7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 126
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle, harika bir metin üzerinden hem okuduğumuzu anlama becerimizi pekiştirecek hem de söz sanatlarını keşfedeceğiz. Hazır mısınız? Öyleyse birinci etkinliğimizle başlayalım!
5. Etkinlik
Aşağıda karışık bir şekilde verilen olayları okuduğunuz metnin akışına göre sıralayınız.
Adım 1: Öncelikle metni çok dikkatli bir şekilde okumamız gerekiyor. Metinde hangi olayların ne zaman yaşandığını anlamak, sıralama yaparken bize çok yardımcı olacak.
Adım 2: Şimdi de verilen olayları tek tek inceleyelim ve metinde nerede geçtiklerini ya da metnin doğal akışına göre nerede olmaları gerektiğini bulalım. Unutmayın, bazı olaylar metinde doğrudan geçmese de, hikayenin bütünlüğünü sağlamak için mantıksal bir sıra takip etmeliyiz.
Adım 3: Olayları metindeki gelişim sırasına göre düzenleyelim:
-
4. Oduncunun eşeği çok çelimsiz ve güçsüzdü.
Hikayemiz, oduncunun eşeğinin durumunu anlatan bu cümleyle başlıyor. Metinde “Bir oduncunun çelimsiz mi çelimsiz bir eşeği vardı.” ifadesiyle bu durumu öğreniyoruz. Bu, hikayenin başlangıç noktasıdır.
-
6. Çünkü oduncu, eşeğin karnını doğru dürüst doyuramayacak kadar fakirdi.
Eşeğin neden çelimsiz ve güçsüz olduğunu açıklayan bu cümle, hemen bir önceki olayın sebebi olarak karşımıza çıkıyor. Metinde “Oduncu yoksul olduğundan eşeği de doğru dürüst beslenemiyor…” şeklinde belirtilmiş.
-
2. Padişahın seyisi oduncunun eşeğini görünce ona çok acıdı.
Hikayenin dönüm noktalarından biri seyisin eşeği görmesi ve ona acımasıdır. Metinde “Seyis, eşeğin hâline acımıştı.” ifadesiyle bu olayı görüyoruz.
-
8. Eşeği alıp sarayın ahırına götürdü.
Seyisin eşeğe acıması üzerine yaptığı ilk eylem onu sarayın ahırına götürmek oluyor. Metinde “Seyis, eşeği padişahın ahırına götürdü.” cümlesiyle bu olay anlatılıyor.
-
3. Çünkü eşek orada iyi bakılıp, beslenip kendine getirilebilirdi.
Seyisin eşeği ahıra götürmesinin ve oduncunun buna sevinmesinin nedeni, eşeğin orada daha iyi bakılacak olmasıdır. Metinde “Hem eşek biraz güçlenir…” ifadesiyle bu amaç belirtilmiştir.
-
1. Eşek; ahırdaki bakımlı, güçlü, heybetli atları görünce onların bu hâline gıpta etti.
Eşek ahıra geldikten sonra çevresini inceliyor ve metinde “Çevresinde bir sürü bakımlı, semiz ve genç görünümlü atlar vardı.” şeklinde anlatılan atları görünce onlara özeniyor, yani gıpta ediyor.
-
7. Bu atlar ne güzel besleniyorlar, onlara nasıl güzel bakılıyor, diyerek Allah’a sitem etti.
Atların durumunu gören eşek, kendi hâline bakıp bu duruma içerliyor ve hatta Allah’a sitem ediyor. Bu, eşeğin gıpta etmesinin hemen ardından gelen bir iç düşüncesidir. Bu olay, metinde verilen paragrafta söz sanatı olarak işlenen bölümde yer alıyor.
-
9. Ertesi gün atların hepsi savaş için ahırdan alındı.
Sevgili çocuklar, bu olay ve sonraki iki olay, metinde doğrudan geçmiyor. Ancak bu hikayenin bilinen devamında, eşek ahıra yerleştikten ve atlara özendikten bir süre sonra, atlar bir görev için (genellikle savaş) ahırdan alınır. Hikayenin mantıksal akışı için bu olayın burada olması gerekir.
-
5. Atlar yara bere içinde ve yorgun döndüler.
Atlar savaşa gittikten sonra, tahmin edebileceğiniz gibi yara bere içinde ve yorgun bir şekilde geri dönerler. Bu olay da metinde doğrudan geçmiyor ama hikayenin ana fikrine ulaşmak için önemlidir ve bir önceki olayın sonucudur.
-
10. Eşek “Her yaşamın kendine has zorlukları var.” diyerek hâline şükretti.
En son olayımız, eşeğin atların yaşadığı zorlukları gördükten sonra kendi eski hayatının da, zor olsa da, aslında daha güvenli olduğunu anlaması ve hâline şükretmesidir. Bu cümle, hikayenin ana fikrini ve eşeğin vardığı sonucu özetler. Bu da metinde doğrudan geçmeyen ama hikayenin anlamını tamamlayan bir olaydır.
Sonuç olarak, olayların doğru sıralaması şöyledir:
4 – 6 – 2 – 8 – 3 – 1 – 7 – 9 – 5 – 10
—
6. Etkinlik
Çelimsiz eşek bir an onların bakımlı hâline, bir de kendinin zavallı hâline bakarak iç geçirdi. Sonra da başını yukarı kaldırıp şöyle dua etti: “Yüce Rabbim, eşeğim eşek olmasına ama ben de senin kulunum. Böyle çelimsiz ve güçsüz oluşum niçin?”
Metinden alınan yukarıdaki paragrafa hangi söz sanatlarının kullanıldığını belirleyip bu söz sanatlarını açıklayınız.
Adım 1: Verilen paragrafı dikkatlice okuyalım ve cümlelerdeki ifadelerin, sözcüklerin olağan anlamlarının dışında kullanılıp kullanılmadığına bakalım.
Adım 2: Paragrafta “çelimsiz eşek… iç geçirdi”, “başını yukarı kaldırıp şöyle dua etti” ve “eşeğim eşek olmasına ama ben de senin kulunum. Böyle çelimsiz ve güçsüz oluşum niçin?” gibi ifadeler görüyoruz.
Adım 3: Bu ifadeleri incelediğimizde, bir eşeğin “iç geçirmesi”, “başını kaldırıp dua etmesi” ve hatta “konuşup soru sorması” gibi özelliklerin aslında insanlara ait olduğunu fark ederiz. İşte tam da burada bir söz sanatı kullanılmış!
Bu paragrafta kullanılan söz sanatı: Kişileştirme (Teşhis)
Şimdi de bu söz sanatını açıklayalım:
Sevgili öğrencilerim, kişileştirme, insan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insanlara özgü özelliklerin verilmesi demektir. Yani, bir hayvanın düşünmesi, konuşması, üzülmesi, sevinmesi ya da bir nesnenin gülmesi, ağlaması gibi durumlar kişileştirmeye örnektir.
Buradaki paragrafta da eşek, tıpkı bir insan gibi “iç geçiriyor”, yani derin bir ah çekiyor. Sonra “başını kaldırıp dua ediyor” ve hatta Allah’a “Böyle çelimsiz ve güçsüz oluşum niçin?” diye soru sorarak kendi durumu hakkında şikayetini dile getiriyor. Halbuki bir eşek normalde dua edemez veya bu şekilde konuşamaz, düşünemez. İşte yazar, eşeğe bu insani özellikleri yükleyerek kişileştirme sanatını kullanmış ve metni daha etkileyici hale getirmiş.