7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 76
Merhaba sevgili öğrencim, bugün seninle bu görseldeki soruları adım adım, güzelce çözeceğiz. Hiç merak etme, ben sana her şeyi en basit haliyle anlatacağım. Haydi başlayalım!
7. Aşağıda verilen metinlerde anlatımın kaçıncı kişi ağzından yapıldığını ve hangi anlatım biçiminin kullanıldığını bularak boş bırakılan alanlara yazınız.
Bu soruda iki farklı metin var ve bizden bu metinlerdeki anlatımın kimin ağzından yapıldığını (yani “ben” mi, “o” mu diye anlatan) ve hangi anlatım biçimiyle yazıldığını bulmamız isteniyor. Anlatım biçimi derken, mesela bir olayı mı anlatıyor (öyküleyici), bir şeyi mi tanıtıyor (açıklayıcı) ya da bir yerin özelliklerini mi söylüyor (betimleyici) gibi düşünebilirsin.
Adım 1: Birinci metni inceleyelim.
“Biraz soluklanıp etrafına bakınırken bir köpek sesi duydu uzaktan. Sesin şiddetine bakılırsa çoban köpeği olmalıydı bu. Demek ki yakınlarda bir çoban vardı. Çoban demek; içilecek su, bölüşülecek ekmek demekti. Azığı vardı ama suya hayır diyemezdi. Sesin geldiği tarafa yönelmişti. Yanılmamıştı. İhtiyar bir çoban, köpeği susturmuş, dikkatli gözlerle kendisine bakıyordu.”
-
Anlatım kaçıncı kişi ağzından yapılmış?
Metni okurken “duydu”, “yönelmişti”, “bakıyordu” gibi kelimeler görüyoruz. Bu kelimeler, olayı anlatan kişinin kendisi değil, başkası hakkında konuştuğunu gösteriyor. Yani, “o” kişi duydu, “o” kişi yöneldi gibi düşünebiliriz. Bu da bize anlatımın üçüncü kişi ağzından yapıldığını gösterir.
-
Hangi anlatım biçimi kullanılmış?
Metinde bir olay anlatılıyor, bir kişi bir ses duyuyor, bir yere doğru gidiyor, bir çobanla karşılaşıyor. Olayların akışı var. Bu tür olay anlatımlarına öyküleyici anlatım deriz. Aynı zamanda çobanı ve köpeği tarif eden yerler de var ama asıl amaç bir olayı aktarmak.
Adım 2: İkinci metni inceleyelim.
“Eşekten düşmeyeyim diye bir yandan anneme sımsıkı sarılıyor bir yandan dönüp dönüp arkama bakıyordum. Babamla, kardeşim Emine’yi arıyordu gözlerim. Hâlbuki onların gelmeyeceğini biliyordum. Babam böyle istemişti çünkü. Ona göre henüz üç yaşında olan kardeşim bu çetin yolculuğa dayanamazdı.”
-
Anlatım kaçıncı kişi ağzından yapılmış?
Burada “sarılıyorum”, “bakıyordum”, “gözlerim”, “biliyordum” gibi kelimeler kullanılmış. Bu kelimeler, olayı anlatan kişinin bizzat kendisinin yaşadıklarını anlattığını gösteriyor. Yani, “ben” sarılıyorum, “benim” gözlerim arıyor gibi. Bu da anlatımın birinci kişi ağzından yapıldığını gösterir.
-
Hangi anlatım biçimi kullanılmış?
Yine birinci metinde olduğu gibi, burada da bir olay anlatılıyor, bir yolculuk ve o yolculukta yaşanan hisler aktarılıyor. Olayların akışı ve yaşanmışlık hissi olduğu için bu da öyküleyici anlatım biçimine örnektir.
Adım 3: Boşlukları dolduralım.
-
Birinci metinde anlatım üçüncü kişi ağzından yapılmıştır.
-
İkinci metinde ise anlatım birinci kişi ağzından yapılmıştır.
-
Her iki paragrafta da öyküleyici anlatım biçimi kullanılmıştır.
***
8. Bu şiire göre aşağıda verilen cümlelerin doğru mu, yanlış mı olduklarına karar veriniz.
Bu soruda bize Kaygusuz Abdal’a ait kısa bir şiir verilmiş. Şiiri okuyup anlamını kavradıktan sonra, aşağıda verilen cümlelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyeceğiz. Hadi önce şiiri dikkatlice okuyalım ve ne demek istediğini anlamaya çalışalım:
“Bu âdem dedikleri; el, ayakla baş değil
Âdem ruha denilir, suret ile kaş değil.”
Bu şiirde “âdem” kelimesi geçiyor. “Âdem” eski Türkçede “insan” demek. Şair diyor ki: “İnsan dedikleri şey, sadece el, ayak ve baştan ibaret değildir. İnsan dediğin, ruhtur; dış görünüş, yüz ya da kaş değildir.” Yani Kaygusuz Abdal, insanın dış güzelliğinden çok, iç dünyasının, ruhunun önemli olduğunu vurguluyor.
Şimdi maddeleri inceleyelim:
1. Şiirde “âdem” sözcüğü “insan” anlamında kullanılmıştır.
-
Çözüm: Şiiri açıklarken de söylediğimiz gibi, “âdem” kelimesi burada “insan” anlamında kullanılmıştır. “Bu insan dedikleri…” diye okuduğumuzda şiir daha anlaşılır oluyor.
Sonuç: Doğru
2. Şiirde iç güzelliğin, dış güzellikten önemli olduğu vurgulanmıştır.
-
Çözüm: Şiirin ikinci dizesinde “Âdem ruha denilir, suret ile kaş değil.” deniyor. Yani insan ruhtan ibarettir, dış görünüşten (suret) ve kaştan (dış özelliklerden) değil. Bu da bize iç güzelliğin, yani ruhun, dış görünüşten daha önemli olduğunu anlatıyor.
Sonuç: Doğru
3. Şiirde teşhis (kişileştirme) sanatına başvurulmuştur.
-
Çözüm: Teşhis (kişileştirme) sanatı, cansız varlıklara veya hayvanlara insan özelliklerinin verilmesidir. Örneğin, “Rüzgar fısıldıyordu.” dersek rüzgara insan özelliği (fısıldamak) vermiş oluruz. Bu şiirde ise böyle bir durum yok. Şiir, insanın ne olduğu üzerine bir tanımlama yapıyor, herhangi bir cansız varlığa insan özelliği yüklenmiyor.
Sonuç: Yanlış
4. Şiirde âdemin, kendisiyle tanımlanamayacağı beş unsur dile getirilmiştir.
-
Çözüm: Şiirde “âdem”in yani insanın neyle tanımlanamayacağı söyleniyor, bakalım kaç tane unsur var:
- el
- ayak
- baş
- suret (dış görünüş)
- kaş
Saydığımızda tam beş tane unsur olduğunu görüyoruz. Şair, insanı tanımlarken bu beş unsurun yeterli olmadığını, insanın ruhtan ibaret olduğunu belirtiyor.
Sonuç: Doğru