8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 173
Merhaba sevgili 8. sınıf öğrencileri! Ben İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Gelin, bu etkinliği birlikte yapalım ve demokrasinin temel taşlarını daha iyi anlayalım. Bu kavramların her biri, demokrasinin sağlam bir şekilde ayakta durabilmesi için olmazsa olmazdır. Tıpkı bir binanın sağlam olması için gereken kolonlar gibi düşünebilirsiniz.
Soru: Aşağıda demokrasinin temel unsurları ile ilgili bazı kavramlar verilmiştir. Bu kavramların demokrasi için neden gerekli olduğunu noktalı yerlere yazınız.
Şimdi bu kavramları tek tek ele alalım ve neden bu kadar önemli olduklarını konuşalım.
Çok Partili Siyasal Hayat
Sevgili gençler, düşünün ki okul kantininde sadece tek çeşit bir yiyecek satılıyor. Herkes onu yemek zorunda. Belki bazılarınız onu sevmiyor ama başka seçenek yok. İşte tek partili sistem biraz buna benzer. Çok partili siyasal hayat ise, o kantine bir sürü farklı yiyecek seçeneğinin gelmesi gibidir. Herkes kendi damak zevkine uygun olanı seçebilir.
Demokrasilerde de durum böyledir. Çok partili hayat sayesinde:
- Farklı düşüncelere ve görüşlere sahip insanlar, kendi partilerini kurarak veya destekleyerek yönetimde temsil edilme imkânı bulur.
- Halkın önünde birden fazla seçenek olur. Vatandaşlar, partilerin programlarını ve vaatlerini karşılaştırarak kendilerine en uygun olanı seçme özgürlüğüne sahip olur.
- İktidara gelen partiyi, muhalefet partileri denetler. Bu denetim, hükümetin daha dikkatli ve halkın yararına çalışmasını sağlar.
- Bu durum, ulusal egemenliğin yani halkın yönetimdeki söz hakkının en iyi şekilde kullanılmasını sağlar.
Kısacası, çok partili hayat, demokrasinin vazgeçilmez bir parçasıdır çünkü halka seçme özgürlüğü sunar ve farklı fikirlerin mecliste temsil edilmesini sağlar.
Ulusal Egemenlik
Arkadaşlar, “egemenlik” kelimesi güç, yönetme yetkisi demektir. “Ulusal egemenlik” ise bu gücün ulusa, yani millete ait olmasıdır. Eskiden ülkemizi padişahlar yönetirdi ve güç tek bir kişinin elindeydi. Kararları o verirdi.
Fakat Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet ile birlikte bu durum değişti. Atatürk’ün o meşhur sözünü hatırlayalım: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.” Bu söz, her şeyi özetliyor aslında.
- Artık yönetme gücü bir kişiye veya bir gruba değil, doğrudan doğruya halka aittir.
- Peki biz bu gücümüzü nasıl kullanıyoruz? Elbette seçimlerde oy vererek! Seçimler aracılığıyla kendi vekillerimizi, belediye başkanlarımızı, muhtarlarımızı yani yöneticilerimizi kendimiz belirliyoruz.
- Yöneticiler, bu gücü millet adına belirli bir süreliğine kullanırlar. Eğer görevlerini iyi yapmazlarsa, bir sonraki seçimde halk onlara tekrar yetki vermeyebilir.
Bu yüzden, ulusal egemenlik, demokrasinin temelidir. Çünkü halkın kendi kendini yönetmesi anlamına gelir.
Eşitlik ve Adalet
Şimdi de bir futbol maçı hayal edelim. Hakem, bir takımın oyuncularına sürekli haksızlık yapsa, kuralları sadece diğer takıma uygulasa o maç adil olur mu? Tabii ki olmaz. O maçın bir anlamı kalmaz.
Demokrasi de tıpkı adil bir oyun gibidir. Kuralların herkese eşit uygulanması gerekir.
- Eşitlik: Kanunlar önünde herkesin aynı haklara sahip olmasıdır. Kimsenin diline, dinine, ırkına, cinsiyetine veya zenginliğine bakılarak ona ayrıcalık tanınamaz veya ayrımcılık yapılamaz. Oy kullanırken herkesin oyu birdir ve eşittir.
- Adalet: Yasaların herkese eşit ve tarafsız bir şekilde uygulanmasıdır. Suç işleyen kim olursa olsun, hak ettiği cezayı almalıdır. Haklı olan hakkını alabilmelidir. Bunu da bağımsız mahkemeler sağlar.
Bir toplumda eşitlik ve adalet olmazsa, insanlar arasında güvensizlik ve huzursuzluk ortaya çıkar. İnsanlar haklarının korunmadığını düşünür. Bu nedenle, eşitlik ve adalet, tüm vatandaşların kendilerini güvende hissettiği, haklarının korunduğu bir demokratik düzen için şarttır.
İfade Özgürlüğü
Sevgili öğrenciler, sınıfınızda bir konu hakkında tartışırken sadece birkaç arkadaşınızın konuşmasına izin verilse ve sizin fikirleriniz hiç sorulmasa ne hissederdiniz? Belki de sizin aklınızda çok daha iyi bir fikir vardı!
İfade özgürlüğü, tam da bu demektir:
- Her insanın düşüncelerini, fikirlerini, eleştirilerini; başkalarının haklarına saldırmadan, şiddete teşvik etmeden ve hakaret etmeden özgürce söyleyebilmesi, yazabilmesi veya başka yollarla anlatabilmesidir.
- Demokrasilerde insanlar, yöneticilerin yaptıkları işleri beğenmeyebilir ve bunu eleştirebilirler. Bu eleştiriler, yöneticilerin hatalarını görmelerini ve kendilerini düzeltmelerini sağlar.
- Farklı fikirlerin özgürce tartışıldığı ortamlarda, en doğru ve en iyi çözümler ortaya çıkar. Bilim, sanat ve düşünce hayatı ancak özgür bir ortamda gelişebilir.
Unutmayın, ifade özgürlüğü, toplumun sorunlarının konuşulabilmesi, yöneticilerin denetlenebilmesi ve daha iyi bir toplum için farklı fikirlerin ortaya çıkabilmesi için demokrasinin can damarıdır.