7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 161
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin Türkçe öğretmenin. Gönderdiğin görsele baktım, harika sorular bunlar. Şimdi seninle birlikte bu soruları adım adım çözeceğiz ve her birini güzelce açıklayacağız. Hiç merak etme, hepsini kolayca anlayacaksın. Hadi başlayalım!
6. Etkinlik
“Tramvay bizi uzak yollardan dolaştırdı; Helsinki’nin arka, geri yerlerinden geçtik. Oraları da düzgün, temiz… Az derin, kayalık bir suyun üzerine kurulmuş uzun, tahta köprüden geçerek bir adaya çıktık. Yeşil taze dallardan henüz dinmiş bir yağmurun son damlaları serpiliyor. Dört yanda uzayıp giden ağaçlık yolların bitiminde beyazlar giyinmiş gençler görünüyor. Bahçelerden dağılan kuş sesleri adaya bir musiki rüyası yaşatıyor. En yüksek bir yapı zevkiyle kurulmuş köşklerin balkonlarından renk renk çiçekler uzanmış. Çiçek, toprak kokusundan; renkten ve sesten başım döndü; şiirin, güzelliğin en gerçek ülkesine varmış gibi ürperdim. Ruhum sanki göklerden boşalan temiz bir suyla yıkandı; bu toprak, göğsünde yaşayan herkesin toprağı! Bu yollar, bu parklar, her Finlinin kendi yolu, kendi bahçesi… Adayı en kimsesiz köşelerine, kıyılarına kadar gezdik, dolaştık…”
Dinlediğiniz metinden alınan yukarıdaki bölümde anlatım biçimlerinden hangileri kullanılmıştır? Bulduğunuz anlatım biçimlerine paragraftaki hangi cümleleri dayanak olarak gösterebiliriz? Açıklayınız.
Sevgili öğrencim, bu soruda bizden, verilen metinde hangi anlatım biçimlerinin kullanıldığını bulmamızı ve bu anlatım biçimlerini hangi cümlelerin desteklediğini göstermemizi istiyor. Anlatım biçimleri, bir yazarın düşündüklerini, hissettiklerini veya bir olayı okuyucuya aktarma şekilleridir. Metni okuduğumuzda, yazarın hem bir şeyleri gözümüzde canlandırdığını hem de bir olayı anlattığını fark edebiliriz.
Adım 1: Metni dikkatlice okuyalım ve neler anlatıldığına odaklanalım.
Metinde bir tramvay yolculuğu, geçilen yerler, görülen köprüler, ağaçlar, gençler, kuş sesleri, çiçekler gibi pek çok detaydan bahsediliyor. Aynı zamanda, yazarın bu yerleri gezip dolaştığından, hislerinden de söz ediliyor.
Adım 2: Hangi anlatım biçimlerinin kullanıldığını belirleyelim.
Bu metinde iki temel anlatım biçimi kullanılmış: Betimleyici Anlatım ve Öyküleyici Anlatım.
Adım 3: Bu anlatım biçimlerini açıklayalım ve metinden örnekler verelim.
-
Betimleyici Anlatım (Tasvir Etme):
Betimleyici anlatım, bir varlığı, yeri, olayı veya kişiyi kelimelerle resim çizer gibi anlatmaktır. Okuyucunun zihninde canlandırmasını sağlar. Yazar, duyu organlarımızla (görme, işitme, koklama, dokunma, tatma) algıladığımız özellikleri detaylıca anlatır.
Metinden örnekler:
- “Oraları da düzgün, temiz…” (Görüntüyü anlatıyor.)
- “Az derin, kayalık bir suyun üzerine kurulmuş uzun, tahta köprüden…” (Suyun ve köprünün özelliklerini anlatıyor.)
- “Yeşil taze dallardan henüz dinmiş bir yağmurun son damlaları serpiliyor.” (Yaprakların rengini, yağmur damlalarını gözümüzde canlandırıyor.)
- “Dört yanda uzayıp giden ağaçlık yolların bitiminde beyazlar giyinmiş gençler görünüyor.” (Ağaçları, yolları ve gençlerin kıyafetlerini tasvir ediyor.)
- “Bahçelerden dağılan kuş sesleri adaya bir musiki rüyası yaşatıyor.” (Kuş seslerini “musiki rüyası” diye benzeterek işitsel bir betimleme yapıyor.)
- “En yüksek bir yapı zevkiyle kurulmuş köşklerin balkonlarından renk renk çiçekler uzanmış.” (Köşklerin ve çiçeklerin görüntüsünü anlatıyor.)
- “Çiçek, toprak kokusundan; renkten ve sesten başım döndü;” (Koku, renk ve ses gibi duyularla betimleme yapıyor.)
-
Öyküleyici Anlatım (Hikâye Etme):
Öyküleyici anlatım, bir olayı veya olaylar zincirini belirli bir zaman ve mekânda, kahramanlar eşliğinde anlatmaktır. Olaylar art arda sıralanır ve okuyucuya bir hikâye dinliyormuş hissi verir.
Metinden örnekler:
- “Tramvay bizi uzak yollardan dolaştırdı;” (Tramvayın yaptığı bir eylemi, olayı anlatıyor.)
- “Helsinki’nin arka, geri yerlerinden geçtik.” (Bir yerden geçme eylemini, olayı anlatıyor.)
- “Az derin, kayalık bir suyun üzerine kurulmuş uzun, tahta köprüden geçerek bir adaya çıktık.” (Köprüden geçme ve adaya çıkma olaylarını sıralıyor.)
- “Adayı en kimsesiz köşelerine, kıyılarına kadar gezdik, dolaştık…” (Adada yapılan gezme ve dolaşma eylemlerini, olaylarını anlatıyor.)
Sonuç:
Bu metinde hem gezilen yerlerin özelliklerini gözümüzde canlandıran Betimleyici Anlatım hem de tramvay yolculuğu ve adayı gezme gibi olayları anlatan Öyküleyici Anlatım bir arada kullanılmıştır. Yazar, okuyucuyu hem olayın içine çekmiş hem de o yerleri sanki oradaymış gibi hissettirmiştir.
***
7. Etkinlik
En son gezdiğiniz yere ait gözlemlerinizi anlatan bir gezi yazısı yazınız.
Şimdi sıra sende! En son nereye gittin? Bir parka mı, bir müzeye mi, yoksa belki de bir akrabanın yanına başka bir şehre mi? Gittiğin yeri hayal et ve orada neler gördüğünü, duyduğunu, hissettiğini bana anlat. Ben de sana yardımcı olmak için kendi gezdiğim bir yeri anlatayım, böylece nasıl yazacağını daha iyi anlarsın. Hadi, benimle birlikte hayali bir yolculuğa çıkalım!
Büyülü Bir Öğleden Sonra: Şehir Parkı Gezisi
Geçen hafta sonu, ailemle birlikte şehrimizin büyük parkına gitmiştik. Hava mis gibiydi, güneş pırıl pırıl parlıyor ama yakmıyordu, tam da gezmelik bir gündü. Parka doğru yürürken bile içimi bir sevinç kapladı, sanki her adımımda doğanın çağrısını duyuyordum.
Parkın girişindeki kocaman demir kapıdan içeri adım attığımızda, sanki başka bir dünyaya girmiş gibi hissettim. İlk olarak burnuma taze biçilmiş çimlerin ve çeşit çeşit çiçeklerin kokusu geldi. Ohh, ne güzel kokuyordu! Gözlerimi kaldırdığımda, yemyeşil ağaçlar beni karşıladı. Kimisi dev gibi uzanmış gökyüzüne değmek ister gibi, kimisi de dallarını yere doğru salmış, gölgelik alanlar oluşturmuştu. Ağaçların arasından süzülen güneş ışıkları, yerde altın rengi benekler oluşturuyordu, tıpkı bir tablonun içindeymişim gibi.
Kulaklarımda ise hafif bir uğultu vardı. Bu uğultu, çocukların neşeli kahkahalarıyla, salıncakların gıcırtısıyla ve uzaktan gelen kuş cıvıltılarıyla birleşiyordu. Sanki park, kendi içinde canlı bir orkestraya sahipti. Yürüyüş yolunda ilerlerken, banklarda oturan yaşlı amca ve teyzelerin huzurlu sohbetlerine kulak misafiri oldum. Yanlarından geçerken gülümsüyorlardı, bu da içimi ısıttı.
Parkın ortasındaki küçük gölete yaklaştığımızda, suyun üzerinde yüzen ördekleri gördüm. Yavaş yavaş, zarifçe süzülüyorlardı. Bazı çocuklar onlara ekmek atıyordu, ördekler de sevinçle suya dalıp çıkıyorlardı. Göletin etrafındaki rengârenk çiçek tarhları, adeta bir ressamın paletinden fırlamış gibiydi. Kırmızı, sarı, mor, pembe… Her biri ayrı bir güzellikteydi. Özellikle mor renkli sümbüllerin kokusu çok hoşuma gitti, sanki beni alıp uzak diyarlara götürdü.
Biraz ileride, çocuk oyun alanı vardı. Salıncaklar, kaydıraklar ve tahterevalliler tıklım tıklım doluydu. Kardeşim de hemen oraya koştu ve arkadaşlarıyla oynamaya başladı. Ben de bir banka oturup bu neşeli manzarayı izledim. İnsanların mutlu olduğunu görmek, bana da mutluluk verdi. Park, herkesin bir araya geldiği, huzur bulduğu ve eğlendiği harika bir yerdi.
Güneş batmaya yakın, gökyüzü turuncu ve pembe tonlarına büründü. Parktan ayrılma vakti gelmişti. İçimde hem bir hüzün hem de paha biçilmez anılarla dolu bir sevinç vardı. Şehir parkı, bana doğanın ve insanların bir araya gelerek nasıl güzel anılar yaratabileceğini bir kez daha gösterdi. En kısa zamanda tekrar gitmeyi dört gözle bekliyorum!