaresine bakmasına ve silahlanmasına yol açabilir. Bu da yeni savaş riskini artırır. Bu yargı da savunulabilir.
Adım 3: Sonuçları değerlendirelim.
Verilen gelişmelerin her üç öncülde belirtilen durumlara yol açtığı savunulabilir. Cemiyetin barışı sağlayamaması, Türkiye’nin üyeliğini geciktirmesi ve dolayısıyla yeni savaş riskini artırması, birbiriyle bağlantılı sonuçlardır.
Sonuç: D