5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 135
Merhaba sevgili 5. sınıf öğrencilerim!
Bugün sizinle birlikte çok güzel ve düşündürücü bir metni okuyup anlayacağız. Ardından da bu metinle ilgili soruları tıpkı derste yaptığımız gibi adım adım çözeceğiz. Unutmayın, okuduğumuzu anlamak, Türkçe dersinin en önemli konularından biridir. Hazırsanız, haydi başlayalım!
Şimdi gönderdiğiniz metni ben de sizinle birlikte dikkatlice okudum. Metnimiz, kendini beğenmiş küçük bir çam ağacının, etrafındaki yaşlı kazıklarla konuşarak hayat hakkında önemli bir ders almasını anlatıyor. Çok güzel bir hikaye!
Metnimizi hepimiz anladığımıza göre, şimdi bu metinden yola çıkarak hazırladığım soruları cevaplayalım.
1. Soru: Metnin başında küçük çam ağacı kendini nasıl görüyordu ve diğer ağaçlara karşı tavrı nasıldı?
Çözüm:
Adım 1: Metnin ilk bölümünü dikkatlice okuyalım. Küçük çam ağacının kendini nasıl gördüğü ve diğer ağaçlarla ilişkisi burada anlatılıyor.
“Küçük çam ağacı ise bütün bunlardan habersiz kendi küçük dünyasında oyalanıyor, yaşamın keyfini sürüyormuş.”
“Küçük çam ağacı da kendisinin avludaki bütün ağaçlardan, hatta orman dedikleri o yer neredeyse oradaki bütün ağaçlardan daha güzel, daha gösterişli olduğuna inanırmış. Bu yüzden de insanlar dışında hiçbir şey umurunda olmazmış.”
Adım 2: Bu cümlelerden anlıyoruz ki, küçük çam ağacı kendini çok özel, güzel ve gösterişli buluyordu. Hatta o kadar ki, avludaki diğer ağaçları ve hatta ormandaki ağaçları bile kendinden daha az önemli görüyordu. Bu yüzden de onların fısıltılarına, yani kazıkların seslerine hiç kulak asmıyordu. Kısacası, biraz kibirli ve bencil bir tavrı vardı.
Sonuç: Küçük çam ağacı, kendini avludaki tüm ağaçlardan daha güzel ve gösterişli sanıyordu. Bu yüzden de insanlar dışında hiçbir şeyi umursamıyor, diğer ağaçları küçümseyen bir tavır sergiliyordu.
2. Soru: Kazıklar, küçük çam ağacına seslendiklerinde aralarında nasıl bir konuşma geçti?
Çözüm:
Adım 1: Metinde kazıkların küçük çam ağacına seslendiği ve aralarındaki ilk diyalogları anlatan bölümü bulalım.
““Hey! Baksana buraya. Küçük çam ağacı dinle hele, baksana buraya!” diyormuş havadaki ses. Sonunda küçük çam ağacı bu sesin arkasındaki kazıklardan geldiğini anlamış. Hayretle onlara bakmış. Kazıkların en irisi başlamış konuşmaya:
“Sen, oradaki, genç çocuk! Sen hiç arkandaki sesleri, fısıltıları duymaz mısın? Bütün bir bahar seninle konuşmaya çabaladık, bir dönüp bakmadın.”
“Sizi duymadım.” demiş küçük çam ağacı. “Kazıkların konuşabildiğini bilmiyordum.”
“Sen ne sanıyorsun kendini?” demiş yaşlı kazık. “Biz de bir zamanlar senin gibi küçük ağaçlardık. Hem biz senin gibi öyle avlularda değil, ulu ormanlarda büyüdük, ulu ağaçlar olduk!” demiş.”
Adım 2: Bu konuşmayı adım adım özetleyelim:
- Kazıklar, küçük çam ağacına neden kendilerini dinlemediğini ve onlara hiç bakmadığını sitemle soruyorlar.
- Küçük çam ağacı ise şaşkınlıkla, kazıkların konuşabildiğini bilmediğini söylüyor.
- Bunun üzerine yaşlı bir kazık, küçük çam ağacına kendini ne sandığını soruyor ve bir zamanlar kendilerinin de onun gibi küçük ağaçlar olduğunu, hatta onun gibi avlularda değil, ulu ormanlarda büyüyüp kocaman ağaçlar olduklarını açıklıyorlar.
Sonuç: Kazıklar, küçük çam ağacına neden onları duymadığını sordular. Küçük çam ağacı, onların konuşabildiğini bilmediğini söyleyince, yaşlı kazık ona kendini küçümsememesini ve bir zamanlar kendilerinin de ulu ormanlarda büyümüş, kocaman ağaçlar olduklarını anlattı.
3. Soru: Kazıklar, şu anki hallerine nasıl geldiklerini küçük çam ağacına hangi cümlelerle açıkladılar?
Çözüm:
Adım 1: Metinde kazıkların kendi geçmişlerini ve şu anki durumlarını anlattığı bölümü bulalım.
““O zaman neden şimdi buradasınız?” demiş küçük çam ağacı. “Hem dallarınıza, yapraklarınıza ne oldu? Siz ağaç mıydınız gerçekten?”
“Ağaçtık tabii ya… Kokumuzu almıyor musun? Biz ormanda ağaçtık ama sonra senin o çok sevdiğin insanlar geldi, devirdiler bizi. Birçoğumuzu kestiler. Kestikleri ağaçların bir kısmını da böyle doğrayıp buralara diktiler!” demiş.”
Adım 2: Bu diyalogda kazıklar, küçük çam ağacının “Neden buradasınız?” sorusuna şöyle cevap veriyorlar:
- Evet, eskiden ağaçlarmış ve hatta kokuları bile hâlâ duruyormuş.
- Sonra küçük çam ağacının çok sevdiği insanlar gelmiş, onları ormanda kesmişler.
- Kestikleri ağaçların bir kısmını da doğrayarak şu anki halleri olan kazıklara dönüştürüp buraya dikmişler.
Sonuç: Kazıklar, küçük çam ağacına bir zamanlar ulu ormanlarda ağaç olduklarını ancak küçük çam ağacının çok sevdiği insanların onları ormandan kesip, bir kısmını da doğrayarak şu anki halleri olan kazıklara dönüştürüp buraya diktiğini açıkladılar.
4. Soru: Kazıkların hikayesini dinledikten sonra küçük çam ağacı ne hissetti ve ne düşündü?
Çözüm:
Adım 1: Metnin son bölümüne bakalım. Küçük çam ağacının kazıkların hikayesi sonrası tepkisi burada anlatılıyor.
“Küçük çam ağacı bunu duyunca öyle üzülmüş öyle üzülmüş ki gözlerinden yaş gelmiş. Kendi sonunun da buna benzeyeceği düşüncesiyle ürpermiş.”
Adım 2: Bu cümleden küçük çam ağacının yaşadığı duyguları ve düşünceleri çıkaralım:
- Kazıkların hikayesini duyunca çok üzülmüş ve hatta gözlerinden yaşlar gelmiş. Yani ağlamış.
- En önemlisi de, kendi geleceğinin de bir gün tıpkı o kazıklar gibi olabileceği düşüncesiyle ürpermiş, yani çok korkmuş ve endişelenmiş.
Sonuç: Kazıkların acı hikayesini dinledikten sonra küçük çam ağacı çok üzüldü ve gözlerinden yaşlar geldi. Kendi sonunun da bir gün tıpkı o kazıklar gibi olabileceğini düşünerek derin bir korku ve endişe hissetti.
5. Soru: Bu hikayeden çıkarabileceğimiz en önemli ders nedir?
Çözüm:
Adım 1: Hikayenin başındaki küçük çam ağacının tavrını ve kazıkların hikayesini dinledikten sonra yaşadığı değişimi düşünelim.
- Küçük çam ağacı başta kendini beğenmiş, diğerlerini küçümseyen bir tavır sergiliyordu.
- Kazıkların hikayesi ona hayatın gerçeklerini, geçmişin ve geleceğin nasıl olabileceğini gösterdi.
- Bu durum, küçük çam ağacının dünyaya bakış açısını değiştirdi ve onu daha alçakgönüllü yaptı.
Adım 2: Bu durumdan genel bir ders çıkaralım.
Hikaye bize, kimseyi dış görünüşüne veya şu anki durumuna bakarak küçümsemememiz gerektiğini öğretiyor. Herkesin bir geçmişi, yaşanmışlıkları ve öğretecek bir hikayesi vardır. Başkalarının tecrübelerinden ders çıkarmak ve alçakgönüllü olmak, kendimizi ve geleceğimizi daha iyi anlamamızı sağlar. Küçük çam ağacı, kazıkların hikayesini dinlemeseydi, belki de hep aynı kibirli tavrını sürdürecekti ve önemli bir gerçeği öğrenemeyecekti.
Sonuç: Bu hikayeden çıkarabileceğimiz en önemli ders şudur:
Hayatta kimseyi küçümsememeli, herkesin bir hikayesi olduğunu unutmamalıyız. Kibirli olmak yerine alçakgönüllü olmalı ve başkalarının tecrübelerinden ders çıkarmalıyız. Çünkü bugün küçümsediğimiz bir şey, yarın bizim de başımıza gelebilir veya bize çok önemli bir şey öğretebilir.