7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 109
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle birlikte “Adalet Heybesi” metnindeki soruları çözeceğiz. Unutmayın, bir metni doğru anlamak ve soruları doğru cevaplamak için metni dikkatlice okumak çok önemlidir. Haydi başlayalım!
ERDEMLER
2. Etkinlik
Aşağıdaki soruları, metne göre cevaplayınız:
1. Padişah üç oğlunun sırayla ülkeyi yönetmelerini neden istemiştir?
Çözüm:
Metinde belirtildiği üzere, padişah yaşlandığı için oğullarından hangisinin halkı adaletle yöneteceğini ve halkı daha çok memnun edeceğini görmek istemiştir. Bu sayede, ülkenin gelecekteki yöneticisini belirleyecektir.
2. Padişah, oğullarından hangisinin daha iyi bir veliaht olduğunu anlamak için nasıl bir yola başvurmuştur?
Çözüm:
Padişah, oğullarının sırayla bir günlüğüne ülkeyi yönetmelerini istemiştir. Günün sonunda, halktan memnun kalanların şehrin meydanına asılan heybeye bir avuç buğday bırakmasını söylemiştir. Böylece, heybesi en çok buğday dolan oğulun daha iyi bir veliaht olduğunu anlayacaktır.
3. Padişahın büyük ve ortanca oğlu halkı memnun etmek için neler yapmışlardır? Heybelerini doldurmayı başarmışlar mıdır?
Çözüm:
- Büyük oğul, halkı memnun etmek için her haneye bir çuval yiyecek bırakmıştır.
- Ortanca oğul ise her haneye bir kese altın bırakmıştır.
Her iki oğul da heybelerini ağzına kadar dolduramamış, hatta yarısı bile dolmamıştır. Yani halkı tam olarak memnun edememişlerdir.
4. Padişahın küçük oğlu halkı memnun etmek için ne yapmıştır? Heybesini ağzına kadar doldurabilmiş midir?
Çözüm:
Küçük oğul, halkın gerçek dertlerine derman olmuştur. Örneğin:
- Tarlası kuruyan çiftçinin toprağını sürmüş ve tohum ekmesine yardım etmiştir.
- Evi çöken yaşlı kadının damını onarmıştır.
- Suyu kuruyan çeşmeyi tamir etmiştir.
Evet, küçük oğulun heybesi ağzına kadar buğdayla dolmuştur. Çünkü o, halkın gönlünü kazanmıştır.
5. Metinden hareketle bir toplumda adaletin nasıl sağlanabileceğini açıklayınız.
Çözüm:
Metinden anladığımız kadarıyla, bir toplumda adalet sadece maddi şeyler dağıtmakla sağlanmaz. Gerçek adalet, insanların ihtiyaçlarını anlamak, dertlerine derman olmak ve onların gönüllerini kazanmakla sağlanır. Büyük ve ortanca oğul sadece para ve yiyecek dağıtarak geçici çözümler sunarken, küçük oğul halkın sorunlarına kalıcı çözümler bulmuş ve onların güvenini, sevgisini kazanmıştır. Yani adalet, eşitlikten öte, hakkaniyet ve ihtiyaçlara yönelik doğru çözümler üretmektir.
3. Etkinlik
Metinden alınan aşağıdaki cümlelerin “öznel” mi “nesnel” mi olduklarını örnekteki gibi belirleyiniz.
Sevgili öğrenciler, öznel cümleler kişisel duygu, düşünce ve yorum içerirken, nesnel cümleler kanıtlanabilir, herkesçe kabul edilen gerçekleri ifade eder. Haydi birlikte inceleyelim:
1. Küçük oğlunuz bir adama ihtiyacını sordu.
Çözüm: Nesnel
Bu cümle, metinde geçen bir olayı, bir eylemi olduğu gibi aktarmaktadır. Küçük oğulun bir çiftçiye sorunlarını sorduğu açıkça belirtilmiştir. Kanıtlanabilir bir bilgidir.
2. Heybelerini yiyeceklerle doldurmuş ve tam kırk atla köy köy dolaşmış.
Çözüm: Nesnel
Bu cümle, büyük oğulun yaptığı bir eylemi ve bir durumu anlatmaktadır. Metinde bu olayın geçtiği açıkça ifade edilmiştir. Gözlemlenebilir ve kanıtlanabilir bir bilgidir.
3. Askerler şehir meydanına asılan, sadece yarısı buğday dolmuş heybe ile dönmüşler saraya.
Çözüm: Nesnel
Bu cümle, büyük oğulun yönetim gününün sonunda yaşanan bir durumu, heybenin doluluk oranını belirtmektedir. Metinde geçen ve doğruluğu herkesçe kabul edilebilir bir bilgidir.
4. Babadan kalma eski bir av tüfeğim vardı.
Çözüm: Nesnel
Bu cümle, bir kişinin sahip olduğu bir eşyayı ve onun kökenini belirtir. “Eski” kelimesi bir niteleme olsa da, tüfeğin varlığı ve babadan kalma olması kişisel bir yorum değil, bir gerçektir. Bu tür cümleler, bir durum tespiti olduğu için nesnel kabul edilir.
5. Babamız insanların gönüllerini doldururdu.
Çözüm: Öznel
“Gönüllerini doldururdu” ifadesi, padişahın halk üzerindeki etkisini anlatan, kişisel bir duyguya ve yoruma dayanan bir ifadedir. Herkesin gönlünün dolup dolmadığı kişiden kişiye değişebilir, bu yüzden kanıtlanamaz.
6. Küçük oğlunuz askerlerini gönderdi.
Çözüm: Nesnel
Bu cümle, küçük oğulun yaptığı bir eylemi, yani askerleri yardım için göndermesini anlatır. Metinde bu eylemlerin sonuçları da belirtilmiştir. Gözlemlenebilir ve kanıtlanabilir bir bilgidir.
7. Ama baba yadigârı o tüfek benim için çok kıymetli.
Çözüm: Öznel
“Benim için çok kıymetli” ifadesi, tüfeğe yüklenen kişisel değeri ve duyguyu ifade eder. Kıymetli olup olmaması tamamen kişisel bir algıdır ve kanıtlanamaz.
8. Oysa ben gözümle değil, kalbimle görürdüm.
Çözüm: Öznel
“Kalbimle görürdüm” ifadesi, kişinin olaylara bakış açısını, duygu ve düşüncelerini yansıtan soyut bir ifadedir. Bu, kişisel bir yorumdur ve kanıtlanamaz.
9. Talebelerim olmadan hayatımın da bir anlamı kalmadı.
Çözüm: Öznel
“Hayatımın bir anlamı kalmadı” ifadesi, kişinin yaşamına dair kişisel bir duygu, düşünce ve yorumudur. Hayatın anlamı kişiden kişiye değişir, bu yüzden özneldir.
10. Padişahım, üç oğlunuz da sizin güzel hazinelerinizden halkınıza ikramlarda bulundu.
Çözüm: Öznel
Bu cümlede “güzel hazinelerinizden” ifadesi kişisel bir yorum içerir. Ayrıca küçük oğulun “ikramda bulunması” maddi bir ikramdan ziyade hizmettir. Cümle, olayları bir miktar yorumlayarak ve genelleştirerek aktardığı için özneldir.
11. Komşumun hâli vakti yerinde, benim ona gücüm yetmez.
Çözüm: Öznel
“Hâli vakti yerinde” ve “ona gücüm yetmez” ifadeleri, kişinin komşusunun durumu ve kendi yeterliliği hakkındaki kişisel gözlem ve yorumlarıdır. Bu durum başka birine göre farklı yorumlanabilir, bu yüzden özneldir.
Umarım bu açıklamalar, metni daha iyi anlamanıza ve öznel-nesnel farkını daha net kavramanıza yardımcı olmuştur. Başarılar dilerim!