5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 22
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle noktalama işaretlerinin harika dünyasına bir yolculuk yapacağız. Bu yolculukta karşımıza çıkan virgül, soru işareti ve tırnak işareti kurallarını birlikte inceleyeceğiz. Hazır mısınız? Öyleyse başlayalım!
Öncelikle virgül ile başlıyoruz. Virgül, yazı yazarken cümlelerimizi daha anlaşılır hale getiren çok önemli bir işarettir. İşte virgülün kullanıldığı yerler:
1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur.
Çözüm:
Sevgili çocuklar, bazen bir cümlede aynı görevi yapan, yani birbirine benzeyen kelimeleri veya kelime gruplarını sıralarız. İşte bu kelimeleri veya gruplarını birbirinden ayırmak için virgül kullanırız ki okurken nerede duracağımızı, neleri ayırdığımızı anlayalım.
Örnek: Sabah, öğlen, akşam günün hangi saati olduğunu önemsemez, mutlaka onun yanına giderdi.
Bu örnekte “sabah”, “öğlen”, “akşam” kelimeleri günün farklı zamanlarını belirtiyor ve hepsi “günün hangi saati olduğunu önemsemez” ifadesiyle eş görevli. Bu yüzden aralarına virgül koymuşuz.
2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır.
Çözüm:
Bazen iki tane küçük cümle bir araya gelir ve tek bir uzun cümle oluşturur. Bu cümlelerin arasına virgül koyarız ki, birinci cümlenin bittiğini, ikincinin başladığını anlayalım. Böylece nefes alarak okuyabiliriz.
Örnek: Sınav sonucunu öğrenince çok sevindi, uzun süre etrafına gülücükler saçtı.
Burada “Sınav sonucunu öğrenince çok sevindi” birinci cümle, “uzun süre etrafına gülücükler saçtı” ise ikinci cümle. Bu iki cümleyi virgül ile ayırmışız.
3. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş özneyi belirtmek için konur.
Çözüm:
Cümlede işi yapan kişiye veya varlığa özne deriz. Bazen cümleler çok uzun olur ve özne, cümlenin sonundaki yüklemden epey uzak kalır. Bu durumda, okurken karışıklık olmasın diye özneyi belirtmek için ondan sonra virgül kullanırız.
Örnek: Nehir, babasını kapıda görünce sanki onu yıllardır görmüyormuş gibi olanca gücüyle ona doğru koşmaya başladı.
Bu cümlede işi yapan kim? “Nehir”. “Nehir” kelimesi cümlenin başında ve yüklem olan “koşmaya başladı” ifadesinden oldukça uzak. Bu yüzden “Nehir” kelimesinden sonra virgül kullanılarak özne belirgin hale getirilmiş.
4. Cümle içinde ara sözleri veya ara cümleleri ayırmak için ara sözlerin veya ara cümlelerin başına ve sonuna kullanılır.
Çözüm:
Bazen bir cümlede ana konuyu açıklarken, araya ek bir bilgi, küçük bir açıklama sıkıştırırız. İşte bu ek bilgilere ara söz veya ara cümle denir. Bunları cümlenin diğer kısımlarından ayırmak için hem başına hem de sonuna virgül koyarız.
Örnek: Ev birdenbire soğuyunca, sanki kar yağmış gibi, odanın açık kapısına yöneldi.
Burada “sanki kar yağmış gibi” ifadesi, “evin birdenbire soğuması” durumunu açıklayan bir ara sözdür. Bu yüzden bu ara sözün hem başında hem de sonunda virgül kullanılmış.
5. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren “hayır, yok, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, başüstüne, öyle, haydi, elbette” gibi kelimelerden sonra kullanılır.
Çözüm:
Bir konuşmada veya yazıda bir şeyi onaylarken, reddederken veya birini teşvik ederken kullandığımız “evet”, “hayır”, “peki”, “haydi” gibi kelimelerden sonra mutlaka virgül koyarız. Bu, o kelimenin bir duraklama olduğunu ve asıl cümlenin şimdi başlayacağını gösterir.
Örnek: Haydi, geç kalıyoruz.
Burada “Haydi” kelimesi bir teşvik ifadesidir ve ondan sonra virgül kullanılarak cümlenin devamı ayrılmıştır.
6. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra kullanılır.
Çözüm:
Birine seslenirken, hitap ederken kullandığımız kelimelerden sonra virgül koyarız. Bu, kime seslendiğimizi net bir şekilde belirtir.
Örnek: Değerli öğrenci kardeşlerim,
Bu örnekte “Değerli öğrenci kardeşlerim” bir hitap ifadesidir ve ondan sonra virgül kullanılmış.
7. Sayıların yazılışında kesirleri ayırmak için kullanılır.
Çözüm:
Matematikte, ondalık sayıları yazarken tam kısmı ile kesir kısmını ayırmak için virgül kullanırız. Bu, sayının ne kadarını tam, ne kadarını kesirli olduğunu anlamamızı sağlar.
Örnek: 45,7
Burada “45” tam kısım, “7” ise kesir kısmıdır. Virgül, bu iki kısmı birbirinden ayırır.
***
Şimdi de soru işaretine geçiyoruz. Soru işareti, adı üstünde, soru sorduğumuzda kullandığımız bir işarettir. İşte soru işaretinin kullanıldığı yerler:
1. Soru eki veya sözü içeren cümle veya sözlerin sonunda kullanılır.
Çözüm:
Bir cümlede “mı, mi, mu, mü” gibi soru ekleri veya “ne, kim, nerede, nasıl” gibi soru sözcükleri varsa, o cümlenin sonunda mutlaka soru işareti kullanırız. Çünkü bu cümleler bize bir şeyler soruyor demektir.
Örnek: Sen de bizimle gelecek misin?
Bu cümlede “misin” eki bir soru ekidir ve bu nedenle cümlenin sonuna soru işareti konulmuştur.
2. Soru bildiren ancak soru eki veya sözü içermeyen cümlelerin sonunda kullanılır.
Çözüm:
Bazen bir cümlede soru eki veya soru sözcüğü olmasa da, cümlenin kendisi bir soru sorar nitelikte olabilir. Yani soruyu soruş biçimimizle belli ederiz. İşte bu tür cümlelerin sonuna da soru işareti koyarız.
Örnek: Pencereden dışarı bakarak:
— Doğum tarihiniz?
“Doğum tarihiniz?” cümlesinde “mı, mi” gibi bir ek veya “ne, kim” gibi bir sözcük yok. Ama bu cümlenin bir soru sorduğunu anlıyoruz. Bu yüzden sonuna soru işareti konulmuş.
3. Bilinmeyen, kesin olmayan veya şüpheyle karşılanan yer, tarih vb. durumlar için kullanılır.
Çözüm:
Eğer bir bilgiye tam olarak emin değilsek, bir şeyin ne zaman veya nerede olduğunu kesin olarak bilmiyorsak, o bilginin yanına parantez içinde soru işareti koyarız. Bu, “Bu bilgi kesin değil, şüpheyle yaklaşıyorum” anlamına gelir.
Örnek: Ankara’dan Antalya’ya arabayla üç saatte (?) gitmiş.
Burada “üç saatte” ifadesinin yanındaki (?) işareti, bu sürenin kesin olmadığını, belki de şüpheyle karşılandığını gösteriyor.
***
Sıra geldi tırnak işaretine! Tırnak işaretleri de yazıda önemli görevler üstlenirler. İşte tırnak işaretinin kullanıldığı yerler:
1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır.
Çözüm:
Bir başkasının söylediği bir sözü veya bir yazıdan aldığımız bir bölümü hiç değiştirmeden, aynen aktardığımızda o sözü tırnak içine alırız. Böylece o sözün bize ait olmadığını, başkasından alıntı olduğunu belirtmiş oluruz.
Örnek: Okulumuzun girişinde Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü yazmaktadır.
Burada Atatürk’ün sözü aynen aktarıldığı için tırnak içine alınmış.
UYARI: Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır.
Bu uyarıya dikkat edelim! Eğer tırnak içine aldığımız sözün sonunda bir nokta, soru işareti veya ünlem işareti varsa, bu işaretler tırnağın içinde kalır. Yani tırnağı kapatmadan önce bu işaretleri koyarız.
2. Cümle içerisinde eserlerin ve yazıların adları ile bölüm başlıkları tırnak içine alınır.
Çözüm:
Bir kitabın, bir şiirin, bir makalenin veya bir yazıdaki özel bir bölümün adını bir cümle içinde kullanırken, o adı tırnak içine alırız. Bu, o adın bir eser adı olduğunu vurgular.
Örnek: Okuduğunuz “Eskici ile Para Babası” metninin yazarı kimdir?
Burada “Eskici ile Para Babası” bir metnin adıdır ve tırnak içine alınarak belirtilmiştir.
3. Özel olarak vurgulanmak istenen sözler tırnak içine alınır.
Çözüm:
Bazen bir cümlede bir kelimeyi veya bir ifadeyi özellikle dikkat çekmek, önemli olduğunu vurgulamak isteriz. İşte o zaman o kelimeyi veya ifadeyi tırnak içine alırız.
Örnek: Eski arabasını “ilk göz ağrısı” oğluna verdi.
Bu cümlede “ilk göz ağrısı” ifadesi, arabanın ne kadar değerli ve özel olduğunu vurgulamak için tırnak içine alınmış.
Gördüğünüz gibi, noktalama işaretleri cümlelerimizi daha düzenli, daha anlaşılır ve daha etkili hale getirmek için bize çok yardımcı oluyor. Bu kuralları aklımızda tutarak yazılarımızı daha güzel hale getirebiliriz. Harikasınız!