7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 85
Merhaba sevgili öğrencim, ben senin Türkçe öğretmeninim. Bana gönderdiğin bu sayfayı birlikte inceleyelim ve üzerindeki metinlerden yola çıkarak bazı soruları cevaplayalım. Görselde doğrudan soru numaralarıyla yazılmış sorular olmasa da, bu tür metinleri okuduğumuzda aklımıza gelebilecek ve anlamamızı pekiştirecek soruları ben oluşturacağım, sonra da birlikte adım adım çözeceğiz. Böylece hem metinleri daha iyi anlamış olacağız hem de şiir üzerine düşüncelerimizi geliştirmiş olacağız.
Haydi, başlayalım!
Soru 1: Altay Taşkın’ın “Beni benden ayırmayın” şiirinde vurgulanan ana duygu nedir? Şiirde anlatılmak istenen temel düşünceyi kendi cümlelerinizle açıklayınız.
Çözüm:
Adım 1: Şiiri bir kez daha dikkatlice okuyalım ve şairin kelimelerle bize ne anlatmak istediğini anlamaya çalışalım. Şiirde “Beni benden ayırmayın,” “Ben bensiz yaşayamam,” “Yarımım bir işe yaramaz” gibi ifadeler hemen dikkatimizi çekiyor.
Adım 2: Bu ifadeler, şairin kendi varlığına, yani benliğine ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor, değil mi? Sanki kendi benliği olmadan eksik kalacağını, bir hiç olacağını söylüyor. Son dizedeki “İçimdeki benliğim…” ifadesi de bunu pekiştiriyor.
Adım 3: O zaman bu şiirde vurgulanan ana duygu, kişinin kendi benliğine duyduğu derin bağlılık ve ondan ayrılma korkusu diyebiliriz. Şair, kendi iç dünyasının, kişiliğinin, kimliğinin kendisi için ne kadar değerli ve vazgeçilmez olduğunu anlatıyor. Kendi benliğinden uzaklaşmanın ya da onu kaybetmenin kişiyi yarım bırakacağını, anlamsız kılacağını düşünüyor.
Sonuç: Bu şiirin ana duygusu, kişinin kendi benliğine olan tutkunluğu, onsuz yaşayamayacağı düşüncesidir. Şair, kendi iç dünyasının ve kimliğinin ne kadar önemli olduğunu, ondan ayrı düşerse yarım kalacağını çok içten bir şekilde dile getiriyor.
Soru 2: Ahmet Uysal’ın metnine göre şiir ne anlama gelmektedir? Şiirin insan hayatındaki yerini ve önemini nasıl ifade etmektedir?
Çözüm:
Adım 1: Ahmet Uysal’ın metnini okuduğumuzda, şiirin tanımını yapan ilk cümle çok önemli: “Şiir içimizde var olanların dışa yansımasıdır.” Demek ki şiir, bizim içimizde hissettiğimiz şeylerin dışarıya çıkmış haliymiş.
Adım 2: Yazar, şiirin insan hayatındaki yerini şöyle açıklıyor: “Hissettiklerimizi, düşündüklerimizi, umut ettiklerimizi, hayallerimizi, hayatlarımızı şiir haline dönüştürerek yaşantımızı daha özel kılabiliriz.” Yani şiir, bizim yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi daha anlamlı, daha özel bir hale getiren bir araç.
Adım 3: Ahmet Uysal, şiirin her konuyu ele alabildiğini de belirtiyor; sevgi, aşk, huzur, hüzün, nefret, umut, kahramanlık gibi birçok duygu ve durumu şiirle anlatabilirmişiz.
Sonuç: Ahmet Uysal’a göre şiir, içimizde taşıdığımız duyguların, düşüncelerin, hayallerin ve umutların dışa vurumu, yani yansımasıdır. Şiir, bizim yaşantımızı daha değerli ve anlamlı kılar. Hayatımızdaki her türlü konuyu, her türlü duyguyu şiirle ifade edebiliriz, bu da şiiri hayatımızın önemli bir parçası yapar.
Soru 3: Zehra Muhammed’in Güneysu dergisinden alıntılanan metninde şiir neden önemli görülmektedir? Şiirin insan ruhu üzerindeki etkileri nelerdir?
Çözüm:
Adım 1: Zehra Muhammed’in metnini okuduğumuzda şiirin önemini vurgulayan birçok ifadeyle karşılaşıyoruz. Yazar, “Şiir, koskoca bir duygunun anlatımıdır.” diyerek başlıyor. Bu, şiirin duyguları çok güçlü bir şekilde ifade ettiğini gösterir.
Adım 2: Şiirin insan ruhu üzerindeki etkilerini ise şöyle sıralıyor:
- “Kişiyi derinden etkiler”
- “dünyayı başka gözle bakmaktır, kalbinle dokunmaktır-dokunabilmektir.”
- “farklı pencereden bakabilmeyi, yeni ufuklar perdelemeyi amaçlar.”
- “içimdeki beni buldum…”
- “tek kişilik bir zevktir, yalnızlığın sanatıdır.”
- “Kalpimizde hissettiklerimizi şiir halinde kâğıda dökebilmek, bir nevi huzura kavuşmamızı ve ruhen rahatlamamızı sağlar.”
Bu ifadelerden anlıyoruz ki şiir, insanı derinden etkileyen, dünyaya farklı bir gözle bakmamızı sağlayan, iç huzur veren ve ruhumuzu rahatlatan bir sanattır.
Sonuç: Zehra Muhammed’e göre şiir, duyguların en yoğun şekilde anlatıldığı, insanı derinden etkileyen bir sanattır. Şiir okumak veya yazmak, bize dünyayı farklı bir bakış açısıyla görme yeteneği kazandırır, içimizdeki benliği keşfetmemize yardımcı olur ve ruhumuza büyük bir huzur ve rahatlama getirir. Yani şiir, bizim için hem bir keşif hem de bir rahatlama aracıdır.
Soru 4: Ahmet Uysal ve Zehra Muhammed’in şiire bakış açıları arasında ortak noktalar ve farklılıklar nelerdir? Her iki yazarın da şiirin hangi yönlerini öne çıkardığını belirtiniz.
Çözüm:
Adım 1: Önce her iki yazarın şiir hakkındaki temel düşüncelerini hatırlayalım:
- Ahmet Uysal: Şiir, içimizdekilerin dışa yansımasıdır. Hislerimizi, düşüncelerimizi, hayallerimizi şiire dönüştürerek hayatımızı daha özel kılarız. Şiir her konuyu ele alabilir.
- Zehra Muhammed: Şiir, duyguların anlatımıdır. İnsanı derinden etkiler, dünyaya farklı gözle bakmayı sağlar, kalple dokunmaktır. İç huzur ve ruhsal rahatlama verir, yalnızlığın sanatıdır.
Adım 2: Şimdi bu düşünceler arasındaki ortak noktaları belirleyelim:
- Her iki yazar da şiirin duygularla ve iç dünyayla çok yakından ilgili olduğunu vurguluyor.
- İkisi de şiirin insanları etkileme gücüne sahip olduğunu düşünüyor.
- Şiirin insanlara bir şeyler kattığına inanıyorlar (Uysal “daha özel kılabiliriz” derken, Muhammed “huzura kavuşmamızı ve ruhen rahatlamamızı sağlar” diyor).
Adım 3: Peki, farklı vurgular neler? Yani her biri şiirin hangi yönünü daha çok öne çıkarıyor?
- Ahmet Uysal, şiiri daha çok bir ifade biçimi olarak görüyor. İçimizdeki her şeyi, her konuyu dışa vurma, yansıtma aracı olarak ele alıyor. Şiirin hayatımızı “daha özel kılma” işlevini öne çıkarıyor.
- Zehra Muhammed ise şiiri daha çok bir deneyim ve bir etki olarak görüyor. Şiirin insanı “derinden etkilemesi”, “dünyaya başka gözle baktırması”, “farklı pencereler açması” ve “ruhsal rahatlama sağlaması” gibi yönlerine odaklanıyor. Şiiri bir nevi kişisel gelişim ve iç yolculuk aracı olarak sunuyor.
Sonuç: Hem Ahmet Uysal hem de Zehra Muhammed, şiirin insan ruhu ve duygularıyla derinden bağlantılı olduğunu, insanı etkileyen ve ona bir şeyler katan bir sanat olduğunu düşünüyorlar. Ancak, Ahmet Uysal şiiri daha çok iç dünyamızın bir yansıması ve hayatımızı özel kılan bir ifade aracı olarak öne çıkarırken, Zehra Muhammed ise şiiri insana farklı bakış açıları kazandıran, ruhsal huzur ve rahatlama sağlayan, kişisel bir iç yolculuk ve deneyim olarak vurguluyor.