4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Tuna Yayınları Sayfa 171
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün Türkçe dersimizde çok güzel bir metin ve üzerine kurulmuş sorularla birlikteyiz. Hazır mısınız? Önce metnimizi dikkatlice okuyalım, sonra da soruları adım adım, hiç acele etmeden beraber çözelim. Hadi bakalım, başlıyoruz!
Öncelikle, bize verilen metni okuyup anlamamız gerekiyor. Metin, numaralı cümlelerden oluşuyor ve aslında bir hikayenin parçaları. Bu hikaye, Kelile ve Dimne adlı çok eski ve öğretici bir kitaptan alınmış. Şimdi bu hikayenin parçalarını bir okuyalım:
(I) Dibine kurulduğu ağacın başında hayatını meyve yiyerek sürdüren kumru, dişi aslana demiş ki:
(II) Dişi aslan (…) avlanmaya son vermiş, et yemeyi terk edip meyvelere dadanmış.
(III) Bunlardan beslenen hayvanlara yazık değil mi? Sen dengeyi bozar da onların payına düşen rızka dadanırsan kısa zamanda açlıktan helak olmaz mı bu zavallılar?
(IV) — Bu yıl su olmadığı için ağaçlar meyve vermedi sanıyordum. Oysa ağaçlar meyve vermiş de senin buraya dadanmandan ötürü ortalıkta meyve kalmamış! Sen et yiyicisin, Allah’ın sana taksim ettiği rızkı terk ettin, başkalarının payına düşene dadandın!
(V) Dişi aslan kumrunun sözlerinden etkilenerek meyve yemeyi de bırakmış, ot yemeye başlamış.
Şimdi sorularımıza geçelim!
4. Numaralanmış ifadeleri anlamlı bir metin oluşturacak şekilde sıralayınız.
Sevgili çocuklar, bu tür sorularda önce hikayenin başlangıcını, sonra gelişme bölümünü ve en sonunda da sonucunu bulmaya çalışırız. Tıpkı bir yapboz gibi, parçaları doğru yerleştirmemiz lazım.
Adım 1: Hikayenin kimler arasında geçtiğini ve ilk olayın ne olduğunu bulalım.
(I) numaralı cümle, kumru ile dişi aslanın konuştuğunu ve kumrunun aslana bir şeyler söylediğini anlatıyor. Bu, hikayenin başlangıcı olabilir.
Adım 2: Kumrunun aslana ne dediğini bulalım.
(IV) numaralı cümle, kumrunun ağzından çıkan sözleri tırnak içinde veriyor. Kumru, aslanın meyvelere dadandığını, kendi rızkını bırakıp başkalarınınkini yediğini söylüyor. Demek ki (I)’den sonra (IV) gelmeli.
Adım 3: Kumrunun sözlerinin devamı veya açıklaması ne olabilir?
(III) numaralı cümle, “Bunlardan beslenen hayvanlara yazık değil mi?” diye soruyor. “Bunlar” dediği meyveler. Yani kumru, aslanın meyve yemesinin diğer hayvanlara zarar verdiğini açıklıyor. Bu da (IV)’ten sonra gelmeli.
Adım 4: Dişi aslanın meyvelere neden dadandığını anlatan cümle hangisi?
(II) numaralı cümle, dişi aslanın avlanmayı bırakıp meyvelere dadandığını söylüyor. Bu, kumrunun az önceki şikayetinin sebebi. Hikayenin akışına göre, aslanın neden meyve yediğini anlatan bu cümle, kumrunun sözlerinden önce gelmeli ki kumrunun şikayeti anlamlı olsun. Ama cümlelerin başında (…) olduğu için sanki bir şey eksik gibi. Ancak bu haliyle, aslanın davranışını anlatan bir giriş cümlesi gibi duruyor. Yine de (I) ile hikayeye başlamak daha mantıklı. Kumrunun aslana “demiş ki” dediği ilk cümleyi (I) kabul edersek, aslanın ne yaptığını (II) anlatıyor, sonra kumru (IV) ile şikayet ediyor, (III) ile de açıklıyor gibi duruyor.
Fakat dikkat edelim, (I) “kumru, dişi aslana demiş ki:” diyor. Sonra (IV) kumrunun sözlerini aktarıyor. Yani (I) ve (IV) birbiriyle bağlantılı.
Peki, aslanın meyve yemeye başladığını anlatan (II) numaralı cümle nereye gelir? Aslanın meyvelere dadanması, kumrunun şikayetinin sebebi. Bu yüzden (II) numaralı cümlenin hikayenin başında, kumrunun şikayetinden önce olması gerekiyor.
Ancak metin parçaları karışık verilmiş. Bizim hikayeyi baştan sona kurgulamamız lazım.
En baştan düşünelim:
Bir olay olmalı ki kumru aslana bir şeyler söylesin. Bu olay ne? Dişi aslanın avlanmayı bırakıp meyvelere dadanması. Yani (II) ile başlamak mantıklı.
Sonra bu durum üzerine kumru aslana konuşur. (I) “Dibine kurulduğu ağacın başında hayatını meyve yiyerek sürdüren kumru, dişi aslana demiş ki:”
Kumru ne demiş? (IV) “— Bu yıl su olmadığı için ağaçlar meyve vermedi sanıyordum. Oysa ağaçlar meyve vermiş de senin buraya dadanmandan ötürü ortalıkta meyve kalmamış! Sen et yiyicisin, Allah’ın sana taksim ettiği rızkı terk ettin, başkalarının payına düşene dadandın!”
Kumru sözlerine devam ediyor ve aslanın bu davranışının sonuçlarını açıklıyor: (III) “Bunlardan beslenen hayvanlara yazık değil mi? Sen dengeyi bozar da onların payına düşen rızka dadanırsan kısa zamanda açlıktan helak olmaz mı bu zavallılar?”
Peki, kumrunun bu sözleri ne işe yaramış? (V) “Dişi aslan kumrunun sözlerinden etkilenerek meyve yemeyi de bırakmış, ot yemeye başlamış.” Bu da hikayenin sonu, yani aslanın değişimi.
Adım 5: Sıralamayı kontrol edelim.
Önce aslanın yaptığı eylem: (II) Dişi aslan avlanmaya son vermiş, et yemeyi terk edip meyvelere dadanmış.
Sonra kumru bu duruma tepki gösteriyor: (I) Dibine kurulduğu ağacın başında hayatını meyve yiyerek sürdüren kumru, dişi aslana demiş ki:
Kumrunun sözleri: (IV) “— Bu yıl su olmadığı için ağaçlar meyve vermedi sanıyordum. Oysa ağaçlar meyve vermiş de senin buraya dadanmandan ötürü ortalıkta meyve kalmamış! Sen et yiyicisin, Allah’ın sana taksim ettiği rızkı terk ettin, başkalarının payına düşene dadandın!”
Kumrunun sözlerinin devamı: (III) Bunlardan beslenen hayvanlara yazık değil mi? Sen dengeyi bozar da onların payına düşen rızka dadanırsan kısa zamanda açlıktan helak olmaz mı bu zavallılar?
Sonuç: (V) Dişi aslan kumrunun sözlerinden etkilenerek meyve yemeyi de bırakmış, ot yemeye başlamış.
Sonuç: Metnin doğru sıralaması şöyledir:
(II) Dişi aslan (…) avlanmaya son vermiş, et yemeyi terk edip meyvelere dadanmış.
(I) Dibine kurulduğu ağacın başında hayatını meyve yiyerek sürdüren kumru, dişi aslana demiş ki:
(IV) — Bu yıl su olmadığı için ağaçlar meyve vermedi sanıyordum. Oysa ağaçlar meyve vermiş de senin buraya dadanmandan ötürü ortalıkta meyve kalmamış! Sen et yiyicisin, Allah’ın sana taksim ettiği rızkı terk ettin, başkalarının payına düşene dadandın!
(III) Bunlardan beslenen hayvanlara yazık değil mi? Sen dengeyi bozar da onların payına düşen rızka dadanırsan kısa zamanda açlıktan helak olmaz mı bu zavallılar?
(V) Dişi aslan kumrunun sözlerinden etkilenerek meyve yemeyi de bırakmış, ot yemeye başlamış.
5. Bu metinde verilmek istenen ileti aşağıdakilerden hangisidir? İlgili kutucuğu işaretleyiniz.
Sevgili çocuklar, bir metnin iletisi demek, o metnin bize ne öğretmek istediği, ana fikri demektir. Hikayeyi okuduk ve aslanın kendi rızkını bırakıp meyvelere dadanması yüzünden diğer hayvanların aç kalma tehlikesiyle karşılaştığını, kumrunun sözleriyle hatasını anlayıp düzelttiğini öğrendik. Şimdi şıklara bakalım:
a. Bazı eylemler farkında olmadan başkalarına zarar verebilir.
b. Farklı gıdaları tüketmek kimi zaman faydalı olmayabilir.
c. Canlılar arasında yaşam mücadelesini güçlü olanlar kazanır.
ç. Canlılar arasındaki iletişim insanlardaki kadar sağlıklı değildir.
Adım 1: Her bir şıkkı metinle karşılaştıralım.
a. Şıkkı: Aslanın meyve yeme eylemi, farkında olmadan diğer hayvanların rızkını elinden alıyordu. Kumru da bunu aslana anlatarak, aslanın bu eyleminin başkalarına zarar verdiğini göstermiş oldu. Aslan da bunu anlayıp davranışını değiştirdi. Bu şık, hikayenin ana fikrine çok benziyor.
b. Şıkkı: Hikayede farklı gıdaları tüketmenin faydalı olup olmadığı değil, kendi rızkını bırakıp başkalarının rızkına göz dikmenin yanlışlığı anlatılıyor. Aslan et yiyiciyken meyveye dadanmış, bu da bir “fayda” meselesinden çok, “hak” meselesi. Bu şık, metnin iletisi değil.
c. Şıkkı: Hikayede güçlü olanın (aslanın) her şeyi kazanması değil, tam tersine, güçlü olanın bile hakkaniyetli olması gerektiği vurgulanıyor. Kumru gibi küçük bir hayvan bile, doğruyu söyleyerek aslanı etkileyebiliyor. Bu şık, metnin iletisi değil.
ç. Şıkkı: Hikayede canlılar arasındaki iletişimin sağlıksız olduğu anlatılmıyor. Tam tersine, kumru ile aslan arasında sağlıklı bir iletişim kurulmuş ki aslan hatasını anlamış ve davranışını değiştirmiş. Bu şık, metnin iletisi değil.
Adım 2: Doğru şıkkı belirleyelim.
Gördüğümüz gibi, “a” şıkkı metindeki ana fikri en doğru şekilde anlatıyor. Aslanın başta yaptığı şey, diğer hayvanların yiyeceklerini azaltıyordu ve bu, farkında olmadan onlara zarar vermekti. Kumru da bunu ona güzelce anlatarak bu zararı durdurmuş oldu.
Sonuç:
a. Bazı eylemler farkında olmadan başkalarına zarar verebilir.
6. Ozan: Yarın sınıfça bir şiir dinletisi sunacağız.
Zehra: Biz de geçen hafta düzenledik.
Ozan: Hatırlıyorum, sizin sınıf çok başarılıydı. Bana neler önerirsin?
Zehra: …………………….. dikkat etmelisin.
Bu konuşmada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilemez? İlgili kutucuğu işaretleyiniz.
Canım öğrencilerim, bu soruda Ozan, Zehra’dan şiir dinletisi için tavsiye istiyor. Zehra da ona nelere dikkat etmesi gerektiğini söyleyecek. Ama soru bizden, Zehra’nın söyleyemeyeceği, yani oraya getirilemeyecek tavsiyeyi bulmamızı istiyor. Şimdi şıklara bir bakalım:
Adım 1: Şiir dinletisinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini düşünelim.
Bir şiiri dinleyicilere güzelce sunmak için şunlara dikkat etmek gerekir:
- Kelimelerin telaffuzu: Yani kelimeleri doğru ve anlaşılır bir şekilde söylemek çok önemli. Yoksa dinleyici ne dediğimizi anlamaz.
- Vurgu: Şiirde bazı kelimeler veya cümleler daha önemli olabilir. Bunları okurken sesimizi biraz daha yükseltmek veya daha yavaş söylemek, o kelimenin önemini vurgulamak demektir. Bu, şiirin duygusunu ve anlamını dinleyiciye aktarmak için çok önemlidir.
- Tonlama: Sesimizin alçalıp yükselmesi, hızlanıp yavaşlamasıdır. Şiirdeki duyguya göre ses tonumuzu ayarlamamız gerekir. Mutlu bir şiiri neşeli, hüzünlü bir şiiri daha sakin bir tonla okuruz. Bu da şiirin etkileyiciliğini artırır.
- Yüksek sesle okuma: Şiir dinletisinde okuduğumuz şiirin herkes tarafından duyulması gerekir. Bu yüzden yüksek sesle okumak önemlidir. Ancak bu, “nasıl okuyacağımızdan” ziyade, “duyulur bir şekilde okuyacağımız” anlamına gelir.
Adım 2: Hangi tavsiyenin boşluğa getirilemeyeceğini bulalım.
Kelimelerin telaffuzuna dikkat etmek, bir şiir dinletisinin başarılı olması için olmazsa olmazdır. Zehra kesinlikle bunu önerebilir. Yani bu, boşluğa getirilebilir.
Yüksek sesle okumak bir zorunluluktur, evet. Ama genellikle “Yüksek sesle oku!” deriz. “Yüksek sesle okumaya dikkat etmelisin” ifadesi, diğer şıklardaki gibi, okuma kalitesini artırmaya yönelik özel bir beceri tavsiyesi gibi durmaz. Zaten bir dinletide kimsenin duymadığı bir şiir okunmaz. Bu, daha çok bir ön koşul gibidir, “nasıl” sorusundan çok “ne kadar” sorusuna cevaptır. Diğer şıklar ise şiiri daha güzel ve etkili okumak için daha ince detaylardır. Bu yüzden Zehra, Ozan’a zaten yapması gereken bu temel şeyi, diğerleri kadar özel bir tavsiye olarak söylemeyebilir. Bu, boşluğa getirilemez gibi duruyor.
Vurgu, şiir okurken anlamı güçlendirmek için çok önemlidir. Zehra bunu kesinlikle önerebilir. Yani bu, boşluğa getirilebilir.
Tonlama, şiirdeki duyguyu ve ritmi dinleyiciye aktarmak için çok önemlidir. Zehra bunu kesinlikle önerebilir. Yani bu, boşluğa getirilebilir.
Adım 3: Sonucumuzu kesinleştirelim.
Zehra, Ozan’a şiiri daha iyi sunması için vurgu, tonlama ve telaffuz gibi sanatsal ve teknik detaylara dikkat etmesini önerecektir. “Yüksek sesle okumaya dikkat etmelisin” ifadesi ise, zaten dinletinin temel gerekliliklerinden biri olduğu için, özel bir tavsiye olarak diğerleri kadar uygun değildir. Bu yüzden boşluğa getirilemez.
Sonuç:
Yüksek sesle okumaya