7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 209
Merhaba sevgili 7. sınıf öğrencim,
Bugünkü Türkçe dersimizde anlatım bozuklukları konusundaki etkinliğimize bakacağız. Anlatım bozuklukları, cümleleri kurarken yaptığımız hatalar yüzünden cümlenin anlamının karışık, eksik ya da yanlış olmasına yol açar. Bu hataları fark etmek ve düzeltmek, hem daha iyi konuşmamızı hem de daha güzel yazmamızı sağlar. Hadi gel, bu cümlelerdeki anlatım bozukluklarını tek tek bulalım ve nedenini açıklayalım.
5. Etkinlik
Aşağıdaki cümlelerde yer alan anlatım bozukluklarının sebebini bulup cümlelerin başındaki harfleri örnekteki gibi uygun kutucuğa yerleştiriniz.
a. Bu oturumda çekinmeden görüşler dile getirilmelidir.
Çözüm:
Adım 1: Cümleyi dikkatlice okuyalım ve kelimelerin yerini düşünelim.
Adım 2: “Çekinmeden” kelimesi, bir eylemin nasıl yapıldığını belirtir. Burada “görüşlerin dile getirilmesi” eylemini niteliyor. Ancak “çekinmeden” kelimesi “görüşler”den önce gelince, sanki görüşlerin kendisi çekinmedenmiş gibi bir anlam karışıklığına yol açabiliyor. Oysa çekinmeden olması gereken, görüşlerin dile getirilme eylemidir.
Adım 3: Bu cümleyi daha doğru bir şekilde şöyle kurabilirdik: “Bu oturumda görüşler çekinmeden dile getirilmelidir.” Bu durumda “çekinmeden” kelimesi, dile getirme eylemine daha yakın olur ve anlam karmaşası ortadan kalkar.
Sonuç:
Bu cümlede Kelimenin yanlış yerde kullanımı vardır.
b. Eminim ki gazetede okudukları onu çok etkilemiş olsa gerek.
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki “Eminim ki” ve “olsa gerek” ifadelerine odaklanalım.
Adım 2: “Eminim ki” ifadesi, bir şeyden kesinlikle emin olduğumuzu belirtir. Yani kesinlik anlamı taşır. “Oysa gerek” ifadesi ise bir tahmin, bir olasılık belirtir. Yani kesin olmayan bir durumu ifade eder.
Adım 3: Aynı cümlede hem kesinlik hem de olasılık bildiren iki ifadenin bir arada kullanılması, cümlenin anlamını çelişkili hale getirir. Ya “Eminim ki gazetede okudukları onu çok etkilemiş.” demeliyiz ya da “Gazetede okudukları onu çok etkilemiş olsa gerek.” demeliyiz.
Sonuç:
Bu cümlede Anlamca çelişen kelimelerin bir arada kullanımı vardır.
c. Öğrenciye daha fazla ulaşabilmek için e-posta gönderdi.
Çözüm:
Adım 1: “Daha fazla” kelimesinin nitelediği şeye dikkat edelim.
Adım 2: Cümlede “daha fazla” kelimesi, “ulaşabilmek” fiilinden önce gelmiş. Ancak burada kastedilen şey, “daha fazla öğrenciye ulaşmak” mı, yoksa “bir öğrenciye daha fazla bilgi ulaştırmak” mı, yoksa “öğrenciye daha fazla zaman ayırarak ulaşmak” mı, tam olarak belli değil. “Daha fazla” kelimesinin bu şekilde kullanılması, cümlenin anlamını belirsizleştiriyor.
Adım 3: Bu cümleyi doğru kurmak için “Daha fazla öğrenciye ulaşabilmek için e-posta gönderdi.” veya “Öğrenciye daha fazla bilgi ulaştırabilmek için e-posta gönderdi.” gibi bir ifade kullanmalıyız. Bu da “daha fazla” kelimesinin yanlış yerde kullanıldığını gösterir.
Sonuç:
Bu cümlede Kelimenin yanlış yerde kullanımı vardır.
ç. Okulun önünde tamı tamına dört beş kişi vardı.
Çözüm:
Adım 1: “Tamı tamına” ve “dört beş” ifadelerini inceleyelim.
Adım 2: “Tamı tamına” ifadesi, bir şeyin kesinlikle, tam olarak o miktarda olduğunu belirtir. Yani kesinlik anlamı taşır. “Dört beş kişi” ifadesi ise yaklaşık bir sayıyı, bir tahmini belirtir. Yani belirsizlik anlamı taşır.
Adım 3: Bir cümlede hem kesinlik hem de belirsizlik bildiren bu iki ifadenin bir arada kullanılması, anlamı çelişkili hale getirir. Ya “Okulun önünde tamı tamına dört kişi vardı.” ya da “Okulun önünde dört beş kişi vardı.” demeliyiz.
Sonuç:
Bu cümlede Anlamca çelişen kelimelerin bir arada kullanımı vardır.
d. Ortalık çok karıştı, şimdi seç pirincin taşını!
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki “seç pirincin taşını” ifadesini düşünelim.
Adım 2: Türkçede “bir işin içinden çıkılamayacak kadar karışık olması, güç bir durumla karşılaşmak” anlamında kullanılan deyim “Ayıkla pirincin taşını”dır. “Seç pirincin taşını” diye bir deyim yoktur.
Adım 3: Deyimler kalıplaşmış ifadelerdir ve kelimeleri değiştirilemez. Buradaki deyim yanlış kullanılmıştır.
Sonuç:
Bu cümlede Deyimin yanlış kullanımı vardır.
e. Yabancı öğrenciyle konuşmaya devam ediyordu.
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki “yabancı öğrenciyle” kısmına odaklanalım.
Adım 2: Bu cümlede “yabancı” kelimesi, “öğrenci” kelimesini mi niteliyor (yani öğrencinin kendisi mi yabancı), yoksa konuşan kişi mi “yabancı” ve o “öğrenciyle” mi konuşuyor? Bu durum, virgül eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir anlam belirsizliğidir.
Adım 3: Eğer öğrenci yabancı ise cümle doğru. Ama eğer “yabancı” olan kişi öğrenciyle konuşuyorsa, o zaman “Yabancı, öğrenciyle konuşmaya devam ediyordu.” şeklinde virgül kullanılması gerekirdi. Virgülsüz haliyle iki anlama da gelebiliyor ve bu da bir anlatım bozukluğudur.
Sonuç:
Bu cümlede Noktalama yanlışlığı vardır.
f. Sınav günü yaklaştıkça öğrencilerdeki heyecan gittikçe artıyor.
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki “yaklaştıkça” ve “gittikçe” kelimelerini inceleyelim.
Adım 2: “Yaklaştıkça” kelimesi, bir durumun zamanla artmasını veya değişmesini ifade eder. “Gittikçe” kelimesi de aynı şekilde bir durumun derecesinin zamanla artması anlamını taşır.
Adım 3: İki kelime de aynı anlama geldiği için, birini kullanmak yeterlidir. İkisini bir arada kullanmak gereksizdir. Cümle, “Sınav günü yaklaştıkça öğrencilerdeki heyecan artıyor.” veya “Sınav günü yaklaştıkça öğrencilerdeki heyecan gittikçe artıyor.” şeklinde kurulabilirdi.
Sonuç:
Bu cümlede Gereksiz kelime kullanımı vardır.
g. Bu denemeyi değil okumak, anlamak bile mümkün değil.
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki eylemlerin sıralamasına dikkat edelim: “okumak” ve “anlamak”.
Adım 2: Normalde bir şeyi anlamak, onu okumaktan daha zor bir eylemdir. Bu tip cümlelerde (değil… bile…) kolaydan zora doğru bir sıralama beklenir. Yani önce daha kolay olan eylem, sonra daha zor olan eylem söylenir.
Adım 3: Bu cümlede ise “okumak” (görece daha kolay) önce, “anlamak” (görece daha zor) sonra gelmiş. Doğru sıralama “Bu denemeyi değil anlamak, okumak bile mümkün değil.” şeklinde olmalıydı. Çünkü bir şeyi anlayamıyorsan, okumanın da pek bir faydası olmaz. Ya da tam tersi, okumak bile mümkün değilse, anlamak hiç mümkün değildir. Buradaki sıralama mantıksızdır.
Sonuç:
Bu cümlede Mantık hatası vardır.
ğ. İşe sürekli geç kalması şüphesiz Ahmet Bey’in kulağına gitmiş olabilir.
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki “şüphesiz” ve “olabilir” kelimelerine odaklanalım.
Adım 2: “Şüphesiz” kelimesi, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, kesinlikle anlamına gelir. Yani kesinlik bildirir. “Olabilir” kelimesi ise bir durumun gerçekleşme ihtimali olduğunu, bir olasılığı belirtir.
Adım 3: Aynı cümlede hem kesinlik (şüphesiz) hem de olasılık (olabilir) bildiren iki kelimenin bir arada kullanılması, cümlenin anlamını çelişkili hale getirir. Ya “İşe sürekli geç kalması şüphesiz Ahmet Bey’in kulağına gitmiştir.” demeliyiz ya da “İşe sürekli geç kalması Ahmet Bey’in kulağına gitmiş olabilir.” demeliyiz.
Sonuç:
Bu cümlede Anlamca çelişen kelimelerin bir arada kullanımı vardır.
h. Ahmet’in yazdığı şiiri beğenmemekle kalmadı, yerden yere çaldı.
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki “yerden yere çaldı” ifadesini inceleyelim.
Adım 2: “Yerden yere çalmak” deyimi, genellikle bir kişiyi veya bir şeyi çok sert bir şekilde eleştirmek, onu küçük düşürmek anlamına gelir. Ancak bu deyim, daha çok bir kişiye yönelik kullanılır. Bir şiiri ya da eseri çok kötü eleştirmek için genellikle “yerden yere vurmak” veya “yerle bir etmek” gibi ifadeler kullanılır. “Yerden yere çalmak” deyimi bu bağlamda pek uygun düşmez.
Adım 3: Deyimler, kullanıldıkları anlama ve bağlama uygun olmalıdır. Burada deyimin kullanımı, cümlenin anlamıyla tam olarak örtüşmüyor.
Sonuç:
Bu cümlede Deyimin yanlış kullanımı vardır.
ı. Bırakın soğan doğramayı, yemek bile yapamaz o.
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki eylemlerin sıralamasına bakalım: “soğan doğramayı” ve “yemek yapmayı”.
Adım 2: Soğan doğramak, genellikle yemek yapmaktan daha kolay ve yemek yapmanın bir parçası olan bir eylemdir. Bu tip cümlelerde (“bırakın…, … bile yapamaz”) kolaydan zora doğru bir sıralama beklenir. Yani önce daha kolay olan eylem, sonra daha zor olan eylem söylenir.
Adım 3: Bu cümlede ise “soğan doğramak” (kolay) önce, “yemek yapmak” (daha zor) sonra gelmiş. Doğru sıralama “Bırakın yemek yapmayı, soğan bile doğrayamaz o.” şeklinde olmalıydı. Çünkü yemek yapamayan biri, soğan doğramak gibi daha basit bir işi de muhtemelen yapamaz.
Sonuç:
Bu cümlede Mantık hatası vardır.
i. Sporcu burnu havada, kendini beğenmiş biri.
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki “burnu havada” deyimi ve “kendini beğenmiş” ifadesini inceleyelim.
Adım 2: “Burnu havada olmak” bir deyimdir ve anlamı “kendini beğenmiş, kibirli” olmaktır. Cümlede hem “burnu havada” deyimi kullanılmış hem de deyimin anlamı olan “kendini beğenmiş” ifadesi tekrarlanmış.
Adım 3: Bir deyimin anlamını zaten içeren bir kelimeyi veya ifadeyi aynı cümlede tekrar kullanmak gereksizdir. Ya “Sporcu burnu havada biri.” ya da “Sporcu kendini beğenmiş biri.” demeliyiz.
Sonuç:
Bu cümlede Gereksiz kelime kullanımı vardır.
j. Genç satıcıya bir şeyler sordu.
Çözüm:
Adım 1: Cümledeki “genç satıcıya” kısmına dikkat edelim.
Adım 2: Bu cümlede “genç” kelimesi, “satıcı” kelimesini mi niteliyor (yani satıcı mı genç), yoksa soruyu soran kişi mi “genç” ve o “satıcıya” mı bir şeyler soruyor? Bu durum, virgül eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir anlam belirsizliğidir.
Adım 3: Eğer satıcı genç ise cümle doğru. Ama eğer “genç” olan kişi satıcıya bir şeyler soruyorsa, o zaman “Genç, satıcıya bir şeyler sordu.” şeklinde virgül kullanılması gerekirdi. Virgülsüz haliyle iki anlama da gelebiliyor ve bu da bir anlatım bozukluğudur.
Sonuç:
Bu cümlede Noktalama yanlışlığı vardır.
Şimdi bulduğumuz bu harfleri uygun kutucuklara yerleştirelim:
- Kelimenin yanlış yerde kullanımı:
a, c - Noktalama yanlışlığı:
e, j - Deyimin yanlış kullanımı:
d, h - Mantık hatası:
g, ı - Anlamca çelişen kelimelerin bir arada kullanımı:
b, ç, ğ - Gereksiz kelime kullanımı:
f, i
Umarım bu açıklamalar anlatım bozukluklarını daha iyi anlamana yardımcı olmuştur. Unutma, dilimizi doğru ve etkili kullanmak için bu tür hataları fark etmek çok önemli!