5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 144
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin 5. Sınıf Türkçe öğretmeninim. Gördüğün bu soruları şimdi seninle birlikte adım adım çözeceğiz. Unutma, Türkçe dersinde en önemli şeylerden biri okuduğunu anlamak ve kendini güzelce ifade etmektir. Hazırsan başlayalım!
Öncelikle bir hatırlatma yapmak istiyorum: Bu soruları çözebilmemiz için bize “Yıldızlar Gayet Memnun” adlı bir metin ya da şiir gerekiyordu. Ancak görselde bu metin yer almıyor. Bu yüzden, ben bu metnin ya da şiirin içeriğini tahmin ederek, sana en uygun ve öğretici cevapları vermeye çalışacağım. Sanki o metni okumuşuz gibi düşüneceğiz, tamam mı? Hadi bakalım!
4. Etkinlik
Metinde kişileştirme (teşhis) sanatının nasıl yapıldığını örnekler vererek aşağıya yazınız.
Adım 1: Kişileştirme (teşhis) ne demek, onu bir hatırlayalım.
Kişileştirme, insan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insanlara ait özelliklerin verilmesidir. Yani, bir hayvanın konuşması, bir çiçeğin gülümsemesi, rüzgarın fısıldaması gibi… Böylece metinler daha canlı ve anlaşılır hale gelir.
Adım 2: Şimdi de hayali metnimizden örnekler verelim ve nasıl kişileştirme yapıldığını açıklayalım.
Çözüm:
- Metinde, “Yıldızlar gece boyunca birbirlerine fısıldayarak sohbet ediyordu.” cümlesinde kişileştirme sanatı kullanılmıştır.
- “Ay, usulca bulutların arkasından süzülerek gökyüzünü izledi.” cümlesinde de kişileştirme vardır.
- “Sabah güneşi, tembel bulutları uyandırmak için gökyüzüne gülümsedi.” ifadesi de bir kişileştirme örneğidir.
Burada yıldızlar, normalde konuşamayan ve fısıldayamayan varlıklardır. Ama onlara “fısıldamak” ve “sohbet etmek” gibi insanlara ait özellikler verilmiş. Böylece yıldızlar tıpkı insanlar gibi konuşan varlıklara dönüşmüş.
Ay, aslında bir gök cismidir ve “izlemek” gibi bir eylemi kendi başına yapamaz. Ancak bu cümlede ona insanlara özgü bir eylem olan “izlemek” özelliği verilmiş. Sanki ay, gökyüzünde olan biteni merakla takip eden bir insan gibi davranıyor.
Güneş, gülümseyemeyen bir varlıktır. Ama burada ona “gülümsemek” gibi insanlara ait bir özellik verilerek, güneşin doğuşu daha sıcak ve dostça bir şekilde anlatılmış. Ayrıca bulutlar da “tembel” olarak nitelendirilmiş ve “uyandırılma” eylemine maruz kalmış, bu da onlara insan özelliği katmıştır.
5. Etkinlik
“Yıldızlar Gayet Memnun” metnine farklı iki başlık belirleyiniz. Bu başlıkları ve başlıkları seçme nedenlerinizi aşağıya yazınız.
Adım 1: “Yıldızlar Gayet Memnun” ismine sahip bir metnin ne hakkında olabileceğini düşünelim. Muhtemelen yıldızların güzelliği, gece gökyüzü, yıldızların hisleri veya onların evren içindeki yerleri hakkında bir şiir ya da hikaye olabilir.
Adım 2: Şimdi bu düşünceler ışığında iki farklı başlık ve nedenlerini yazalım.
Çözüm:
Birinci başlık: Gökyüzünün Neşesi
Bu başlığı seçme nedenim:
Şiirin orijinal adı “Yıldızlar Gayet Memnun” olduğu için, metinde yıldızların mutluluğundan, neşesinden bahsedildiğini düşündüm. Gökyüzü de yıldızların evi olduğu için, bu başlık şiirin ana fikrini ve atmosferini çok güzel yansıtır diye düşündüm. Sanki yıldızlar, gökyüzünü neşeleriyle dolduruyor gibi.
İkinci başlık: Parıldayan Dostlar
Bu başlığı seçme nedenim:
Yıldızlar uzaktan bize ışık saçan, her gece gökyüzünde beliren ve bazen bize hayaller kurduran varlıklardır. Onları “dost” olarak görmek, bize yakın ve samimi bir his verir. “Parıldayan” kelimesi de onların en belirgin özelliği olan ışık saçmalarını anlatır. Bu başlık, yıldızlara karşı duyduğumuz sevgiyi ve onların ışıklı varlığını çağrıştırıyor.
6. Etkinlik
Aşağıdaki soruları şiire göre cevaplayınız.
Yine hatırlatmak isterim ki, şiir elimizde olmadığı için bu soruları o şiirin olası içeriğine göre cevaplayacağım. Sanki şiirde bu konulara değinilmiş gibi düşüneceğiz.
- Dünyadaki varlıklar güneşten ne umuyor?
Çözüm:
Dünyadaki bütün canlılar, yani bitkiler, hayvanlar ve insanlar güneşten yaşam, sıcaklık ve ışık umuyor. Güneş olmasa dünya buz gibi olur, bitkiler büyümez, biz de yaşayamayız. Güneş, dünyadaki yaşamın kaynağıdır. Şiirde de muhtemelen güneşin bu yaşamsal önemi vurgulanmıştır.
- Yıldızlar neden pek uzun konuşmuyor?
Çözüm:
Şiirde yıldızların “pek uzun konuşmaması” onların sessizliğini veya gizemini anlatmak için kullanılmış olabilir. Belki de yıldızlar, bizim gibi kelimelerle değil, ışıklarıyla ve parıltılarıyla konuşuyorlardır. Ya da şiir, onların sadece gece ortaya çıktığını ve gün doğunca sessizliğe büründüğünü anlatmak istemiştir. Gecenin huzurunu ve yıldızların sessiz güzelliğini vurgulamak için böyle bir ifade kullanılmış olabilir.
- Güneşin karşısında karanlıklar niçin diz çöker?
Çözüm:
Bu ifade, çok güzel bir kişileştirme örneği! Güneş doğduğu zaman karanlıkların kaybolmasını, yok olmasını anlatmak için kullanılmış. Tıpkı birinin güçlü birinin karşısında saygıyla eğilmesi gibi, güneşin ışığı karşısında da karanlıklar tamamen kaybolur, yok olur. Bu cümle, güneşin gücünü ve aydınlığın karanlığı her zaman yendiğini bize anlatıyor.
- Güneş, göğü ne zaman silip süpürüyor?
Çözüm:
Güneş, göğü her sabah doğduğunda silip süpürüyor. Bu da yine kişileştirme sanatının kullanıldığı bir ifade. Güneş doğunca, geceleyin gökyüzünü kaplayan karanlığı, belki de sabahın erken saatlerindeki sis ve bulutları adeta bir süpürgeyle temizler gibi dağıtır ve gökyüzünü aydınlatır, pırıl pırıl yapar. Yani, güneş doğduğunda gökyüzünü aydınlatıp temizliyor diyebiliriz.
Umarım bu açıklamalar senin için anlaşılır ve faydalı olmuştur sevgili öğrencim. Türkçe dersinde bu tür edebi sanatları anlamak, metinleri daha derinlemesine kavramana yardımcı olur. Başarılar dilerim!