7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 186
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin Türkçe öğretmeninizim. Bugün size gönderilen görseldeki soruları hep birlikte, adım adım ve anlaşılır bir şekilde çözeceğiz. Hazır mısınız? Başlayalım!
Öncelikle, görselde birkaç etkinlik ve soru görüyorum. Bazı etkinlikler sınıf ortamında yapılması gereken uygulamaya yönelik olduğu için, burada doğrudan bir çözüm sunmamız mümkün değil. Gelin, bu kısımlara bir göz atalım:
b) Dinlediğiniz ve okuduğunuz metinler arasındaki olay, kahraman, zaman, mekân ortaklıkları ile farklılıklarına dikkat çekiniz. Karşılaştırmayı yaparken tabloyu kullanınız.
Bu etkinlik, daha önce dinlediğiniz veya okuduğunuz metinlerle ilgili bir karşılaştırma yapmanızı istiyor. Yani bu bir uygulama etkinliği. Elimde o metinler olmadığı için burada bir tablo oluşturamam ve karşılaştırma yapamam. Ama siz bu etkinliği yaparken, metinlerin ana fikrini, kahramanların özelliklerini, olayın nerede ve ne zaman geçtiğini düşünerek bir tablo oluşturabilirsiniz.
3. Etkinlik
Çizgi roman şeklinde verilen fıkradaki rolleri paylaşarak metni sınıfınızda canlandırınız. Canlandırmanızda hazırladığınız maskeleri kullanınız.
Bu da yine sınıf içinde arkadaşlarınızla birlikte yapabileceğiniz, eğlenceli bir canlandırma etkinliği. Rolleri paylaşmak, maskeler hazırlamak ve fıkrayı canlandırmak için sınıf ortamı gerekiyor. O yüzden bu etkinliğin çözümünü de burada yapmamız mümkün değil. Ama eminim sınıfınızda harika bir canlandırma yapmışsınızdır!
Şimdi gelelim çözmemiz gereken sorulara:
4. Etkinlik
Dinlediğiniz metinde Nasrettin Hoca evine çok geç dönebilmiş ve üstelik eşeğini de kaybetmiştir. Nasrettin Hoca’yla karşılaşsanız bu durumda ona neler söylemek isterdiniz? İşaretleyiniz.
Sevgili öğrenciler, bu soruda Nasrettin Hoca’nın başına gelen talihsiz bir olaydan bahsediliyor: Hem evine geç dönmüş hem de eşeğini kaybetmiş. Yani işler pek de iyi gitmemiş. Bizden de bu durumda Hoca’ya söyleyebileceğimiz en uygun sözü seçmemiz isteniyor. Gelin seçeneklere bakalım:
Adım 1: Seçenekleri analiz edelim.
- a) Evdeki hesap çarşıya uymadı, değil mi?
- b) Hayat, sen başka planlar yapmakla meşgulken başına gelen şeydir.
- c) E, rüzgâr eken, fırtına biçer!
- d) Hayat sürprizlerle dolu.
Bu söz, planladığımız şeylerin gerçekleşmediği, umduğumuz gibi olmadığı durumlarda kullanılır. Hoca’nın planı belki de eşeğiyle eve rahatça dönmekti ama eşeğini kaybetmesiyle bu plan suya düşmüş oldu. Bu söz uygun olabilir.
Bu söz, bizim ne kadar plan yaparsak yapalım, hayatın bazen beklenmedik olaylarla karşımıza çıkacağını, bizim dışımızdaki gelişmelerle şekillenebileceğini anlatır. Hoca’nın eşeğini kaybetmesi, onun kontrolü dışındaki, beklenmedik bir olay. Bu söz de çok uygun görünüyor.
Bu atasözü, kişinin yaptığı kötü bir davranışın sonucunda daha kötü sonuçlarla karşılaşacağını anlatır. Nasrettin Hoca’nın eşeğini kaybetmesi, onun kötü bir davranışının doğrudan sonucu gibi durmuyor, daha çok bir talihsizlik. Bu yüzden bu söz pek uygun değil.
Bu söz de hayatın beklenmedik durumlarla dolu olduğunu anlatır. Genel bir ifade. Nasrettin Hoca’nın durumuna uyar ama diğer seçeneklerden daha az derinlikli ve spesifik kalır.
Adım 2: En uygun seçeneği belirleyelim.
Nasrettin Hoca’nın eşeğini kaybetmesi, onun planları dışında gelişen, beklenmedik ve olumsuz bir durum. Bu durumu en iyi anlatan, hem bir teselli hem de hayatın gerçekliğini ifade eden söz, “Hayat, sen başka planlar yapmakla meşgulken başına gelen şeydir.” ifadesidir. Bu söz, Hoca’nın yaşadığı hayal kırıklığını ve beklenmedik durumu çok güzel özetler.
Sonuç:
Nasrettin Hoca’ya söyleyebileceğimiz en uygun söz:
Hayat, sen başka planlar yapmakla meşgulken başına gelen şeydir.
***
5. Etkinlik
Yukarıdaki paragrafta kullanılan geçiş ve bağlantı ifadelerini bulup altlarını çiziniz. Bu ifadelerin metnin anlamına olan katkılarını açıklayınız.
Sevgili öğrenciler, geçiş ve bağlantı ifadeleri, bir metindeki cümleleri veya paragrafları birbirine bağlayarak anlam bütünlüğünü sağlayan, okuyucunun konuyu daha iyi anlamasına yardımcı olan sihirli kelimelerdir. Şimdi gelin, verilen paragraftaki bu ifadeleri bulalım ve ne işe yaradıklarını açıklayalım:
Adım 1: Geçiş ve bağlantı ifadelerini bulup altlarını çizelim.
Nasrettin Hoca’nın fıkraları sahip olmamız gereken erdemleri fısıldar kulağımıza. Ayrıca hayata dair dersler de verir. Nasrettin Hoca’nın fıkraları bize ilk olarak her işin bir hikmeti olduğunu öğretir. Çeşme-nin kurnasındaki tıkacı zar zor çıkarıp sonra da ıslandığında “Tevekkeli, ağzını böyle tıkamışlar.” diyerek bize her işin gizli bir sebebi olduğunu söylemez mi? Örneğin ümitli olmayı öğretir Hoca bize. “Hoca, göl hiç maya tutar mı?” sorusuna verdiği cevapla en kötü anlarda bile umuda sarılmamız gerektiğini fısıldar. Özellikle “Parayı veren düdüğü çalar.” adlı fıkrası, herhangi bir konuda başarılı olmanın emeğe ve alın terine bağlı olduğunu göstermesi bakımından önemli değil midir? Oysaki biz onun fıkralarını çoğu zaman sadece gülmece unsuru olarak algılıyoruz. Son olarak Hoca’nın “Bilenler, bilmeyenlere öğretsin.” sözünü örnek vermek istiyorum. Bu söz, eğitimin temel dinamiklerinden başka bir deyişle yapı taşlarından biri değil de nedir?
Adım 2: Bu ifadelerin metnin anlamına katkılarını açıklayalım.
- Ayrıca: Bu ifade, metne yeni ve ek bir bilgi eklemek için kullanılmıştır. “Fıkralar erdemleri fısıldar” cümlesine, “hayata dair dersler de verir” bilgisini ekleyerek konuyu genişletiyor.
- İlk olarak: Yazar, Nasrettin Hoca fıkralarının verdiği dersleri sıralamaya başlıyor. Bu ifade, ilk dersin ne olduğunu belirtir ve anlatıma bir düzen getirir.
- Sonra da: Bir olayın veya durumun hemen ardından gelen başka bir olayı veya durumu anlatmak için kullanılır. Metinde, tıkacın çıkarılmasından sonra ıslanma durumunu birbirine bağlar.
- Örneğin: Anlatılan bir fikri veya tezi somutlaştırmak, daha anlaşılır kılmak için örnek vermeden önce kullanılır. “Ümitli olmayı öğretir” fikrine “Göl hiç maya tutar mı?” fıkrasını örnek olarak sunar.
- Özellikle: Bir konu veya durum içinde belirli bir noktanın önemini vurgulamak için kullanılır. “Parayı veren düdüğü çalar” fıkrasının, emeğin önemini göstermesi bakımından *özellikle* önemli olduğunu belirtir.
- Oysaki: Birbiriyle çelişen veya karşıt iki durumu, fikri birbirine bağlamak için kullanılır. Bizim fıkraları sadece gülmece olarak algılamamızla, fıkraların aslında dersler vermesi arasındaki tezatlığı ortaya koyar.
- Son olarak: Bir sıralamanın veya bir konunun son maddesini belirtmek için kullanılır. Yazarın örnek verdiği son fıkrayı veya sözü tanıtır.
- Başka bir deyişle: Bir önceki cümlenin veya ifadenin anlamını farklı kelimelerle, daha anlaşılır bir şekilde ifade etmek için kullanılır. “Eğitimin temel dinamikleri” ifadesini, “yapı taşları” diyerek daha net açıklar.
Bu geçiş ve bağlantı ifadeleri sayesinde paragraf daha akıcı hale gelmiş, fikirler arasında kolayca geçiş yapılmış ve okuyucunun metni daha rahat takip etmesi sağlanmıştır. Sanki bir yol haritası gibi, yazarın bizi nereye götürdüğünü, hangi fikirden hangi fikre geçtiğini bu ifadeler sayesinde anlıyoruz.