5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 244
Merhaba sevgili öğrencim!
Bugün seninle birlikte “Bir Düş Yolcusu” adlı metindeki soruları adım adım, dikkatlice çözeceğiz. Hazırsan başlayalım!
1. “Her çocuk gibi kanatlıydım ben de…” ifadesiyle yazar ne demek istiyor?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, metni dikkatlice okuduğumuzda yazarın çocukluk hayallerinden, oyunlarından ve hayal gücünün ne kadar geniş olduğundan bahsettiğini görüyoruz. “Kanatlı olmak” gerçekte uçmak değil, mecazi bir anlam taşıyor.
Adım 1: “Kanatlı olmak” ne anlama gelir diye düşünelim. Kuşlar kanatlarıyla uçar, diledikleri yere giderler. Bu da özgürlük ve sınırsızlık demektir.
Adım 2: Yazar, çocukken kendisini “kanatlı” hissettiğini söylüyor. Yani çocukken hayal gücünün çok kuvvetli olduğunu, dilediği gibi hayaller kurup, o hayallerle istediği yere gidebildiğini, kendini özgür ve sınırsız hissettiğini anlatmak istiyor.
Sonuç: Yazar, bu ifadeyle çocukluğunda hayal gücünün çok zengin olduğunu, hayalleriyle istediği her yere gidebildiğini ve kendini özgür hissettiğini anlatmak istiyor.
2. Beyazbulut oyunu nasıl bir oyundur? Bu oyun size ilginç geldi mi? Neden?
Çözüm:
Bu soruyu cevaplarken hem metinden oyunu tanımlayacağız hem de kendi düşüncelerimizi açıklayacağız.
Adım 1: Metinde “beyazbulut oyunu” şöyle anlatılıyor: “Bulutların aldığı bin bir şekille gökyüzünün mavisinde masallar yazdığını düşünür, o masalları düşlerdim. İşte böyle bir beyazbulut yolcusuydum.“
Adım 2: Buradan anlıyoruz ki, beyazbulut oyunu; yazarın gökyüzündeki bulutların farklı şekillerini bir şeye benzeterek, o bulutlar hakkında masallar hayal etmesi ve kendini o masalların bir parçası gibi hissetmesidir. Yani hayal gücüne dayalı, gözlemle birleşen bir hayal oyunudur.
Adım 3: Bu oyun bana çok ilginç geldi. Çünkü;
- Bu oyun, sadece gökyüzüne bakarak bile ne kadar güzel ve yaratıcı şeyler yapılabileceğini gösteriyor.
- İnsanların hayal gücünü geliştiren, onları doğayla iç içe düşündüren bir oyun.
- Herkesin kolayca oynayabileceği, hiçbir malzemeye ihtiyaç duymayan, tamamen düş gücüne dayalı bir oyun olması çok güzel.
Sonuç: Beyazbulut oyunu, yazarın gökyüzündeki bulutların şekillerinden ilham alarak onlara masallar uydurduğu ve kendini o masalların bir parçası gibi hissettiği bir hayal oyunudur. Bu oyun bana çok ilginç geldi çünkü tamamen hayal gücüne dayalı, yaratıcı ve doğayla iç içe bir oyun olması çok güzel.
3. Yazarın “yazarcılık” oyunu kaç aşamadan oluşmaktadır? Bu oyunun hangi aşaması size daha ilginç geldi?
Çözüm:
Şimdi de yazarın “yazarcılık” oyununu inceleyelim ve aşamalarını belirleyelim.
Adım 1: Metinde “yazarcılık” oyunu şöyle anlatılıyor:
“Kendime bir masa kurar, renkli kalemler koyar, masayı iyice süsler, “Ben şimdi burada oturup şiir yazacağım.” derdim. Yazdıktan sonra, sıra yazdığım şeyleri yüksek sesle okumaya gelirdi. O zaman da radyoculuk oyununa geçerdim. Radyoda sunucu olur, yazdığım şeyi dinleyicilere okurdum güya!”
Adım 2: Bu anlatımdan oyunun aşamalarını belirleyelim:
- Birinci aşama: Masa kurmak, renkli kalemleri dizmek ve masayı süslemek. Bu, yazma ortamını hazırlama aşaması.
- İkinci aşama: “Ben şimdi burada oturup şiir yazacağım.” diyerek yazma eylemine geçmek.
- Üçüncü aşama: Yazdıklarını yüksek sesle okumak ve radyoculuk oynamak. Bu, yazdıklarını başkalarıyla paylaşma ve sunma aşaması.
Yani “yazarcılık” oyunu üç aşamadan oluşmaktadır.
Adım 3: Bu aşamalardan bana en ilginç geleni üçüncü aşama oldu. Çünkü;
- Yazarın yazdıklarını sadece kendi kendine saklamak yerine, hayali dinleyicilere sunması ve bir radyo programı gibi canlandırması çok yaratıcı.
- Bu, yazarın hayal gücünü kullanarak yazdıklarını daha da eğlenceli hale getirmesi ve kendini farklı bir role sokması anlamına geliyor.
- Yazma eyleminin sadece yazmakla kalmayıp, onu sunmakla tamamlanması çok hoş bir fikir.
Sonuç: Yazarın “yazarcılık” oyunu üç aşamadan oluşmaktadır: 1. Masa kurup ortamı hazırlama, 2. Yazma eylemi (şiir yazma), 3. Yazdıklarını yüksek sesle okuyarak radyoculuk oyunu oynama. Bu oyunun bana en ilginç gelen aşaması üçüncü aşama, yani yazdıklarını hayali dinleyicilere sunarak radyoculuk oynaması oldu.
4. Yazarın çocukluk arkadaşlarını “düşsel” varlıklar olarak nitelemesinin nedeni ne olabilir?
Çözüm:
Bu soru, metinde geçen “düşsel” kelimesinin anlamını ve yazarın neden böyle bir ifade kullandığını anlamamızı istiyor.
Adım 1: Metinde yazarın “arkadaşları düşseldi” dedikten sonra saydığı isimlere bakalım: “Örneğin Küçük Prens, Tom Amca, Alice, Cin Ali, Kemalettin Tuğcu’nun anlattığı sokak çocukları…“
Adım 2: Bu isimlerin hepsi gerçek hayatta var olan kişiler değil, tam tersine kitaplardan, masallardan veya hikayelerden tanıdığımız kahramanlar. “Küçük Prens” bir kitap karakteri, “Tom Amca” bir masal kahramanı, “Alice” (Harikalar Diyarında) bir kitap kahramanı, “Cin Ali” yine kitaplardan bir çocuk karakter ve “Kemalettin Tuğcu’nun anlattığı sokak çocukları” da yine hikaye karakterleridir.
Adım 3: “Düşsel” kelimesi, hayal ürünü, gerçek olmayan, rüya gibi anlamlarına gelir. Yazarın çocukluk arkadaşlarının gerçek kişiler değil, hayal dünyasında yarattığı veya kitaplardan alıp hayaline kattığı karakterler olması, onları “düşsel” olarak nitelemesinin en önemli nedenidir.
Sonuç: Yazarın çocukluk arkadaşlarını “düşsel” varlıklar olarak nitelemesinin nedeni, bu arkadaşların gerçek hayatta var olan kişiler olmaması, aksine kitaplardan ve masallardan tanıdığımız, yazarın hayal dünyasında canlandırdığı kahramanlar olmasıdır. Yazar, bu karakterlerle kendi hayal dünyasında arkadaşlık etmiştir.
5. Yazar, kitaplarını yazarken kimlere gönül borcu olduğunu söylüyor?
Çözüm:
Metnin son paragrafına dikkatlice bakalım.
Adım 1: Metnin son bölümünde yazar şöyle diyor:
“Çocukluğumun yürek galerisini güzelleştiren, varsıllaştıran herkese, her şeye şükran borcum ve teşekkürüm var. Belki de kitaplarımı o borcu ödeyebilmek için (…)”
Adım 2: Yazar burada belirli bir kişiyi ya da bir grubu işaret etmiyor. Onun yerine “çocukluğumun yürek galerisini güzelleştiren, varsıllaştıran herkese, her şeye” ifadesini kullanıyor.
Adım 3: Bu ifade, yazarın hayal gücünü besleyen, çocukluğunu daha anlamlı ve zengin kılan tüm insanlara, okuduğu kitaplara, oynadığı oyunlara, gördüğü doğa olaylarına (bulutlar, kelebekler vb.) ve kısacası çocukluğuna ilham veren her şeye ve herkese gönül borcu olduğunu gösteriyor.
Sonuç: Yazar, kitaplarını yazarken çocukluğunun hayal dünyasını güzelleştiren, zenginleştiren, ona ilham veren herkese ve her şeye gönül borcu olduğunu söylüyor. Bu; okuduğu kitaplar, oynadığı oyunlar, hayal ettiği karakterler, doğa olayları gibi çocukluğuna anlam katan her şeyi kapsıyor.