7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 195
Merhaba sevgili öğrencim, 7. sınıf Türkçe öğretmeniniz olarak bu soruları seninle birlikte adım adım çözeceğiz. Hiç merak etme, her şeyi en anlaşılır şekilde açıklayacağım. Hazırsan başlayalım!
7. Yukarıda verilen şiirle ilgili hangisi söylenemez?
“Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar.”
Ahmet Muhip Dıranas
Olvido
Çözüm:
Bu soruda bize verilen iki dizeyi dikkatlice okuyup şıklardaki ifadelerden hangisinin bu dizeler için doğru olmadığını bulmamız isteniyor.
Adım 1: Dizeleri tekrar okuyalım:
“Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar.”
Adım 2: Şıkları tek tek inceleyelim.
-
A) İkileme, zarf görevinde kullanılmıştır.
Dizede “dalga dalga” bir ikilemedir. “Hücum edip” eylemini (fiilini) nasıl yapıldığını anlatıyor. Yani “nasıl hücum edip?” diye sorduğumuzda “dalga dalga” cevabını alıyoruz. Fiili niteleyen sözcüklere zarf deriz. Bu yüzden bu ifade doğrudur.
-
B) Şiirde bir tane çekimli fiil yer almaktadır.
Dizelere baktığımızda “hücum edip” ifadesindeki “edip” kelimesi bir zarf-fiildir, çekimli fiil değildir. Ancak “zorlar” kelimesi bir çekimli fiildir (zorlamak fiilinin geniş zaman 3. tekil şahıs çekimi). Şiirde tek bir çekimli fiil (zorlar) bulunduğu için bu ifade de doğrudur.
-
C) Şiirde konuşturma sanatına başvurulmuştur.
Konuşturma (intak) sanatı, insan dışındaki varlıkların (cansız nesneler, hayvanlar) konuşturulmasıdır. Yani onların ağzından söz söylenmesidir. Bu dizelerde pişmanlıklar “hücum edip” ve unutuş “kapıyı zorlar” denerek onlara insan özelliği verilmiş, bu kişileştirme (teşhis) sanatıdır. Ama pişmanlıklar veya unutuş konuşturulmamıştır, yani onların ağzından bir söz söylenmemiştir. Bu nedenle bu ifade yanlıştır.
-
D) Çekimli fiil, anlamca iş (kılış) fiilidir.
Şiirdeki çekimli fiil “zorlar” kelimesidir. “Zorlamak” fiili, bir nesneyi (burada “unutuşun kapısı”) etkileyen, bir işi anlatan bir fiildir. Yani bir öznenin yaptığı bir eylemi, bir işi ifade eder. Bu tür fiillere iş (kılış) fiili deriz. Bu ifade doğrudur.
Sonuç:
Şiirde konuşturma sanatı değil, kişileştirme sanatı vardır. Bu yüzden C şıkkında verilen ifade söylenemez.
Doğru Cevap: C
8. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yorum içermektedir?
- A) Dünkü Türkçe sınavında yirmi soru vardı.
- B) Momo, romanın en renkli karakteridir.
- C) Üniversiteyi yurt dışında okuyacakmış.
- D) Karacaoğlan’ın şiirleri aşk ve doğa üzerine kuruludur.
Çözüm:
Bu soruda bizden, kişisel bir düşünceyi, bir görüşü ya da bir değerlendirmeyi içeren cümleyi bulmamız isteniyor. Yorum, kişiden kişiye değişebilen, kanıtlanması zor olan ifadelerdir. Nesnel (objektif) cümleler ise herkesçe kabul gören, doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanabilen ifadelerdir.
Adım 1: Şıkları inceleyelim.
-
A) Dünkü Türkçe sınavında yirmi soru vardı.
Bu bir bilgidir. Sınavdaki soru sayısı sayılabilir ve doğruluğu kanıtlanabilir. Kişisel bir görüş içermez. Bu cümle nesneldir.
-
B) Momo, romanın en renkli karakteridir.
Buradaki “en renkli” ifadesi kişisel bir değerlendirmedir, bir görüştür. Birine göre Momo en renkli karakterken, bir başkasına göre başka bir karakter daha renkli olabilir. Bu durum kişiden kişiye değişir ve kanıtlanamaz. Bu cümle yorum içerir.
-
C) Üniversiteyi yurt dışında okuyacakmış.
Bu, bir kişinin planı veya başkası tarafından aktarılan bir bilgidir. Doğruluğu araştırılarak öğrenilebilir. Kişisel bir görüş içermez. Bu cümle nesneldir.
-
D) Karacaoğlan’ın şiirleri aşk ve doğa üzerine kuruludur.
Karacaoğlan’ın şiirlerinin genel teması hakkında verilen bu bilgi, edebiyat araştırmalarıyla sabitlenmiş, genel kabul görmüş bir tespittir. Kişisel bir yoruma dayanmaz. Bu cümle nesneldir.
Sonuç:
“En renkli” gibi ifadeler kişisel beğeniyi veya değerlendirmeyi yansıtır. Bu yüzden B şıkkındaki cümle yorum içermektedir.
Doğru Cevap: B
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlam kayması yoktur?
- A) Evden çıkmadan tüm ışıkları kapatırsın.
- B) Bu adamı daha önce görmüştüm.
- C) Ağır bir şey kaldırsam belim ağrıyor.
- D) Sağlığınızı düşünüyorsanız sigarayı bırakacaksınız.
Çözüm:
Anlam (zaman/kip) kayması, bir cümlenin yüklemindeki fiilin çekiminin (zaman veya kipinin) cümlenin asıl anlatmak istediği anlama uymaması durumudur. Yani fiil başka bir zamanda veya kipte çekildiği halde, başka bir zamanın veya kipin anlamını taşımasıdır. Bizden anlam kayması olmayan cümleyi bulmamız isteniyor.
Adım 1: Şıkları inceleyelim.
-
A) Evden çıkmadan tüm ışıkları kapatırsın.
“Kapatırsın” fiili geniş zamanla çekilmiştir. Ancak burada bir emir, bir gereklilik veya bir tavsiye anlamı vardır (“kapatmalısın” veya “kapatacaksın” gibi). Geniş zaman kipi, başka bir kipin (emir veya gereklilik kipi) yerine kullanılmıştır. Burada anlam kayması vardır.
-
B) Bu adamı daha önce görmüştüm.
“Görmüştüm” fiili, -miş’li geçmiş zamanın hikayesi (duyulan geçmiş zamanın rivayeti) ile çekilmiştir. Bu zaman kipi, geçmişte gerçekleşmiş bir olayı, başka bir geçmiş zamandaki olayın öncesinde tamamlanmış bir eylemi anlatmak için kullanılır. Cümle, bu fiil çekimiyle tam olarak uyumlu bir anlam ifade ediyor. Burada anlam kayması yoktur.
-
C) Ağır bir şey kaldırsam belim ağrıyor.
“Kaldırsam” fiili şart kipiyle (koşul kipi) çekilmiştir. “Ağrıyor” fiili ise şimdiki zamanla çekilmiştir. Burada bir genelleme, bir alışkanlık veya bir kural anlatılmak isteniyor (“ağrır” olmalıydı). Yani “Ne zaman ağır bir şey kaldırsam belim ağrır” gibi bir anlam kastediliyor. Şimdiki zaman kipi, geniş zamanın yerine kullanılmıştır. Burada anlam kayması vardır.
-
D) Sağlığınızı düşünüyorsanız sigarayı bırakacaksınız.
“Bırakacaksınız” fiili gelecek zamanla çekilmiştir. Ancak cümle, bir gereklilik veya tavsiye anlamı taşımaktadır (“bırakmalısınız” gibi). Gelecek zaman kipi, gereklilik kipinin yerine kullanılmıştır. Burada anlam kayması vardır.
Sonuç:
B şıkkındaki cümlede fiilin çekimi ile cümlenin anlamı tam olarak uyuşmaktadır. Diğer şıklarda fiil çekimleri cümlenin asıl anlatmak istediği anlama uymadığı için anlam kayması vardır.
Doğru Cevap: B
10. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi mecaz anlamlı değildir?
- A) Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir.
- B) Üzüm üzüme baka baka kararır.
- C) Eskisi olmayanın yenisi olmaz.
- D) Yel kayadan ne koparır.
Çözüm:
Atasözleri genellikle öğüt veren, genel geçer doğruları anlatan kalıplaşmış sözlerdir. Çoğu atasözü mecaz (değişmece) anlam taşır, yani kelimeler gerçek anlamlarının dışında kullanılır. Bizden, mecaz anlamı olmayan, yani kelimelerin gerçek anlamıyla kullanıldığı veya gerçek anlama çok yakın bir durumu ifade eden atasözünü bulmamız isteniyor.
Adım 1: Şıkları tek tek inceleyelim ve atasözlerinin hem gerçek hem de mecaz anlamlarını düşünelim.
-
A) Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir.
Gerçek anlamı: Bugün elimizde olan küçük bir tavuk, yarın elimize geçebilecek daha büyük bir kazdan daha değerlidir.
Mecaz anlamı: İleride elde edileceği belli olmayan büyük bir kazançtan ise, şimdi elde edilen az ama kesin kazanç daha iyidir. Bu atasözü mecaz anlamlıdır. -
B) Üzüm üzüme baka baka kararır.
Gerçek anlamı: Üzümler birbirine bakarak kararmaz. Bu ifade gerçek anlamıyla mantıksızdır.
Mecaz anlamı: İnsanlar, bir arada bulundukları, görüştükleri kişilerden etkilenir, onlara benzemeye başlar. Bu atasözü mecaz anlamlıdır. -
C) Eskisi olmayanın yenisi olmaz.
Gerçek anlamı: Bir şeyin eski hali yoksa, onun yeni hali de olmaz. Bu, bazı durumlarda doğru olabilir (örneğin, eski bir eşyayı yenisiyle değiştirmek). Ancak genel bir atasözü olarak daha derin bir anlam taşır.
Mecaz anlamı: Yeni bir şeye sahip olmak veya yeni bir duruma geçmek için genellikle eski bir şeyin veya eski bir durumun olması gerekir; değişim ve gelişim önceki duruma bağlıdır. Bu atasözü de mecaz anlamlıdır. -
D) Yel kayadan ne koparır.
Gerçek anlamı: Rüzgar (yel), kayadan ne kadar parça koparabilir ki? Cevap: Hiçbir şey koparamaz. Bu, rüzgarın kayaya karşı gücünün yetersizliğini anlatan gerçek bir gözlemdir. Rüzgar, kayadan elle tutulur bir parça koparamaz.
Mecaz anlamı: Güçlü ve sağlam bir kişiye veya şeye, zayıf ve önemsiz bir etken zarar veremez. Buradaki mecaz anlam, atasözünün dayandığı gerçek durumdan türemiştir. Atasözünün temeli, gerçek anlamıyla da doğru olan bir durumdur. Bu atasözü, diğerlerine göre mecaz anlamlı değildir (ya da gerçek anlama çok yakındır ve gerçek bir durumdan yola çıkarak söylenmiştir).
Sonuç:
“Yel kayadan ne koparır” atasözü, rüzgarın kayaya zarar veremeyeceği gerçeğinden yola çıkarak söylenmiştir. Dolayısıyla temelinde gerçek bir gözlem yatar ve kelimeler gerçek anlamlarına yakın bir şekilde kullanılmıştır. Diğer atasözleri ise tamamen mecaz anlamlıdır.
Doğru Cevap: D