8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Ders Destek Yayınları Sayfa 71
Merhaba sevgili 8. sınıf öğrencilerim! Ben İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Kitabımızdaki bu önemli etkinliği anlamanız ve en doğru şekilde cevaplamanız için size yardımcı olacağım. Gelin, görseldeki metni ve soruyu birlikte analiz edelim ve adım adım çözelim.
Soru: Mustafa Kemal Paşa’nın bu sözlerini göz önünde bulundurarak Büyük Millet Meclisinin açılmasının egemenlik anlayışında meydana getirdiği değişimi aşağıda verilen boşluğa yazınız. Yazdıklarınızı arkadaşlarınızla paylaşınız.
Harika bir soru! Bu soruyu çözmek için önce eski durumu, sonra Atatürk’ün ne demek istediğini ve en sonunda da BMM’nin açılmasıyla nelerin değiştiğini anlamamız gerekiyor. Haydi başlayalım!
Adım 1: BMM Açılmadan Önce Egemenlik Nasıl Anlaşılıyordu?
Öncelikle, Büyük Millet Meclisi açılmadan önceki durumu bir hatırlayalım. O zamanlar devletimiz Osmanlı İmparatorluğu’ydu ve yönetim şekli monarşiydi. Yani, ülkeyi yönetme hakkı, yani egemenlik, tek bir kişiye, yani Padişah’a aitti. Padişah, bu hakkı babadan oğula geçen bir sistemle, yani saltanatla elinde tutuyordu. Kararları o verirdi ve halkın yönetime doğrudan bir katılımı yoktu.
Adım 2: Atatürk’ün Sözünü Anlayalım
Etkinlikte bize Atatürk’ün çok önemli bir sözü verilmiş:
“Kayıtsız şartsız tabiriyle belirtilen egemenliği milletin üzerinde tutmak demek, bu egemenliğin zerresini sıfatı, ismi ne olursa olsun hiçbir makama vermemek, verdirmemek demektir. Bununla kastettiğim manayı kolaylıkla anlayabilirsiniz.”
Atatürk burada çok net bir şey söylüyor, değil mi? Diyor ki; “Egemenlik, yani yönetme gücü, hiçbir şart olmadan, tamamen ve bütünüyle milletindir.” Bu gücün en küçük bir parçasının bile padişah, halife veya başka bir unvana sahip hiç kimseye verilemeyeceğini, kimseyle paylaşılamayacağını vurguluyor. Gücün tek ve gerçek kaynağı halktır!
Adım 3: BMM’nin Açılmasıyla Gelen Değişim
İşte Büyük Millet Meclisi’nin (BMM) 23 Nisan 1920’de açılması, tam da bu düşüncenin hayata geçirilmesidir. BMM, milletin kendi seçtiği temsilcilerden, yani milletvekillerinden oluşuyordu. Artık ülkeyle ilgili kararları tek bir kişi (Padişah) değil, milletin vekilleri hep birlikte, millet adına alacaktı. Bu, egemenliğin Padişah’tan alınıp doğrudan millete verilmesi anlamına geliyordu. Metinde de “Saltanat yok sayılarak ulusal egemenliğin gerçekleşmesi yönünde önemli bir adım atıldı.” cümlesi bu değişimi çok güzel özetliyor.
Sonuç olarak, boşluğa şunları yazabiliriz:
Büyük Millet Meclisinin açılması, egemenlik anlayışında köklü ve tarihi bir değişikliğe yol açmıştır. BMM’den önce egemenlik, yani devleti yönetme gücü, tek bir kişiye, Padişah’a aitti. Bu anlayışa kişi egemenliği veya monarşi denir.
Ancak Mustafa Kemal’in “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesi doğrultusunda açılan Büyük Millet Meclisi ile bu durum tamamen değişmiştir. Artık egemenlik, Padişah’tan alınarak Türk milletine verilmiştir. Millet, bu hakkını kendi seçtiği temsilcileri aracılığıyla Meclis’te kullanmaya başlamıştır. Böylece kişi egemenliğinden, milli egemenlik anlayışına geçilmiştir. Bu, modern ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan en önemli adımdır.
Umarım açıklamam faydalı olmuştur. Unutmayın, milli egemenlik, kendi geleceğimiz hakkında söz sahibi olmamız demektir! Başarılar dilerim.