8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Hecce Yayınları Sayfa 121
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersimize hoş geldin! Bugün “Kültür Dili” adlı metni okuyup, metinle ilgili soruları birlikte adım adım çözeceğiz. Unutma, bu tarz metin sorularında en önemli şey, metni dikkatlice okumak ve yazarın ne anlatmak istediğini iyi anlamaktır. Hazırsan başlayalım!
1. Yazar, kültür dilini hangi anlamda (manada) kullanmıştır?
Sevgili öğrencim, bu soruda yazarın “kültür dili” derken neyi kastettiğini bulmamız isteniyor. Bunun için metnin ilk cümlesine bakmamız yeterli.
Adım 1: Metnin ilk cümlesini dikkatlice okuyalım:
“Kültür dili tabirini, günlük konuşma ve ilim dili dışında geniş mânâda yazılı ve sözlü edebiyat dili karşılığı olarak kullanıyorum.”
Adım 2: Bu cümleyi kendi kelimelerimizle açıklayalım.
Çözüm:
Yazar, kültür dilini günlük hayatta kullandığımız konuşma dilinden ve bilimsel makalelerde kullanılan bilim dilinden daha geniş bir anlamda kullanmış. Ona göre kültür dili, hem yazılı hem de sözlü edebiyatın dilidir. Yani sadece kitaplarda, dergilerde yazanlar değil, destanlar, masallar, atasözleri gibi sözlü gelenekler de kültür dilinin bir parçasıdır.
2. Yazara göre sözlü halk edebiyatı niçin kültür diline girer?
Şimdi de yazarın, sözlü halk edebiyatını neden kültür dilinin içine dahil ettiğini bulalım. Metnin ilgili yerlerine göz atalım.
Adım 1: Metinde sözlü halk edebiyatından bahseden kısımları bulalım:
“Sözlü halk edebiyatı, şekli ve muhtevası bakımından günlük dilden farklıdır. Bundan dolayı o kültür diline girer.”
“Okuma-yazma bilmeyen nice halk hikâyecisi ve şairleri vardır ki, günlük dili estetik bir maksatla kullanırlar ve böylece toprağa altın yaparlar. Halk kültürü ile beslenmiş bir köylünün dilinde onlar pırıl pırıl parlar.”
Adım 2: Bu cümlelerden yola çıkarak cevabı oluşturalım.
Çözüm:
Yazara göre sözlü halk edebiyatı, günlük konuşma dilinden farklı bir yapıya sahiptir. Sözlü halk edebiyatının hem şekli (biçimi) hem de muhtevası (içeriği) günlük dilden ayrılır. Halk hikâyecileri ve şairler, dili estetik bir amaçla kullanarak eserlerini adeta “toprağa altın” gibi değerli kılarlar. Yani sözlü halk edebiyatı, sanatsal bir değer taşıdığı ve halk kültürünü beslediği için kültür diline girer.
3. Yazara göre içinde Arapça ve Farsça kelimeler bulunan atasözlerini Türk kültür dilinden çıkarmak niçin boşuna bir çabadır?
Bu soruda, atasözlerimizin içinde yabancı kökenli kelimeler olsa bile bunları dilden atmanın neden anlamsız olduğunu, yazarın bakış açısıyla açıklayacağız. Metnin son paragraflarına odaklanalım.
Adım 1: Metinde atasözleri ve yabancı kelimelerle ilgili kısımları bulalım:
“Binlerce yıllık mâzisi olan sözlü halk kültüründe, her biri ayrı mânâ ve hikmet taşıyan binlerce atasözü vardır. İçlerindeki Arapça, Farsça kelimeler dolayısıyla bunları Türk kültür dilinden çıkarmaya veya değiştirmeye kalkan biri boşuna emek harcamış olur.”
“Kültür eserlerinin başlıca özelliği geniş kitleye mal oluşlarıdır. Öztürkçe yeni atasözleri uydurabilirsiniz. Fakat onları halka mal etmek elinizde değildir. Halka mal olmuş, yazı diline girmiş deyimler de öyle. İçlerinde Arapça ve Farsça kelimeler var diye bunları yabancı saymak, bin yıllık kültürü hiçe saymak demektir. Bir milletin kültürü binlerce yıllık hayatının mahsulüdür. Kültüre saygısı olan insan onları yıkmaya değil, anlamaya ve onlardan istifade etmeye çalışır.”
Adım 2: Bu cümleleri özetleyerek cevabı oluşturalım.
Çözüm:
Yazara göre, içinde Arapça ve Farsça kelimeler bulunan atasözlerini Türk kültür dilinden çıkarmak boşuna bir çabadır. Çünkü:
- Bu atasözleri, binlerce yıllık sözlü halk kültürümüzün bir parçasıdır ve her biri ayrı bir anlam ile hikmet taşır.
- En önemlisi, bu atasözleri artık “halka mal olmuş” durumdadır. Yani toplum tarafından benimsenmiş, kullanılmış ve yaygınlaşmıştır. Yeni atasözleri uydurmak mümkün olsa da, halkın onları benimsemesini sağlamak çok zordur.
- Yazar, bu kelimeler yabancı kökenli diye onları dilden atmaya çalışmanın, bin yıllık kültürümüzü hiçe saymak anlamına geldiğini vurgular.
- Kültüre saygısı olan bir insan, bu tür kültürel değerleri yok etmeye çalışmak yerine, anlamaya ve onlardan faydalanmaya çalışmalıdır.
Umarım bu açıklamalar, metni ve soruları daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Unutma, okuduğunu anlama becerisi her ders için çok önemlidir!