8. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Hecce Yayınları Sayfa 162
Merhaba sevgili öğrencim!
Hazırlık çalışmasındaki soruları ve “Selim’i Anarım” metniyle ilgili soruları adım adım, senin de kolayca anlayabileceğin bir şekilde çözelim mi? Hadi başlayalım!
HAZIRLIK ÇALIŞMASI
Soru: “Emek” kelimesi size neler çağrıştırıyor? Düşüncelerinizi söyleyiniz.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, “emek” kelimesi aslında hayatımızın çok önemli bir parçasıdır. Bu kelimeyi duyduğumuzda aklımıza gelenler kişiden kişiye değişebilir ama genellikle ortak noktalarımız olur. Benim aklıma gelenleri seninle paylaşayım:
- Çaba ve Gayret: Bir işi başarmak için harcadığımız güç, efor demek. Mesela ders çalışırken gösterdiğin gayret, bir ödev için harcadığın zaman birer emek ürünüdür. Bir sporcunun antrenmanlarda harcadığı enerji, bir sanatçının eserini ortaya çıkarmak için gösterdiği titizlik de emeğin ta kendisidir.
- Alın Teri: Fiziksel olarak yorucu bir iş yaparken dökülen ter, genellikle emeğin sembolü olarak kullanılır. Çiftçilerin tarlada çalışması, inşaat işçilerinin binalar yapması hep alın teriyle yapılan, yoğun emek gerektiren işlerdir.
- Değer ve Karşılık: Emek verilen bir şeyin sonunda bir değer oluşur. Bu değerin maddi veya manevi bir karşılığı olabilir. Bir ressamın çizdiği tablo, bir yazarın yazdığı kitap, bir ustanın yaptığı mobilya hep emeğin karşılığıdır ve bu eserler bize emeğin değerini hatırlatır.
- Zorluklar ve Sabır: Emek genellikle zorluklarla iç içedir. Bir şeyi elde etmek için sabır göstermek, zorluklara katlanmak gerekir. Hiçbir başarı kolay yoldan gelmez, hep bir emek ister.
- Üretim ve Yaratıcılık: Emek sayesinde yeni şeyler üretilir, bir şeyler ortaya konur. Bir mimarın proje çizmesi, bir mühendisin bir makine tasarlaması, bir aşçının lezzetli bir yemek yapması hep emeğin üretimle birleştiği anlardır.
Kısacası, “emek” kelimesi bana bir amaca ulaşmak için gösterilen her türlü çabayı, gayreti, sabrı ve bu çabanın sonucunda ortaya çıkan değeri çağrıştırıyor. Senin de aklına gelenleri mutlaka düşün ve arkadaşlarınla paylaş!
Şimdi de “Selim’i Anarım” metniyle ilgili sorulara geçelim. Bu soruları cevaplamak için metni dikkatlice okumamız gerekiyor.
Soru: Metinde anlatılan olay nedir?
Çözüm:
Metni okuduğumuzda, olayın temelinde bir ziyaret ve bu ziyaret sırasında yaşanan küçük bir an olduğunu görüyoruz. Olay kısaca şöyle gelişiyor:
- Selim adında bir kişi, anlatıcının yazıhanesine gelmiş.
- Yanında rengârenk çiçeklerle dolu bir demet ve zor taşıdığı bir sepet varmış.
- Selim, içeri girince hemen elindeki çiçekleri koymak için bir yer, yani kendi deyimiyle bir “çanak” (vazo) aramış ve anlatıcının kitaplığının orta tarafında duran boş bir vazoyu bulup ona doğru yönelmiş.
Yani metinde anlatılan olay, Selim’in anlatıcının yazıhanesine çiçeklerle gelip onları yerleştirmek için bir vazo araması ve bulmasıdır.
Soru: Metindeki kahramanlar kimlerdir?
Çözüm:
Bir hikâyedeki kahramanlar, olayları yaşayan veya olaylarda rol alan kişilerdir. Bu metinde de iki temel kahramanımız var:
- Selim: Yazıhaneye gelen, elinde çiçek ve sepet olan, vazo arayan ve konuşan kişi. Metinde onun hareketleri ve sözleri anlatılıyor.
- Anlatıcı (Yazar): Olayları bize aktaran, Selim’e “Hoş geldin” diyen ve onunla konuşan kişi. Metni “ben” dilinden dinlediğimiz için anlatıcı da olayın bir kahramanıdır.
Demek ki metindeki kahramanlar Selim ve anlatıcıdır.
Soru: Metinde anlatılan olay ne zaman, nerede geçmektedir?
Çözüm:
Bir olayın ne zaman ve nerede geçtiği, hikâyenin geçtiği ortamı ve zaman dilimini belirler. Metne baktığımızda şunları anlıyoruz:
- Zaman: Metinde olayın geçtiği gün, ay veya yıl gibi belirli bir zaman ifadesi verilmemiş. Sadece Selim’in “ikinci kez yazıhaneme gelişinde” deniliyor ve anlatıcının olayı “hâlâ gözümün önünde” diye hatırlaması, bize olayın geçmişte, anlatıcının zihninde yer etmiş bir zamanda yaşandığını gösteriyor. Ama tam olarak hangi gün veya saat olduğunu bilmiyoruz.
- Yer: Olayın geçtiği yer çok net bir şekilde belirtilmiş: anlatıcının yazıhanesi. Selim içeri adımını atar atmaz eşiğin önünde durmuş, çiçeklerle kitaplığın yanındaki vazoya doğru yönelmiş. Bu bilgiler bize olayın bir yazıhane ortamında geçtiğini kanıtlıyor.
Yani, olay belirsiz bir zamanda (geçmişte) anlatıcının yazıhanesinde geçmektedir.
Soru: Metnin serim, düğüm ve çözüm bölümünde neler anlatılmaktadır?
Çözüm:
Hikâyeler genellikle üç ana bölümden oluşur: serim (giriş), düğüm (gelişme) ve çözüm (sonuç). Bu bölümler, olayın nasıl başladığını, nasıl ilerlediğini ve nasıl bittiğini gösterir.
-
Serim (Giriş) Bölümü:
Bu bölümde hikâyeye giriş yapılır, kahramanlar ve olayın geçtiği ortam tanıtılır. Metnimizde serim bölümü, Selim’in yazıhaneye gelişiyle başlar. Selim’in elinde çiçekler ve bir sepetle gelmesi, anlatıcının onu karşılaması bu bölümde yer alır.
“Selim, ikinci kez yazıhaneme gelişinde, bir elinde, güllerden, katmerlerden, aslanağızlarından, şebboylara kadar karışık bir demet çiçek, bir elinde zor taşıdığı bir sepetle geldi. Yazıhanemden içeriye adım attıktan sonra eşiğin hemen önünde duruşu, her zaman gülen gözleri canlı devinimleriyle sağını solunu araştırışı hâlâ gözümün önünde. “Hoş geldin,” dedim.”
Bu kısımda Selim’i ve geliş nedenini öğreniriz.
-
Düğüm (Gelişme) Bölümü:
Bu bölümde olaylar karmaşıklaşır, kahramanlar bir sorunla karşılaşır veya bir amaca ulaşmaya çalışır. Metnimizde düğüm bölümü, Selim’in çiçekleri yerleştirmek için bir “çanak” arayışıyla başlar. Anlatıcının ne çanağı olduğunu anlamaması ve Selim’in hızlıca vazoyu bulmaya çalışması bu bölümü oluşturur.
“Uzun uzun selamlaşmayı, hal hatır sormayı gereksiz görerek kısaca “Hoş bulduk” dedi, hemen ardından sordu: “Bir çanağın var mı?” “Ne çanağı?” Anlamama kalmadı, “Ha buldum!” diye sepeti kapının içinde bıraktı, elindeki çiçeklerle kitaplığın orta tarafında boş duran vazoya doğru atıldı:”
Burada Selim’in arayışı ve anlatıcının şaşkınlığıyla olaylar biraz hareketlenir.
-
Çözüm (Sonuç) Bölümü:
Bu bölümde olaylar bir sonuca bağlanır, sorunlar çözülür veya bir durum netleşir. Bizim metnimiz biraz kısa olduğu için tam bir “çözüm”den ziyade, olayın o anki son durumu anlatılıyor. Selim’in vazoyu bulup onu “çanak” diye adlandırması ve içine çiçekleri yerleştirmeye çalışırken suyunun olmadığını fark etmesiyle metin sona erer. Bu durum, yeni bir soruna kapı aralasa da, elimizdeki metnin sonunu oluşturur.
““Vazo mu?” “Vazo mazo, her neyse! Biz ona çanak deriz, kap deriz kısacası. Çiçekleri yerleştirelim, sen şimdi ona bak! Suyu da yok bunun!…””
Bu kısımda Selim’in aradığı şeyi bulduğunu ve yeni bir detayı (vazoda su olmaması) fark ettiğini görüyoruz. Metin burada bittiği için, bu durum hikâyenin bu kadarlık kısmının sonucu oluyor.
Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur sevgili öğrencim. Bu metin, günlük hayattan küçük bir kesiti, bir anıyı canlandıran hoş bir hikâye örneğiydi. Metinleri bu şekilde analiz etmek, onları daha iyi anlamamızı sağlar ve okuduğumuz her metinde neyin nerede anlatıldığını daha kolay fark etmemize yardımcı olur.