8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 95
Harika bir konu! Milli Mücadele’nin en kritik dönemeçlerinden biri olan düzenli ordunun kuruluşunu ele alacağız. Gelin, kitaptaki bu önemli soruları bir öğretmeniniz olarak size adım adım açıklayayım.
Soru 1: Büyük Millet Meclisinin düzenli ordu kurmasının ve Batı Cephesi’ni açmasının sebepleri neler olabilir?
Sevgili öğrenciler, bu soruyu cevaplamak için aslında metnin bize verdiği ipuçlarını takip etmemiz yeterli. Hadi gelin birlikte bu sebepleri adım adım inceleyelim.
Unutmayın, her olayın bir sebebi ve bir sonucu vardır. Tarihi anlamak, bu sebep-sonuç ilişkisini kurabilmektir.
Çözüm:
Adım 1: Batı Cephesi Neden Açıldı?
Öncelikle Batı Cephesi’nin neden açıldığını anlamalıyız. Metinde de okuduğumuz gibi, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Paris Barış Konferansı’nda İzmir ve çevresi haksız bir şekilde Yunanistan’a verildi. Bunun üzerine Yunanlar, İngilizlerin de desteğiyle güzel İzmir’imizi işgal ettiler. İşte bu işgale karşı vatanımızı savunmak için açılan cepheye biz Batı Cephesi diyoruz. Yani temel sebep, Batı Anadolu’daki Yunan işgalidir.
Adım 2: Düzenli Orduya Neden İhtiyaç Duyuldu?
İşgaller başlayınca, halkımız vatanını korumak için gönüllü olarak bir araya gelerek Kuvâ-yı Millîye birliklerini kurdu. Bu birlikler çok kahramanca savaştılar ve düşmanı yavaşlattılar. Ancak bir süre sonra bazı sorunlar ortaya çıktı. İşte düzenli ordunun kurulma sebepleri de bu sorunlardır:
- Disiplinsizlik: Kuvâ-yı Millîye birlikleri, bir ordu gibi emir-komuta zincirine sahip değildi. Her birliğin kendi lideri vardı ve bazen merkezi otoriteyi yani BMM’yi dinlemiyorlardı. Metinde de bahsedilen “başına buyruk hareket etmeleri” ifadesi tam olarak bunu anlatıyor.
- Bölgesel Olmaları: Bu birlikler genellikle sadece kendi şehirlerini veya kasabalarını korumayı amaçlıyordu. Oysa düşmanı yurttan tamamen atmak için tüm yurdun kurtuluşunu hedefleyen bir güce ihtiyaç vardı.
- Askeri Yetersizlik: Kuvâ-yı Millîye, düşmanı oyalayabiliyor ama tamamen durdurup yurttan atacak güce ve donanıma sahip değildi. Metinde de belirtildiği gibi, Gediz Savaşı’ndaki başarısızlık bunun en net örneğidir. Yunan ordusu düzenli ve güçlüydü, onlara karşı ancak düzenli bir orduyla zafer kazanılabilirdi.
- İş Birliği Eksikliği: Birlikler arasında tam bir koordinasyon yoktu. Çerkez Ethem kuvvetleri ile Ali Fuat Paşa’nın kuvvetleri arasındaki iş birliği eksikliği, Gediz’de yenilgiye yol açmıştı.
Sonuç:
İşte bu sebeplerden dolayı Büyük Millet Meclisi, Kuvâ-yı Millîye’nin artık yetersiz kaldığını görmüş ve vatanın kurtuluşu için disiplinli, tek bir merkezden yönetilen, donanımlı ve eğitimli bir düzenli ordu kurmaya karar vermiştir.
Soru 2: Düzenli ordunun kurulmasında hangi faktörler etkili olmuştur?
Arkadaşlar, bu soru aslında ilk sorunun cevabıyla çok yakından ilişkili. İlk soruda öğrendiklerimizi burada daha net bir şekilde maddeleyerek pekiştireceğiz.
Çözüm:
Adım 1: Temel Sorunları Belirlemek
Düzenli orduya geçişi zorunlu kılan temel etken, o anki savunma gücümüz olan Kuvâ-yı Millîye’nin sahip olduğu eksikliklerdi. Bu eksiklikler, düzenli ordunun kurulmasındaki en önemli faktörlerdir.
Adım 2: Faktörleri Sıralamak
Şimdi bu faktörleri (etkenleri) tek tek sıralayalım:
- Kuvâ-yı Millîye birliklerinin disiplinden yoksun ve merkezî bir komuta sistemine bağlı olmaması.
- Birliklerin sadece kendi bölgelerini savunmaya çalışması, ulusal bir mücadele ruhundan uzak olmaları.
- Düzenli Yunan ordusu karşısında askerî olarak yetersiz kalmaları ve düşman ilerleyişini kesin olarak durduramamaları (Gediz Muharebesi’ndeki yenilgi bu faktörü kanıtlar niteliktedir).
- Kuvâ-yı Millîye liderleri arasında iş birliği ve koordinasyon eksikliği yaşanması.
- Bazı Kuvâ-yı Millîye birliklerinin, ihtiyaçlarını karşılarken halka baskı yapması ve kendi kurallarına göre yargılama yapmaları. (Bu durum, halkın BMM’ye olan güvenini sarsabilirdi.)
Sonuç:
Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, Büyük Millet Meclisi için Millî Mücadele’yi zafere ulaştıracak tek yolun, devlet otoritesine bağlı, düzenli ve modern bir ordu kurmak olduğu anlaşılmıştır. Bu karar, Kurtuluş Savaşı’mızın kaderini değiştiren en önemli adımlardan biri olmuştur.