5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 129
Merhaba sevgili öğrencilerim! Nasılsınız bakalım? Bugün sizinle çok eğlenceli bir metin üzerinde çalışacağız. Gördüğünüz gibi karşımızda Hacivat ile Karagöz’ün tatlı mı tatlı, komik mi komik bir sohbeti var. Bu metinde doğrudan sorular olmasa da, ben sizin için bu metni daha iyi anlamanıza yardımcı olacak birkaç soru hazırladım. Hadi gelin, bu soruları hep birlikte adım adım çözelim, metnin derinliklerine inelim!
Soru 1: Metinde hangi karakterler arasında bir konuşma geçmektedir?
Çözüm:
Bu soruyu çözmek çok kolay! Metni okuduğumuzda, konuşmaların başında her cümlenin kim tarafından söylendiği yazıyor. Orada yazan isimlere dikkatlice bakarsak, cevabı hemen buluruz.
Adım 1: Metindeki konuşmaların başındaki isimleri inceleyelim.
- Hacivat
- Karagöz
Adım 2: Bu isimlerin kimler olduğunu belirleyelim.
Sonuç:
Metinde Hacivat ve Karagöz karakterleri arasında bir konuşma geçmektedir.
Soru 2: Hacivat, Karagöz’e hangi konuda yardımcı olmaya çalışmaktadır?
Çözüm:
Bu soruyu cevaplamak için metnin başından itibaren Hacivat’ın ne yapmaya çalıştığına bakmamız gerekiyor. Hacivat’ın sözleri bize ipuçları verecek.
Adım 1: Hacivat’ın ilk sözlerine dikkat edelim.
Hacivat – (…) Şimdi Karagöz sana bazı şeyler öğreteceğim. El şakası yerine dil şakası ile gönlümü alır, bana da dua edersin.
Hacivat – Şimdi sana bir şeyler söyleyeceğim, sen hızlı hızlı tekrar edeceksin.
Hacivat – Dikkat et Karagöz, başlıyorum.
Adım 2: Hacivat’ın Karagöz’e ne öğretmek istediğini anlamaya çalışalım.
Hacivat, Karagöz’e “dil şakası” dediği, yani tekerleme denilen hızlı ve zor söylenen sözleri öğretmek istiyor. Onu hızlı hızlı tekrar ettirmeye çalışıyor.
Sonuç:
Hacivat, Karagöz’e tekerleme söyleme konusunda yardımcı olmaya çalışmaktadır. Yani Karagöz’e dil şakası yapmayı öğretmek istiyor.
Soru 3: Karagöz, Hacivat’ın kendisine öğrettiği tekerlemeleri kolayca söyleyebilmiş midir? Neden?
Çözüm:
Bu sorunun cevabını bulmak için Karagöz’ün tekerlemeleri söyleme çabalarını ve Hacivat’ın ona verdiği tepkileri incelemeliyiz. Bakalım Karagöz bu konuda başarılı olmuş mu?
Adım 1: Karagöz’ün tekerlemeleri söyleme girişimlerini bulalım.
Hacivat – Üç tunç tas kayısı hoşafı… Bunu üç dört kez hızlı hızlı söyleyebilirsen o zaman düdüğü çaldın.
Karagöz – Bunu söyledikten sonra bir de düdük mü çalacağız?
Hacivat – Hayır canım, sözün gelişi.
Karagöz – Neydi o söylediğin? Unuttum çoktan, sen şunu tekrar söyle!
Hacivat – Efendim, Üç tunç tas kayısı hoşafı.
Karagöz – Tamam, üç tuş taş kayısı yassı.
Hacivat – Olmadı, Karagözüm, galiba bunu beceremeyeceksin. Dur, biraz daha kolayını söyleyeyim, belki onu söylersin.
Hacivat – Şu ateşi kıvılcımlandırmalı mı, kıvılcımlandırmamalı mı?
Karagöz – Şu ateşi kıvılcırmalı mı, kırcırmamalı mı?
Hacivat – Bu da olmadı Karagözüm. Bir tane daha söylüyorum. Bak bu kez dikkatli dinle, söylemeye çalış!
Hacivat – Şu karşıda bir kuru dal, dala konmuş kırk kartal, kartal kalkar dal tartar; dal kalkar kartal tartar. Anladın mı?
Karagöz – Anladım. Kartal tarıt ratar aparıt tar tar tart…
Hacivat – Anlaşıldı. Bu tekerlemeye senin dilin dönmüyor.
Adım 2: Karagöz’ün tekerlemeleri söyleyip söyleyemediğini ve Hacivat’ın yorumlarını değerlendirelim.
Karagöz ilk tekerlemeyi (“Üç tunç tas kayısı hoşafı”) hem karıştırıyor (“üç tuş taş kayısı yassı”) hem de anlamını yanlış anlıyor (düdük çalma meselesi). İkinci tekerlemeyi (“Şu ateşi kıvılcımlandırmalı mı, kıvılcımlandırmamalı mı?”) de yanlış söylüyor (“kıvılcırmalı mı, kırcırmamalı mı?”). Üçüncü tekerlemeyi de (“kırk kartal…”) yine karıştırarak söylüyor (“Kartal tarıt ratar aparıt tar tar tart…”). Hacivat da her seferinde “Olmadı, Karagözüm” veya “Bu da olmadı Karagözüm” diyerek onun başaramadığını belirtiyor.
Sonuç:
Hayır, Karagöz Hacivat’ın kendisine öğrettiği tekerlemeleri kolayca söyleyememiştir. Çünkü tekerlemelerin kelimelerini karıştırmış, bazılarını unutmuş ve anlamlarını da yanlış anlamıştır. Hacivat’ın da dediği gibi, Karagöz’ün dili bu tekerlemelere dönmemiştir.
Soru 4: Metinde geçen tekerlemelerden birini yazar mısın?
Çözüm:
Metinde Hacivat’ın Karagöz’e öğretmeye çalıştığı üç farklı tekerleme var. Bunlardan herhangi birini seçip yazabiliriz. Ben en uzunu ve belki de en bilinenini seçeyim.
Adım 1: Metindeki tekerlemeleri bulalım.
- “Üç tunç tas kayısı hoşafı…”
- “Şu ateşi kıvılcımlandırmalı mı, kıvılcımlandırmamalı mı?”
- “Şu karşıda bir kuru dal, dala konmuş kırk kartal, kartal kalkar dal tartar; dal kalkar kartal tartar.”
Adım 2: Bu tekerlemelerden birini seçelim ve yazalım.
Sonuç:
Metinde geçen tekerlemelerden biri şudur:
“Şu karşıda bir kuru dal, dala konmuş kırk kartal, kartal kalkar dal tartar; dal kalkar kartal tartar.”
Soru 5: Karagöz’ün son cümlesi olan “Benim kafama erik mi dedin?” ifadesi, Karagöz’ün hangi özelliğini gösterir?
Çözüm:
Bu soru, Karagöz’ün karakterini anlamak için çok önemli. Son cümledeki Karagöz’ün tepkisini dikkatlice inceleyelim.
Adım 1: Metnin son bölümündeki diyaloğa bakalım.
Hacivat – Aman kardeşim, senin bu işlere kafan erik değil.
Karagöz – Benim kafama erik mi dedin?
Adım 2: Hacivat’ın “kafan erik değil” sözünün anlamını ve Karagöz’ün buna verdiği tepkiyi yorumlayalım.
Hacivat, “kafan erik değil” derken aslında Karagöz’ün bu işlere aklının ermediğini, yeteneğinin olmadığını söylemek istiyor. Bu, bir deyimdir. Ama Karagöz, bu deyimi gerçek anlamıyla, yani sanki Hacivat onun kafasına “erik” demiş gibi algılıyor. Deyimin anlamını anlamıyor ve kelime kelime düşünerek yanlış bir sonuca varıyor.
Sonuç:
Karagöz’ün “Benim kafama erik mi dedin?” ifadesi, onun söylenenleri yanlış anlama, kelimelerin gerçek anlamlarıyla yetinme ve deyimleri yorumlayamama özelliğini gösterir. Bu durum, Karagöz’ün saf, biraz da patavatsız kişiliğinin güzel bir örneğidir.
Evet sevgili öğrencilerim, Hacivat ile Karagöz’ün bu eğlenceli sohbetini böylece analiz etmiş olduk. Gördüğünüz gibi metni dikkatli okuduğumuzda, karakterlerin özelliklerini ve konuşmaların anlamlarını çok daha iyi anlayabiliyoruz. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere, hoşça kalın!