8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Hecce Yayınları Sayfa 146
Merhaba sevgili öğrencim,
Bugün seninle birlikte Atatürk ve millî eğitim üzerine çok güzel bir metni inceleyeceğiz ve metinle ilgili soruları adım adım çözeceğiz. Hazırsan başlayalım!
2. ETKİNLİK
Aşağıdaki soruları okuduğunuz metne göre cevaplayalım:
1. Atatürk’ün eğitim konusuna ne kadar önem verdiği nasıl vurgulanmıştır?
Sevgili öğrencim, metni dikkatlice okuduğumuzda Atatürk’ün eğitime ne kadar değer verdiğini açıkça görüyoruz. Metinde şöyle deniyor:
- “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” Bu sözüyle öğretmenlerin ve dolayısıyla eğitimin bir milleti kurtaracak kadar önemli olduğunu vurgulamış.
- Kendi öğrenim hayatından duyduğu memnuniyeti dile getirerek “Bir çocuğun, normal tahsil devrelerinden geçerek yetişmiş olması şarttır.” sözüyle de çocukların düzenli eğitim almasının ne kadar elzem olduğunu belirtmiş.
Yani, Atatürk eğitimin bir milletin kurtuluşu ve geleceği için vazgeçilmez olduğunu, çocukların da mutlaka düzenli bir eğitimden geçmesi gerektiğini söyleyerek bu konuya verdiği önemi çok güçlü bir şekilde vurgulamış.
2. Atatürk’e göre ideal bir öğretmen nasıl olmalıdır?
Metinde Atatürk’ün öğretmenlik mesleği hakkında bir tavsiyesi geçiyor. Diyor ki:
“Talebe, her ne yaşta ve sınıfta olursa olsun, onlara geleceğin büyükleri nazarıyla bakacak ve öyle muamele edeceksin.”
Bu söze göre, ideal bir öğretmen öğrencilerine sadece bugünün çocukları olarak değil, geleceğin liderleri, yöneticileri ve büyükleri olarak bakmalı. Onlara bu bilinçle, saygıyla ve özenle davranmalı. Öğrencilerin potansiyelini gören, onlara değer veren ve onları geleceğe hazırlayan bir öğretmen, Atatürk’e göre ideal öğretmendir.
3. Atatürk’e göre millî eğitim ve kültür alanındaki ilerlemenin önemi nedir?
Bu soruya da ilk soruda verdiğimiz cevaptaki anahtar cümleden yola çıkarak cevap verebiliriz. Atatürk’ün “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” sözü, millî eğitimin ve kültürün bir milletin varlığı ve ilerlemesi için temel bir araç olduğunu gösterir. Eğitim ve kültürdeki ilerleme sayesinde milletler bilgiyle donanır, bilinçlenir ve kendi kaderlerini tayin edebilir hale gelir. Yani bir milletin bağımsızlığını koruması, gelişmesi ve yükselmesi için eğitim ve kültür alanında sürekli ilerlemesi çok önemlidir.
4. Atatürk, Türk büyüklerinden hangilerine hayranlık duymaktadır?
Metni dikkatlice okuduğumuzda, Atatürk’ün hangi Türk büyüklerine hayranlık duyduğuna dair doğrudan bir bilgi verilmediğini görüyoruz. Metin, onun okuduğu konuları (tarih, coğrafya, filoloji, hukuk vb.) ve okuma alışkanlıklarını anlatıyor ama belirli Türk büyüklerinin isimlerini zikretmiyor.
Bu nedenle, metinde bu sorunun cevabı bulunmamaktadır.
5. Metinde geçen “rasyonel tarzda çalışmak” ne demektir?
“Rasyonel” kelimesi, akla uygun, mantıklı, planlı demektir. Metinde Atatürk’ün çalışma şekli şöyle anlatılıyor:
- Çalışma yaşamında yorulmaz bir kudrete sahip olması,
- Okumayı büyük bir ihtiyaç olarak görmesi,
- Okuduğu kitapları işaretlemesi ve notlar alması,
- Tarih kitaplarını harita ile takip etmesi, savaşlar için krokiler çizmesi.
Bu anlatılanlar bize gösteriyor ki, Atatürk “rasyonel tarzda çalışmak” derken, bir işi planlı, düzenli, akılcı, mantıklı bir şekilde ve belirli bir amaca yönelik olarak yapmayı kastediyor. Yani gelişigüzel değil, verimli ve etkili olacak şekilde çalışmak demektir.
3. ETKİNLİK
Aşağıdaki soruları cevaplayarak okuduğunuz metnin türünü belirleyelim:
1. Metin; herhangi bir konuda bilgi vermek, bir tezi kanıtlamak, bir gerçeği ortaya koymak ya da bir düşünceyi savunmak için mi yazılmıştır?
Evet, metin öncelikli olarak Atatürk’ün eğitim hakkındaki görüşleri, okuma alışkanlıkları ve çalışma disiplini hakkında bize bilgi vermek ve onun bu konulardaki gerçek düşüncelerini ve yaptıklarını ortaya koymak amacıyla yazılmıştır. Bize Atatürk’ü bu yönleriyle tanıtıyor.
2. Yazar; metinde kanıt, belge ve inandırıcı veriler sunup düşüncelerini ispatlamaya çalışmış mıdır?
Evet, yazar metinde Atatürk’ün söylediği sözleri (örneğin “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.”) doğrudan alıntılayarak ve onun çalışma şeklini, okuma alışkanlıklarını detaylı bir şekilde anlatarak (kitapları işaretlemesi, harita kullanması gibi) bize inandırıcı veriler sunmuş. Bunlar, Atatürk’ün eğitime verdiği önemi ve çalışma disiplinini kanıtlayan, destekleyen bilgilerdir.
3. Metinde açık, anlaşılır ve ciddi bir dil mi kullanılmıştır?
Evet, metinde kullanılan dil oldukça açık ve anlaşılır. Karmaşık cümleler veya zor kelimeler yok. Konunun önemine uygun olarak da ciddi bir üslup benimsenmiş. Bilgi verme amacı güttüğü için samimi ama resmi bir dil kullanılmış.
4. Tutarlı, tarafsız, bilimsel bir üslup mu kullanılmıştır?
Evet, metin baştan sona tutarlı bir anlatıma sahip. Atatürk’ü anlatırken kişisel yorumlardan kaçınılmış, tarafsız bir bakış açısıyla onun düşünceleri ve eylemleri aktarılmış. Bu da metne bilimsel yani nesnel bir hava katmış.
Metin Türü:
Yukarıdaki soruların cevaplarına baktığımızda, metnin temel amacının bilgi vermek, açıklama yapmak ve gerçekleri ortaya koymak olduğunu görüyoruz. Bu özellikler, metnin bir açıklayıcı metin olduğunu gösterir. Bize Atatürk’ün hayatından bir kesiti, onun özelliklerini açıklıyor.
4. ETKİNLİK
Düşünce, duygu ya da ilkeleri kısa ve öz bir biçimde anlatan sözler “özdeyiş” olarak adlandırılır. Özdeyişleri kimin söylediği bellidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün aşağıdaki özdeyişlerini okuyunuz. Atatürk’ün bu özdeyişlerle ne anlatmak istediğini altlarına yazınız.
1. Egemenlik milletindir.
Sevgili öğrencim, bu özdeyiş, Cumhuriyetimizin en temel ilkelerinden biridir. Atatürk burada şunu anlatmak istiyor: Bir ülkeyi yönetme yetkisi ve gücü, yani egemenlik, hiçbir zaman tek bir kişiye, bir zümreye ya da bir gruba ait değildir. Bu güç, sadece ve sadece millete, yani o ülkenin vatandaşlarına aittir. Millet, kendi kendini yönetme hakkına sahiptir ve yöneticilerini kendi seçer. Bu, demokrasinin ve bağımsızlığın en önemli ilkesidir.
2. Ben, sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.
Bu özdeyişle Atatürk, bir sporcuda sadece fiziksel gücün veya yeteneğin önemli olmadığını vurguluyor. “Zeki” diyerek düşünme yeteneğinin, akıllı olmanın; “çevik” diyerek fiziksel becerinin, hızlı ve atik olmanın; “ahlaklı” diyerek de dürüst, erdemli, kurallara uyan ve iyi karakterli olmanın önemini belirtiyor. Yani Atatürk’e göre gerçek bir sporcu, bedeniyle birlikte zihni ve karakteriyle de örnek bir insan olmalıdır. Bu söz, sadece sporcular için değil, her bireyin hem bedenen, hem zihnen hem de ahlaken iyi yetişmesi gerektiğini anlatan evrensel bir mesajdır.
3. Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir.
Bu çok güçlü bir özdeyiş! Atatürk burada bize hayatımızın her alanında —ister maddi başarılar peşinde koşalım, ister manevi değerlere önem verelim, ister hayatta başarılı olmak isteyelim— başvurmamız gereken en doğru ve en güvenilir rehberin ilim ve fen, yani bilim ve akıl olduğunu anlatıyor. Bilim, hurafelerden uzak, somut verilere dayalı ve evrensel gerçekleri ortaya koyan tek yoldur. Atatürk, bu sözüyle bizi bilimin ışığında ilerlemeye, akla ve mantığa dayanarak yaşamaya teşvik ediyor.
4. Büyük işleri yalnız büyük milletler yapar.
Atatürk bu özdeyişle, bir milletin büyüklüğünün sadece coğrafi sınırlarıyla değil, aynı zamanda sahip olduğu milli birlik, beraberlik, azim, çalışkanlık ve vizyonla ölçüldüğünü anlatıyor. Milletler, ancak bu özelliklere sahip olduklarında, yani gerçekten “büyük” olduklarında, tarih yazan, dünyayı etkileyen, zorlukları aşan ve çağlar boyunca konuşulacak büyük başarılar, büyük eserler ortaya koyabilirler. Bu söz, Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde, inançla çalıştığında her türlü büyük işi başarabileceğinin bir ifadesidir.