7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 17
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle “Matematiğin Şiirselliği” adlı metnimizi inceleyip, bu metinle ilgili soruları adım adım, hep birlikte çözeceğiz. Unutmayın, okuduğumuzu anlamak ve yorumlamak en önemli becerilerden biridir. Hadi başlayalım!
2. Etkinlik
1. “Devasa bir duygu yumağını, birkaç kelimeyle ahenkli bir şekilde ortaya koymanın adıdır şiir.” cümlesinde şiirin hangi özelliklerinden bahsedilmektedir?
Sevgili gençler, bu cümleyi dikkatlice okuduğumuzda, şiirin iki önemli özelliğini görüyoruz:
- Şiirin, içimizdeki çok büyük ve karmaşık duyguları (devasa bir duygu yumağını) anlatma gücü. Yani, şiir duygusal olarak çok derin bir anlatım biçimidir.
- Şiirin, bu derin duyguları az ve öz kelimelerle, kulağa hoş gelecek (ahenkli) bir biçimde ifade etmesi. Bu da şiirin kısa ve etkili bir anlatım aracı olduğunu gösterir.
2. İnsanın, yaşadığı evreni tanıyabilmesinin şartı nedir?
Metnimizde Galileo’nun çok önemli bir sözü geçiyor: “Evren, matematik diliyle yazılmıştır.” ve ardından yazarımız, evreni tanıyabilmemiz için matematik dilini bilmeye ihtiyacımız olduğunu söylüyor. Yani, bu evreni anlamak için matematiği bilmek şartmış.
Çözüm:
İnsanın, yaşadığı evreni tanıyabilmesi ve anlamlandırabilmesi için matematik dilini bilmesi gerekmektedir.
3. Yazar, matematik ve şiiri hangi açılardan birbirine benzetmiştir?
Yazarımız, metin boyunca matematik ile şiir arasında birçok benzerlik kurmuş. Bunları birlikte inceleyelim:
- Her ikisi de bir düzen, ahenk ve ilişki içindedir. Matematik kavramları birbirleriyle bağlantılı olduğu gibi, şiirdeki dizeler de birbiriyle uyumlu ve düzenlidir.
- Matematik formülleri, şiirin duyguları yansıtması ve ispatlaması gibi, işlemlerin birer ispatıdır. Yani, ikisi de bir şeyi ortaya koymanın, kanıtlamanın bir yoludur.
- Matematik, tıpkı şiir gibi akıcıdır. Matematikle uğraşırken de şiir okurkenki gibi bir coşku hissedilebilir.
- Bir matematik problemini çözerken yazdığımız her satır, bir şiirdeki dizeden farksızdır. Hem şekil olarak hem de içerik olarak benzerlik gösterirler.
4. Yazara göre öğrenciler, matematik bilimine neden mesafelidir?
Metnin son paragrafında bu sorunun cevabı gizli. Yazar, günümüzdeki çocukların ve öğrencilerin doğadan uzaklaştığını belirtiyor. Bu uzaklaşma yüzünden matematiği sadece karmaşık formüllerden oluşan bir yığın olarak görüyorlar. Bu yüzden de çoğu öğrenci matematikle barışık değil, yani matematiği sevmiyor ve ona mesafeli duruyor.
Çözüm:
Yazara göre öğrenciler, doğadan uzak düştükleri için matematiği sadece formüller yığını olarak görmektedirler. Bu durum, onların matematik bilimine mesafeli olmalarına neden olmaktadır.
5. Yazar, doğadaki varlıklarda matematik örüntülerinin bulunduğunu hangi örneklerle açıklamıştır?
Metnimizde, doğadaki varlıklarda matematiksel düzenlerin varlığına genel olarak değinilmiş, ancak doğrudan spesifik örnekler (Mesela “altın oran” veya “Fibonacci dizisi” gibi) verilmemiştir. Ancak yazar, evrenin matematik diliyle yazıldığını ve bu dilin harflerinin üçgenler, daireler ve diğer geometrik biçimler olduğunu söyleyerek, doğada bu tür matematiksel şekillerin ve düzenlerin bulunduğuna işaret etmiştir.
6. Matematik ve şiirin birbirine benzediği fikrine katılıyor musunuz? Gerekçeleriyle açıklayınız.
Evet, bu fikre kesinlikle katılıyorum! Metinde de harika bir şekilde açıklandığı gibi, matematik ve şiir ilk bakışta çok farklı görünse de aslında temelinde birçok ortak nokta barındırıyorlar. İşte neden katıldığımı gösteren bazı gerekçeler:
- Her ikisi de evrendeki düzeni, ahengi ve güzelliği farklı yollarla anlatıyor. Şiir duygularla, matematik sayılar ve formüllerle bu düzeni ortaya koyuyor.
- Matematik, tıpkı şiir gibi bir dili, bir anlatım biçimini temsil ediyor. Şairler kelimelerle oynarken, matematikçiler de sayılar ve sembollerle bir dil oluşturuyorlar.
- İkisi de yaratıcılık gerektirir. Bir şiir yazmak da bir matematik problemini çözmek de sadece kurallara uymak değil, aynı zamanda yeni bağlantılar kurmak, farklı açılardan bakmak demektir.
- Metinde de bahsedildiği gibi, hem şiirde hem de matematikte bir akıcılık, bir estetik vardır. İyi yazılmış bir şiir gibi, zarif bir matematiksel ispat da insana estetik bir haz verir.
Gördüğünüz gibi, bu iki alan birbirini tamamlayan, evrenin ve insan ruhunun derinliklerini anlamamıza yardımcı olan iki farklı pencere gibidir.
7. Metnin son paragrafında yazar hangi görüşe karşı çıkmaktadır?
Metnin son paragrafına baktığımızda, yazarın günümüzdeki yaygın bir düşünceye karşı çıktığını görüyoruz. Bu düşünceye göre, matematik sadece soyut, sıkıcı formüllerden ibaret bir ders ve doğadan, duygulardan uzak bir alandır. Yazar ise bunun tam tersini savunuyor. O, matematiğin aslında duyguların ve doğanın ta kendisinden geldiğini, evrenin dili olduğunu ve şiir gibi akıcı, düzenli bir yapısı olduğunu vurgulayarak, matematiğin sıkıcı ve soyut olduğu görüşüne karşı çıkıyor.
Çözüm:
Metnin son paragrafında yazar, matematiğin sadece soyut formüllerden ibaret olduğu, duygulardan ve doğadan uzak, sıkıcı bir ders olduğu görüşüne karşı çıkmaktadır.
3. Etkinlik
Şimdi de metinden öğrendiklerimizle aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyelim. Her bir ifadeyi metindeki bilgilerle karşılaştıralım.
1. Şiir, içimizdeki duyguların ifadesidir.
Çözüm:
Metnin başında “Devasa bir duygu yumağını… ortaya koymanın adıdır şiir.” deniyor. Bu da şiirin duyguların ifadesi olduğunu gösterir.
Doğru
2. İki dizelik bir şiir, onlarca duygu ve fikri içinde barındırabilir.
Çözüm:
Yunus Emre’nin iki dizesi için “ciltlerce kitap okumak gerekebilir” denilerek, az kelimeyle derin anlamlar ifade edilebileceği vurgulanmıştır.
Doğru
3. Evrenin dili matematiktir.
Çözüm:
Galileo’nun sözüyle “Evren, matematik diliyle yazılmıştır.” ifadesi metinde açıkça yer almaktadır.
Doğru
4. Doğadaki varlıklarda özel matematik dizilimleri saklıdır.
Çözüm:
“Evrenin harfleri üçgenler, daireler ve diğer geometrik biçimlerdir.” ve “Doğanın her yerinde var olan matematiksel…” ifadeleri bunu destekler.
Doğru
5. Şiir ve matematik birbiriyle ilişkilidir, bu sebeple birini sözel zekânın diğerini ise sayısal zekânın ürünü olarak görmemeliyiz.
Çözüm:
Metinde matematik ve şiirin benzerlikleri, Kant ve Weierstrass’ın sözleri bu iki alanın iç içe olduğunu ve tek bir zeka türüne indirgenemeyeceğini gösterir.
Doğru
6. Duyguların da matematiğin de kaynağı evrendir.
Çözüm:
“Duygular zaten matematiğin var olduğu doğadan alınır.” ve “Evren, matematik diliyle yazılmıştır.” ifadeleri bu yargıyı desteklemektedir.
Doğru
7. Matematik dilindeki kavramlar şiirdeki imgelere benzer.
Çözüm:
Matematiğin harflerinin (kavramlarının) doğadaki geometrik biçimler olduğu, şiirdeki imgelerin ise doğadaki şeylerin sembolize edilmiş hali olduğu belirtilmiştir. Bu iki ifade, kavramların ve imgelerin doğayı anlama ve anlatma işlevinde benzediğini gösterir.
Doğru
8. Matematikteki formüllerin kurulması, şiirdeki dizelerin ahenkli bir şekilde ve düzen içinde yazılmasına benzer.
Çözüm:
Metinde “Matematik dilinin kavramları bir düzen, ahenk içinde ve birbirleriyle ilişkilidir.” ve “Matematik dilindeki işlemler ve formüller şiire benzer.” denilmiştir. Bu da matematik formüllerinin şiirdeki dizeler gibi düzenli ve ahenkli olduğunu anlatır.
Doğru
9. Doğayla barışık olanlar matematiği sever.
Çözüm:
Metinde “Doğada iç içe yaşayanların matematikle çok barışık olduğunu şahit olmuşumdur.” cümlesi bu ifadeyi desteklemektedir.
Doğru
10. Mimarlar, eserlerinde matematik dizilimlerinden faydalanırlar.
Çözüm:
Metinde mimarların eserlerinde matematik kullanıp kullanmadığına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Yanlış
11. Altın orana uygun tasarlanmış bir aracın estetik gözükmesi olasıdır.
Çözüm:
Metinde “altın oran” veya estetik kavramı ile ilgili doğrudan bir bilgiye yer verilmemiştir. Metin daha çok matematik ve şiir arasındaki genel ilişkiye odaklanmıştır.
Yanlış
Aferin çocuklar! Gördüğünüz gibi metni dikkatlice okuyup anladığımızda tüm soruları kolayca çözebiliyoruz. Okuduğunu anlama becerisi hayatımızın her alanında bize yol gösterecek çok değerli bir yetenektir. Bir sonraki derste görüşmek üzere!