8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 224
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizinle birlikte İkinci Dünya Savaşı ve sonrası dönemle ilgili birkaç soruyu çözeceğiz. Bu sorular, o dönemin zorluklarını ve Türkiye’nin bu süreçteki konumunu anlamamız için çok önemli. Haydi gelin, soruları adım adım inceleyip cevaplarını birlikte bulalım!
8. Türkiye Cumhuriyeti, İkinci Dünya Savaşı öncesi herhangi bir bloka dâhil olmama politikasını savaş boyunca sürdürmüştür. Ancak savaşın sonuna doğru Müttefik Devletler’in savaşı kazanacağı anlaşılınca Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmiştir.
Türkiye’nin bu tutumla aşağıdakilerden hangisini amaçladığı savunulabilir?
- A) Savaş sonrası uluslararası kuruluşlarda yer almayı
- B) Boğazlar konusunda tek yetkili olmayı
- C) Osmanlıdan kalan dış borçlarını telafi etmeyi
- D) Hatay Sorunu’nu çözüme kavuşturmayı
Çözüm:
Bu soruyu çözmek için dönemin şartlarını hatırlamamız gerekiyor. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı boyunca çok akıllıca bir denge politikası izledi ve savaşa girmemeyi başardı. Ancak savaşın sonu göründüğünde, kazanan tarafta yer almak stratejik bir hamleydi.
Adım 1: Soruyu anlayalım. Türkiye neden savaşın en sonunda, kazanan taraf belli olunca sembolik de olsa savaşa girmiş olabilir? Amacı neydi?
Adım 2: Şıkları eleyelim.
- D) Hatay Sorunu: Bu sorun 1939’da, yani savaşın başında çözülmüştü. Bu yüzden bu şık olamaz.
- C) Osmanlı borçları: Bu borçlar uzun yıllardır ödeniyordu ve bu konuyla doğrudan bir ilgisi yoktu.
- B) Boğazlar konusu: Bu konu da 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çözülmüştü.
Adım 3: Doğru cevabı bulalım. Savaş bittikten sonra galip devletler dünyada yeni bir düzen kurmak için bir araya geldiler ve Birleşmiş Milletler‘i kurdular. Bu kuruluşa kurucu üye olmanın şartlarından biri de Mihver Devletlere (Almanya, Japonya gibi) savaş ilan etmiş olmaktı. Türkiye, savaş sonrası kurulacak bu yeni dünya düzeninde söz sahibi olmak ve uluslararası alanda yalnız kalmamak için bu adımı atmıştır.
Yani doğru cevabımız A) Savaş sonrası uluslararası kuruluşlarda yer almayı seçeneğidir.
9. Yanda İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye’de yayımlanmış bir gazete manşeti yer almaktadır.
(Gazete manşeti: “Ekmek karneleri dağıtılmağa başlandı. Karne usulile herkes daha kolay ekmek alabilecektir.”)
Gazete manşetinden hareketle Türkiye’nin o dönemdeki genel durumu ile ilgili olarak;
I. temel gıdaların temininde sıkıntılar yaşandığı,
II. halkın istediği kadar ekmek alamadığı,
III. devletin müdahaleci bir ekonomi modeli uyguladığı
çıkarımlarından hangilerine ulaşılabilir?
- A) Yalnız I.
- B) Yalnız II.
- C) I ve II.
- D) I, II ve III.
Çözüm:
Sevgili çocuklar, bu gazete kupürü bize o dönemin ekonomik zorlukları hakkında çok önemli ipuçları veriyor. “Ekmek karnesi” uygulamasını doğru yorumlarsak soruyu kolayca çözeriz.
Adım 1: “Ekmek karnesi” ne demek, onu anlayalım. Bir ürün karneyle dağıtılıyorsa, bu o ürünün piyasada azaldığı ve herkese yetmediği anlamına gelir. Devlet, eldeki az miktardaki ürünü halka adil bir şekilde dağıtmak için karne sistemini uygular.
Adım 2: Şimdi öncülleri bu bilgiyle değerlendirelim.
- I. temel gıdaların temininde sıkıntılar yaşandığı: Evet, ekmek gibi en temel bir gıda karneye bağlandıysa, demek ki üretimde ve tedarikte büyük sıkıntılar var. Bu çıkarım doğrudur.
- II. halkın istediği kadar ekmek alamadığı: Karne, herkese belirli bir miktar alma hakkı tanır. Yani kimse fırına gidip “bana 5 ekmek ver” diyemezdi, karnesinde ne yazıyorsa onu alabilirdi. Dolayısıyla halk istediği kadar ekmek alamıyordu. Bu çıkarım da doğrudur.
- III. devletin müdahaleci bir ekonomi modeli uyguladığı: Devletin ekmek dağıtımını bizzat kontrol altına alması, fiyatları ve miktarı belirlemesi, ekonomiye doğrudan müdahale ettiğini gösterir. Bu da doğrudur.
Adım 3: Gördüğümüz gibi, gazete manşetinden her üç çıkarıma da ulaşabiliyoruz.
Bu nedenle doğru cevabımız D) I, II ve III. seçeneğidir.
10. Türkiye Cumhuriyeti, İkinci Dünya Savaşı’na askerî anlamda katılmamış olmasına karşın savaşın etkilerini derinden hissetmiştir.
Savaşın Türkiye’yi etkilemesinde;
I. genç nüfusun büyük çoğunluğunun askere alınması,
II. nüfus artış hızının ciddi bir şekilde düşmesi,
III. askerî harcamaların millî gelirin çok üstünde olması
durumlarından hangilerinin rolü olduğu söylenebilir?
- A) Yalnız I.
- B) Yalnız II.
- C) I ve III.
- D) I, II ve III.
Çözüm:
Evet, savaşa fiilen girmesek de “sanki her an savaşa girecekmişiz gibi” hazırlıklı olmak zorundaydık. Bu durumun ülkemize hem sosyal hem de ekonomik olarak ağır bedelleri oldu.
Adım 1: Öncülleri tek tek inceleyelim ve Türkiye’nin durumuyla ilişkilendirelim.
- I. genç nüfusun büyük çoğunluğunun askere alınması: Türkiye, olası bir saldırıya karşı yaklaşık 1 milyon askerini silah altında tuttu. Bu askerler kimdi? Tarlada çalışan çiftçi, fabrikada çalışan işçiydi. Üretim yapan genç nüfus askere alınınca, tarım ve sanayi üretimi ciddi şekilde düştü. Bu durum ülkeyi derinden etkiledi. Yani bu ifade doğrudur.
- II. nüfus artış hızının ciddi bir şekilde düşmesi: Genç erkeklerin uzun süre askerde olması, savaşın getirdiği ekonomik sıkıntılar ve genel belirsizlik ortamı, ailelerin çocuk yapma isteğini azalttı. Bu yüzden o yıllarda nüfus artış hızımızda büyük bir düşüş yaşandı. Bu da doğrudur.
- III. askerî harcamaların millî gelirin çok üstünde olması: 1 milyon askeri beslemek, giydirmek ve onlara silah-teçhizat sağlamak inanılmaz derecede masraflıydı. Devlet, bütçesinin çok büyük bir kısmını savunma harcamalarına ayırmak zorunda kaldı. Bu da halka daha az hizmet gitmesine ve ekonominin zayıflamasına neden oldu. Bu ifade de savaşın etkilerini gösterir ve doğrudur.
Adım 2: Tüm öncüllerin, Türkiye’nin savaştan ne kadar derinden etkilendiğini açıkladığını görüyoruz.
Dolayısıyla doğru cevabımız yine D) I, II ve III. seçeneğidir.
11. Aşağıdakilerden hangisi 1945-1950 yılları arasında Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmeler arasında yer almaz?
- A) 1946 yılı milletvekilliği seçimini Demokrat Partinin kazanması
- B) Çok partili siyasal hayata geçilmesi
- C) Cumhuriyet Halk Fırkası iktidarının devam etmesi
- D) Nuri Demirağ tarafından Millî Kalkınma Partisinin kurulması
Çözüm:
Bu soruda dikkat etmemiz gereken iki şey var: birincisi tarih aralığı (1945-1950), ikincisi ise sorunun sonundaki “yer almaz” ifadesi. Yani bizden bu dönemde yaşanmamış olan olayı bulmamız isteniyor.
Adım 1: Şıklardaki olayları tarihleriyle birlikte hatırlayalım.
- B) Çok partili siyasal hayata geçilmesi: Evet, İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle 1945’ten itibaren Türkiye’de çok partili hayata geçiş süreci başladı. Bu ifade doğrudur.
- D) Nuri Demirağ tarafından Millî Kalkınma Partisinin kurulması: Bu parti, çok partili hayatın ilk partisi olarak 1945’te kuruldu. Bu ifade de doğrudur.
- C) Cumhuriyet Halk Fırkası iktidarının devam etmesi: 1946 seçimlerini CHP kazandı ve 1950 seçimlerine kadar iktidarda kalmaya devam etti. Bu ifade de doğrudur.
- A) 1946 yılı milletvekilliği seçimini Demokrat Partinin kazanması: İşte burası çok önemli! Demokrat Parti (DP) 1946’da kuruldu ve 1946 seçimlerine katıldı ama bu seçimi kaybetti. Seçimi CHP kazandı. DP, seçimleri 1950 yılında kazandı ve iktidara geldi. Soru bize 1946 seçimini sorduğu için bu ifade yanlıştır.
Adım 2: Soru bizden “yer almayan” yani yanlış olan bilgiyi istediği için doğru cevabı bulmuş olduk.
Doğru cevabımız A) 1946 yılı milletvekilliği seçimini Demokrat Partinin kazanması seçeneğidir.
Umarım açıklamalarım faydalı olmuştur. Unutmayın, tarihi olayları neden-sonuç ilişkisi içinde ve kronolojik sırasına dikkat ederek öğrenirseniz, bu tür soruları çözmek çok daha kolay olacaktır. Başarılar dilerim!