8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 86
Merhaba sevgili gençler, ben İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Gelin, gönderdiğiniz bu güzel soruları birlikte adım adım çözelim ve konularımızı tekrar edelim. Unutmayın, her soru yeni bir şey öğrenmek için harika bir fırsattır!
15. Aşağıda 23 Nisan 1920’de açılan ilk Meclisin bazı özellikleri verilmiştir.
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
• Büyük Millet Meclisi yasama ve yürütme yetkisine sahiptir.
• Meclis içinden seçilen bir heyet, hükümet işlerine bakar. Meclis başkanı hükümetin de başkanıdır.
• Mecliste toplanmış olan millî iradeyi vatanın kaderine tayin kılmak temel ilkedir. Büyük Millet Meclisi üzerinde güç yoktur.
Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisi söylenemez?
- A) Demokrasinin tüm unsurları hayata geçirilmiştir.
- B) Meclis hükümeti sistemi benimsenmiştir.
- C) Güçler birliği ilkesi uygulanmıştır.
- D) Osmanlı hükümeti ve saltanat yok sayılmıştır.
Çözüm:
Haydi bakalım, bu soruyu çözmek için bize verilen bilgileri dikkatlice inceleyelim. Soruda bizden bu bilgilere bakarak hangisini söyleyemeyeceğimizi bulmamız isteniyor.
Adım 1: Önce B, C ve D şıklarının neden söylenebileceğini bulalım.
- “Güçler birliği ilkesi uygulanmıştır.” (C şıkkı): Metinde “Büyük Millet Meclisi yasama ve yürütme yetkisine sahiptir.” diyor. Normalde demokratik ülkelerde yasama, yürütme ve yargı güçleri ayrı ayrı kurumlardadır (buna güçler ayrılığı denir). Ama burada hem yasa yapma (yasama) hem de ülkeyi yönetme (yürütme) gücü Meclis’te toplanmış. İşte buna güçler birliği diyoruz. Demek ki C şıkkı doğru.
- “Meclis hükümeti sistemi benimsenmiştir.” (B şıkkı): Metinde “Meclis içinden seçilen bir heyet, hükümet işlerine bakar. Meclis başkanı hükümetin de başkanıdır.” ifadesi var. Bu, bakanların (hükümetin) meclis içinden seçildiği ve meclis başkanının aynı zamanda hükümetin de başı olduğu bir sistemdir. Bu sisteme Meclis Hükümeti Sistemi denir. Demek ki B şıkkı da doğru.
- “Osmanlı hükümeti ve saltanat yok sayılmıştır.” (D şıkkı): Metnin son cümlesine bakalım: “Büyük Millet Meclisi üzerinde güç yoktur.” Bu cümle, milletin iradesini temsil eden meclisten daha üstün bir makam (padişah, saltanat, İstanbul Hükümeti gibi) tanınmadığını açıkça gösteriyor. Yani saltanat ve Osmanlı hükümeti yok sayılmıştır. Demek ki D şıkkı da doğru.
Adım 2: Şimdi A şıkkına bakalım.
- “Demokrasinin tüm unsurları hayata geçirilmiştir.” (A şıkkı): Bu ifade çok iddialı bir ifade. Evet, milli iradenin üstünlüğü, meclisin açılması gibi çok önemli demokratik adımlar atılmış. Ancak o dönemde savaş koşulları vardı. Siyasi partiler yoktu ve güçler birliği ilkesi uygulanıyordu (ki bu tam demokratik sistemlerde pek tercih edilmez). Bu yüzden demokrasinin “tüm” unsurlarının hayata geçirildiğini söylemek doğru olmaz. Bu bir eksiklik değil, o günün zorlu şartlarının bir gereğiydi.
Sonuç olarak, B, C ve D şıklarındaki bilgilere metinden ulaşabiliyoruz ama A şıkkındaki “tüm unsurlar” ifadesi aşırı bir genelleme olduğu için söylenemez.
Bu nedenle doğru cevap A) seçeneğidir.
16. Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi’nde yaptığı bu konuşma ile aşağıda verilenlerden hangisine doğrudan tepki göstermiştir?
“Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir.”
- A) Saltanat yönetimine
- B) Mandacılık fikrine
- C) Meşruti yönetime
- D) Damat Ferit Paşa hükümetine
Çözüm:
Bu soruyu çözmek için Mustafa Kemal’in o meşhur sözünün ne anlama geldiğini iyi bilmemiz gerekiyor. Hadi adım adım gidelim.
Adım 1: Mustafa Kemal’in sözünü analiz edelim. “Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığı” ne demek? Bu, bir ülkenin kendi kendini yönetemeyeceğini düşünüp, daha güçlü bir devletin (mesela İngiltere veya Amerika’nın) himayesine, yani koruması altına girmesi demektir. Bu fikre biz ne ad veriyorduk? Elbette, manda ve himaye!
Adım 2: Atatürk bu sözüyle ne diyor? Böyle bir şeyi kabul etmek, diyor, “Ben güçsüzüm, zavallıyım, kendi başımın çaresine bakamam” demektir ve bu insanlık onuruna yakışmaz diyor. Yani manda ve himaye fikrine kökünden ve çok sert bir şekilde karşı çıkıyor.
Adım 3: Şıkları değerlendirelim.
- A) Saltanat yönetimi: Bu, padişahlıkla yönetilme şeklidir. Söz doğrudan buna yönelik değil.
- B) Mandacılık fikrine: Bu, manda ve himaye düşüncesidir. Atatürk’ün sözü tam olarak bu fikri hedef alıyor.
- C) Meşruti yönetim: Padişahın yanında bir de meclisin olduğu yönetim şeklidir. Söz bununla ilgili değil.
- D) Damat Ferit Paşa hükümetine: Damat Ferit, işgallere karşı pasif kalan bir sadrazamdı ama bu söz, kişiden çok fikre yöneliktir.
Mustafa Kemal, tam bağımsızlıktan yanaydı. Başka bir ülkenin himayesi altına girmeyi asla kabul etmedi. Bu sözü de Sivas Kongresi’nde manda ve himayeyi savunanlara karşı söylemiştir. Unutmayın, “Ya istiklal ya ölüm!” parolasının özü budur.
Bu nedenle doğru cevap B) seçeneğidir.
17. Birinci Dünya Savaşı’na zemin hazırlayan gelişmelerden biri Fransız İhtilali idi. İhtilalle ortaya çıkan “milliyetçilik” düşüncesi, çok uluslu devletlerin içerisindeki azınlıkların isyan etmelerine neden oluyordu.
Bu gelişmenin;
I. Osmanlı
II. İtalya
III. Avusturya-Macaristan
devletlerden hangilerini olumsuz etkilediği söylenebilir?
- A) Yalnız I.
- B) Yalnız II.
- C) I ve III.
- D) I, II ve III.
Çözüm:
Harika bir soru daha! Bu soruyu çözmek için anahtar kelimemiz “çok uluslu devlet“. Gelin bakalım bu ne demek ve milliyetçilik bu tür devletleri nasıl etkilemiş.
Adım 1: Kavramları anlayalım.
- Milliyetçilik: “Her millet kendi devletini kurmalıdır” diyen bir düşünce akımıdır. Fransız İhtilali ile tüm dünyaya yayılmıştır.
- Çok Uluslu Devlet (İmparatorluk): Sınırları içinde birden fazla milleti (Türk, Sırp, Arap, Macar, Alman gibi) barındıran devlet demektir.
Adım 2: Mantık yürütelim. Eğer her millet kendi devletini kurmak isterse, içinde bir sürü farklı milleti barındıran çok uluslu devletlere ne olur? Tabi ki bu milletler isyan eder ve imparatorluktan ayrılıp kendi devletlerini kurmak isterler. Bu da imparatorluğun parçalanması, yani olumsuz etkilenmesi demektir.
Adım 3: Verilen devletleri bu mantığa göre inceleyelim.
- I. Osmanlı Devleti: İçerisinde Türkler, Araplar, Sırplar, Bulgarlar, Rumlar, Ermeniler gibi onlarca farklı millet yaşıyordu. Milliyetçilik akımı yüzünden bu milletler bir bir isyan edip bağımsızlıklarını kazandılar ve Osmanlı Devleti parçalandı. Yani Osmanlı olumsuz etkilendi.
- II. İtalya: İtalya, 19. yüzyılda dağınık halde yaşayan İtalyanların milliyetçilik akımı sayesinde birleşerek kendi ulus devletlerini kurmalarıyla ortaya çıktı. Yani milliyetçilik İtalya’yı parçalamadı, tam tersine oluşturan bir güç oldu. Dolayısıyla olumsuz etkilenmedi.
- III. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu: Tıpkı Osmanlı gibi bu devlet de içinde Almanlar, Macarlar, Çekler, Slovaklar, Hırvatlar gibi pek çok milleti barındırıyordu. Milliyetçilik isyanları yüzünden I. Dünya Savaşı sonunda bu imparatorluk da tarihe karıştı ve parçalandı. Yani Avusturya-Macaristan da olumsuz etkilendi.
Sonuç olarak, milliyetçilik akımından olumsuz etkilenen devletler çok uluslu birer imparatorluk olan Osmanlı ve Avusturya-Macaristan’dır.
Bu nedenle doğru cevap C) seçeneğidir.