5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Koza Yayınları Sayfa 98
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin 5. Sınıf Türkçe öğretmeninim.
Görseldeki metni dikkatle inceledim. Gördüğüm kadarıyla, bize sadece “Yarın İçin” başlıklı bir serbest okuma metni verilmiş. Metnin altında veya yanında herhangi bir soru göremiyorum. Ama hiç önemli değil! Bir Türkçe öğretmeni olarak, bu güzel metni seninle birlikte inceleyip, metinle ilgili karşına çıkabilecek olası soruları tahmin edebilir ve onları adım adım çözebiliriz. Böylece hem metni daha iyi anlamış oluruz hem de soru çözme becerimizi geliştiririz, ne dersin?
Hazırsan, metinden yola çıkarak olası soruları oluşturalım ve birlikte çözelim:
Soru 1: Metinde anlatılan kişi ne yapmayı seviyor ve arkadaşları ona ne diyor?
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruyu çözmek için metnin ilk paragraflarına bakmamız gerekiyor. Yazarın nelerden hoşlandığını ve arkadaşlarının ona nasıl takıldığını orada bulabiliriz.
- Adım 1: Metnin ilk cümlesini okuyalım: “Ben çalışmayı, para kazanmayı severim.” Burada anlatıcının ne yapmayı sevdiğini hemen anlıyoruz: çalışmayı ve para kazanmayı.
- Adım 2: Sonraki cümlede arkadaşlarına ne dediklerine bakalım: “Arkadaşlarım hep takılırlar bana: ‘Sen parayı çok seviyorsun. Paracıl birisin. Böyle giderse kısa sürede zengin olacaksın.’ diyorlar.” Demek ki arkadaşları ona “parayı çok sevdiğini, paracıl olduğunu ve zengin olacağını” söylüyorlar.
Sonuç: Anlatılan kişi çalışmayı ve para kazanmayı seviyor. Arkadaşları ise ona “parayı çok sevdiğini, paracıl olduğunu ve kısa sürede zengin olacağını” söylüyorlar.
Soru 2: Anlatıcının arkadaşları, onun “yarını düşünme” alışkanlığına karşı ne gibi bir tavır sergiliyorlar?
Çözüm:
Bu soru, anlatıcının ve arkadaşlarının hayata bakış açılarını karşılaştırmamızı istiyor. Metnin ortalarına doğru bu konudan bahsediliyordu, hatırlıyor musun?
- Adım 1: Anlatıcının yarını düşünme eğilimini anlatan kısmı bulalım: “Benim öyle bir amacım yok. Ancak bugünün bir de yarını var. Yarının neler getireceğini kim bilebilir? Bugünden yarını da düşünmek zorundayız.” Anlatıcı, yarını düşünmenin önemli olduğunu söylüyor.
- Adım 2: Şimdi arkadaşlarının bu duruma nasıl tepki verdiğine bakalım: “Bu düşünceme arkadaşlar katıla katıla gülüyor, gırgıra alıyorlar beni. ‘Şu düşündüğüne bak be İsmail. Bugünden yarını ne diye düşünelim ki? Yaşadığımız günün tadını çıkarmalıyız. Yarını şimdiden düşünmeye ne gerek var?’ diyorlar.” Gördüğün gibi, arkadaşları anlatıcıyı ciddiye almıyorlar, hatta gülüp dalga geçiyorlar. Onlar bugünü yaşamaktan yana, yarını düşünmeye gerek olmadığını düşünüyorlar.
Sonuç: Anlatıcının arkadaşları, onun yarını düşünme alışkanlığına karşı gülüp dalga geçerek, onu gırgıra alarak bir tavır sergiliyorlar. Onlar “Bugünden yarını ne diye düşünelim ki? Yaşadığımız günün tadını çıkarmalıyız.” diyerek bugüne odaklanmayı tercih ediyorlar.
Soru 3: Anlatıcının evi nasıl bir evdi ve neden onu değiştirmeyi hiç düşünmediler?
Çözüm:
Bu soruda anlatıcının oturduğu evin özelliklerini ve o evle ilgili düşüncelerini bulmamız gerekiyor. Metnin sonlarına doğru bu konu işleniyordu.
- Adım 1: Anlatıcının evini anlatan cümleyi bulalım: “Ahşap bir evdir.” Demek ki ev ahşap, yani tahtadan yapılmış bir evmiş.
- Adım 2: Neden değiştirmeyi düşünmediklerini bulalım: “Dedemin dedesinden kalmış ata yadigârı. Bu nedenle içinde oturduk, satmayı ya da yeni bir ev almayı düşünmedik. Dedim ya, ata yadigârı.” Burada evin dededen dedeye miras kalmış, yani bir “ata yadigârı” olduğu vurgulanıyor. Bu yüzden o evi satmayı veya değiştirmeyi hiç düşünmemişler. Çünkü o ev onlar için sadece bir barınak değil, aynı zamanda geçmişten gelen bir anı, bir miras.
Sonuç: Anlatıcının evi ahşap bir evdi. Onu değiştirmeyi hiç düşünmediler çünkü o ev, dededen dedeye kalmış bir ata yadigârıydı ve onlar için manevi değeri çok büyüktü.
Soru 4: Metnin son bölümünde ve görselde anlatılan olay, anlatıcıya hangi konuda ders vermiş olabilir?
Çözüm:
Bu soru biraz daha düşündürücü, çünkü hem metinde yazılanları hem de görseli birleştirmemizi istiyor. Metnin sonlarına doğru bir olaydan bahsediliyor ve görsel de bu olayı destekliyor.
- Adım 1: Metnin son kısmına bakalım: “Haklıymışım. Doğru düşünüyormuşum. Başıma gelenler bunu bana öğretti. Bakın ne oldu? Üç ay önce soğuk bir ocak akşamıydı… Ahşap bir evdir. Dedemin dedesinden kalmış ata yadigârı. Bu nedenle içinde oturduk, satmayı ya da yeni bir ev almayı düşünmedik. Dedim ya, ata yadigârı.” Anlatıcı, yarını düşünmekte haklı olduğunu söylüyor ve başına gelen bir olaydan bahsediyor. Ancak olayın ne olduğunu tam olarak söylemiyor, sadece üç ay önceki bir ocak akşamı olduğunu belirtiyor ve ahşap ata yadigârı evinden bahsediyor.
- Adım 2: Şimdi görsele dikkatlice bakalım. Görselde ne görüyoruz? Anlatıcının bahsettiği ahşap ev alevler içinde yanıyor! Bir kişi elleriyle yüzünü kapatmış, büyük bir üzüntü içinde, diğer iki kişi ise yanan evden uzaklaşıyor. Bu görsel, metinde “başıma gelenler bunu bana öğretti” denilen olayın ne olduğunu açıkça gösteriyor: evlerinin yanması.
- Adım 3: Anlatıcı, arkadaşları “yarını düşünme” derken o hep yarını düşünüyordu. Şimdi evi yanmış ve o, “haklıymışım” diyor. Demek ki anlatıcı, geleceği planlamanın, birikim yapmanın veya acil durumlar için hazırlıklı olmanın ne kadar önemli olduğunu bu acı olayla anlamış. Belki de evi için bir sigorta yaptırmayı, yeni bir ev almayı veya en azından böyle bir felaket durumunda ne yapacaklarını düşünmeyi ihmal etmişlerdi. Ata yadigârı olması güzel ama bazen önlem almak da gerekiyor, değil mi?
Sonuç: Metnin son bölümü ve görsel, anlatıcının ata yadigârı olan ahşap evlerinin bir yangında kül olduğunu gösteriyor. Bu olay, anlatıcıya geleceği düşünmenin, olası kötü durumlar için hazırlıklı olmanın ve sadece bugünü yaşamanın her zaman doğru olmadığını acı bir şekilde öğretmiş olabilir.
Umarım bu çözümler senin için faydalı olmuştur. Her zaman hatırlamalısın, okuduğunu anlamak ve soruları doğru cevaplamak için metni dikkatlice okumak ve ipuçlarını yakalamak çok önemlidir. Başka sorularda görüşmek üzere, kendine iyi bak!