8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Hecce Yayınları Sayfa 261
Sevgili 8. sınıf öğrencim, merhabalar! Türkçe dersimizin bu önemli konusu olan anlatım bozuklukları ve metin türleri sorularını şimdi birlikte adım adım, dikkatlice çözeceğiz. Hazır mısın? Hadi başlayalım!
1. Aşağıdakilerden hangisi hikâye edici anlatım türlerinden değildir?
A) Fabl
B) Hikâye
C) Masal
D) Şiir
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda bizden hikâye edici (yani olay anlatan) metin türlerinden biri olmayanı bulmamız isteniyor. Bir metnin hikâye edici olması için bir olayı, kişileri, zamanı ve yeri olması gerekir.
- Fabl: Hayvanların konuşturulduğu, sonunda ders verme amacı güden kısa hikâyelerdir. Evet, bir olay anlatılır.
- Hikâye: Yaşanmış veya yaşanabilecek olayları anlatan kısa yazılardır. Adı üstünde, hikâye edicidir.
- Masal: Olağanüstü olayların, kahramanların olduğu, genellikle tekerlemelerle başlayan ve mutlu sonla biten anlatılardır. Yine bir olay zinciri vardır.
- Şiir: Duyguların, düşüncelerin, hayallerin coşkulu bir dille, dizeler ve uyaklar içinde anlatıldığı edebi türdür. Şiirde de bir şeyler anlatılabilir ama şiirin temel amacı bir olay örgüsü sunmak değil, duygu ve düşünceyi estetik bir dille ifade etmektir. Bu yüzden, şiir hikâye edici bir anlatım türü olarak kabul edilmez, daha çok lirik veya epos gibi farklı alt türleri olsa da genel olarak anlatı değil, duygu ve düşünce ağırlıklıdır.
Bu durumda, fabl, hikâye ve masal olay anlatırken, şiir daha çok duygu ve düşünceyi ifade eder.
Sonuç:
Doğru cevap D) Şiir seçeneğidir.
2. Sabah altıda evden çıktım. Bomboş sokakları dolaştım durdum. Başımda bir uğultu. Tuhaf da bir heyecan. Rıhtımda yürüdüm.
Bu parçanın anlatım türü, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anı
B) Biyografi
C) Günlük
D) Haber metni
Çözüm:
Şimdi bu parçayı dikkatlice okuyalım ve hangi anlatım türüne uyduğunu bulalım.
Adım 1: Parçanın içeriğini inceleyelim.
Parçada yazar kendi yaşadığı bir olayı, hissettiği duyguları (“başımda bir uğultu”, “tuhaf bir heyecan”) anlatıyor. Geçmişte yaşanmış bir anıdan bahsediyor gibi.
Adım 2: Seçenekleri değerlendirelim.
- A) Anı: Bir kişinin başından geçen veya şahit olduğu olayları, üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra kaleme aldığı yazı türüdür. Parça, yazarın kendi yaşadığı bir olayı ve duygularını anlattığı için “anı”ya çok benziyor.
- B) Biyografi: Ünlü bir kişinin hayatını, başka bir yazarın anlattığı yazı türüdür. Bu parçada yazar kendi hayatından bahsediyor, başkasının hayatından değil.
- C) Günlük: Bir kişinin yaşadıklarını, duygu ve düşüncelerini günü gününe, tarih atarak yazdığı yazılardır. Bu parçada tarih yok ve bir “günlük” kaydı gibi değil, tek bir olayın ya da anın detaylı bir anlatımı gibi duruyor. Günlükler genellikle daha düzenli ve ardışık olayları içerir.
- D) Haber metni: Toplumu ilgilendiren güncel bir olayı, objektif bir dille, 5N1K (ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin, kim) kurallarına uygun olarak anlatan yazılardır. Bu parça tamamen kişisel duygu ve düşüncelerle dolu, objektif değil.
Parça, yazarın kendi yaşadığı, üzerinden zaman geçmiş bir olayı ve o anki hislerini samimi bir dille anlattığı için en uygun tür “anı”dır.
Sonuç:
Doğru cevap A) Anı seçeneğidir.
3. Aydın; çevresini, toplumunu bilimsel yolda ışıklandıran, uyaran, yönlendiren kişidir. Taşıdığı dünya görüşünü bilimsellik içinde anlatır. Bu dünya görüşünü ve bilimselliği, tutum ve davranışlarına yansıtan özetle aydın, tavrıyla tutarlı olan ve olması gereken bir kimliktir.
Metinde altı çizili sözcüğün yerine aşağıda verilen bağlantı ve geçiş ifadelerinden hangisi getirilebilir?
A) ilk olarak
B) kısaca
C) oysaki
D) özellikle
Çözüm:
Bu soruda altı çizili “özetle” kelimesinin yerine hangi ifadeyi getirebileceğimizi bulmamız isteniyor.
Adım 1: “Özetle” kelimesinin anlamını düşünelim.
“Özetle”, bir konuyu uzun uzadıya anlattıktan sonra, ana fikri veya sonucu kısaca belirtmek için kullandığımız bir ifadedir. Yani, “kısaca söylemek gerekirse”, “sonuç olarak” gibi anlamlara gelir.
Adım 2: Cümledeki yerine ve anlamına bakalım.
Yazar, aydının özelliklerini sıraladıktan sonra “özetle” diyerek tüm bu özellikleri toparlayıp aydının genel tanımını yapıyor.
Adım 3: Seçenekleri değerlendirelim.
- A) ilk olarak: Bir konuya başlarken veya bir sıralama yaparken kullanılır. Burada bir özetleme yapılıyor, başlangıç değil.
- B) kısaca: “Özetle” kelimesinin eş anlamlısıdır. Bir konuyu özetlemek, kısa ve öz bir şekilde ifade etmek için kullanılır. Cümledeki anlam akışına tamamen uyar.
- C) oysaki: Karşıtlık veya zıtlık bildiren durumlarda kullanılır. Burada bir karşıtlık yok, özetleme var.
- D) özellikle: Bir şeyin altını çizmek, onu diğerlerinden ayırmak veya vurgulamak için kullanılır. Burada bir vurgu değil, genel bir özetleme yapılıyor.
“Özetle” kelimesi, daha önce anlatılanları toparlayıp kısa bir sonuca varmak için kullanıldığı için, yerine “kısaca” kelimesi en uygun şekilde gelir.
Sonuç:
Doğru cevap B) kısaca seçeneğidir.
4. Aşağıdakilerden hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu gürültüde bile uyuyanların hepsi uyanmaz.
B) Onları sevmek ve onlara hak ettiklerini vermek için çabalıyordu.
C) Ardında bıraktıklarını hiç düşünmüyordu.
D) Yaşamda olan her şeyden şiire varılabilir.
Çözüm:
Şimdi teker teker cümleleri inceleyelim ve hangisinde bir anlatım bozukluğu (yani cümlenin anlamının net olmaması, yanlış kelime kullanımı, gereksiz kelime kullanımı gibi hatalar) olduğunu bulalım.
- A) Bu gürültüde bile uyuyanların hepsi uyanmaz.
Burada bir anlam karışıklığı var. “Hepsi” ve “uyanmaz” kelimelerinin bir arada kullanılması, cümlenin iki farklı anlama gelmesine yol açabilir:
- “Uyuyanların hiçbiri uyanmaz.” (Yani, hepsi uyanmaz.)
- “Uyuyanların tamamı uyanmaz.” (Yani, bazıları uyanır, bazıları uyanmaz, hepsi uyanmaz değil.)
Türkçede “hepsi gelmedi” dendiğinde genellikle “hiçbiri gelmedi” anlamı çıkar. Eğer kastedilen “tamamı gelmedi, bazıları geldi” ise, o zaman “hepsi gelmedi değil” veya “bazıları gelmedi” gibi bir ifade kullanılması gerekir. Bu cümlede de “hepsi uyanmaz” ifadesi genellikle “hiçbiri uyanmaz” anlamını verir ki bu, “bu gürültüde bile” ifadesiyle çelişebilir. Eğer kastedilen “uyuyanların tamamı uyanmıyor, bazıları uyanıyor” ise, bu bir anlatım bozukluğudur (anlam belirsizliği / yanlış anlamlandırma).
- B) Onları sevmek ve onlara hak ettiklerini vermek için çabalıyordu.
“Sevmek” fiili “kimi?” sorusuna cevap veren bir nesne (onları) alır. “Vermek” fiili ise “kime?” sorusuna cevap veren bir dolaylı tümleç (onlara) ve “neyi?” sorusuna cevap veren bir nesne (hak ettiklerini) alır. Cümlede her iki fiilin de gerektirdiği öğeler (onları, onlara) yerli yerinde kullanılmış. Bu cümlede bir anlatım bozukluğu bulunmuyor.
- C) Ardında bıraktıklarını hiç düşünmüyordu.
Bu cümle dil bilgisi açısından da anlam açısından da doğru ve net. Bir anlatım bozukluğu yok.
- D) Yaşamda olan her şeyden şiire varılabilir.
Bu cümle de dil bilgisi ve anlam açısından doğru ve net. Bir anlatım bozukluğu bulunmuyor.
Bu durumda, A seçeneğindeki “hepsi uyanmaz” ifadesi, anlam belirsizliğine yol açtığı için anlatım bozukluğu taşımaktadır.
Sonuç:
Doğru cevap A) Bu gürültüde bile uyuyanların hepsi uyanmaz. seçeneğidir.
5. Aşağıdakilerden hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Senin sözünü dinlemek, dersten kalmamı sağladı.
B) Bana uzun bir mektup yazacağım.
C) Okulu bitirdiğine çok sevindim.
D) İlgi ve alaka göstermen, beni çok mutlu etti.
Çözüm:
Bu soruda bizden anlatım bozukluğu olmayan cümleyi bulmamız isteniyor. Hadi her bir cümleyi inceleyelim:
- A) Senin sözünü dinlemek, dersten kalmamı sağladı.
Burada bir yanlış sözcük kullanımı var. “Sağlamak” fiili genellikle olumlu sonuçlar için kullanılır (örn: başarıyı sağlamak, huzur sağlamak). “Dersten kalmak” ise olumsuz bir sonuçtur. Olumsuz sonuçlar için “neden olmak”, “yol açmak”, “sebep olmak” gibi fiiller kullanılır. Cümle şöyle olmalıydı: “Senin sözünü dinlemek, dersten kalmama neden oldu.”
- B) Bana uzun bir mektup yazacağım.
Cümlenin yüklemi “yazacağım” (ben yazacağım) şeklindedir. Eğer “ben” yazıyorsam, mektubu “sana” yazmış olurum. “Bana” kelimesi ise bir başkasının bana yazması durumunda kullanılır. Bu cümlede bir anlam belirsizliği veya zamir eksikliği/yanlışlığı var. Eğer ben yazıyorsam “Sana uzun bir mektup yazacağım” olmalıydı. Eğer biri bana yazacaksa “Bana uzun bir mektup yazılacak” veya “O bana uzun bir mektup yazacak” gibi olmalıydı. “Ben bana yazacağım” mantıksızdır.
- C) Okulu bitirdiğine çok sevindim.
Bu cümlede de bir anlam belirsizliği var. Kimin okulu bitirdiğine sevindin? “Senin okulu bitirdiğine” mi, yoksa “onun (başka birinin) okulu bitirdiğine” mi? Bu durum cümleyi birden fazla şekilde yorumlanabilir kılıyor.
- D) İlgi ve alaka göstermen, beni çok mutlu etti.
“İlgi” ve “alaka” kelimeleri aslında eş anlamlıdır. Normalde eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması “gereksiz sözcük kullanımı” olarak anlatım bozukluğu sayılır. Ancak Türkçede “ilgi ve alaka göstermek” gibi bazı ikilemeler veya kalıplaşmış ifadeler, anlamı pekiştirmek amacıyla yaygın olarak kullanılır ve genellikle anlatım bozukluğu kabul edilmeyebilir. Diğer seçeneklerdeki hatalar çok daha belirgin ve dil bilgisi kurallarına aykırı olduğu için, bu seçenek anlatım bozukluğu olmayan veya en az sorunlu olan seçenek olarak kabul edilir.
A, B ve C seçeneklerinde kesin ve belirgin anlatım bozuklukları varken, D seçeneğindeki durum kalıplaşmış bir ifade olduğu için genellikle anlatım bozukluğu sayılmaz.
Sonuç:
Doğru cevap D) İlgi ve alaka göstermen, beni çok mutlu etti. seçeneğidir.
6. “Sınıfta kaldığımı duyunca annemin etekleri zil çaldı.” cümlesindeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A