7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 153
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin Türkçe öğretmeninizim. Şimdi beraber, görseldeki soruları adım adım, güzelce inceleyip çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
5. Etkinlik
Yaşadığınız bir problemi çözmek adına attığınız adımları arkadaşlarınıza anlatınız. Bu adımları, metinden alınan aşağıdaki çözüm önerisi ile karşılaştırınız.
Birisiyle bir sorun yaşadığınızda kendinizi anlatmadan önce dinlemeyi deneyin. Bakın yaşam çok daha kolay ve güzel olacak, sorunlar çok daha kolay çözülecektir.
Çözüm:
Sevgili gençler, bu etkinlikte sizden kendi hayatınızdan bir örnek vermeniz isteniyor. Hepimizin zaman zaman sorunları olur, değil mi? Önemli olan bu sorunları nasıl çözdüğümüzdür. Şimdi, ben size örnek bir durum ve çözüm adımları anlatayım, sonra da kitaptaki öneriyle karşılaştıralım.
Adım 1: Kendi Deneyimimizi Paylaşma
Diyelim ki bir arkadaşınızla bir konuda anlaşmazlık yaşadınız. Belki bir oyun sırasında, belki de bir ödev yaparken farklı fikirleriniz oldu ve bu durum aranızda bir gerginliğe yol açtı. Bu durumda siz ne yaparsınız? İşte benim izlediğim adımlar:
-
Sorunu Fark Etme: Öncelikle aramızda bir sorun olduğunu fark ederim. Arkadaşımın yüz ifadesinden, ses tonundan ya da davranışlarından bir şeylerin yolunda gitmediğini anlarım.
-
Sakin Kalma: Hemen sinirlenmek ya da bağırmak yerine, bir an durur ve sakinleşmeye çalışırım. Çünkü sinirliyken doğru kararlar vermek zordur.
-
Konuşmak İçin Doğru Zamanı ve Yeri Seçme: Herkesin içinde ya da ders sırasında değil, daha sakin bir ortamda, ikimizin de rahatça konuşabileceği bir zamanı beklerim.
-
Dinleme: Arkadaşıma “Neden böyle düşündün?” ya da “Seni üzen ne oldu?” gibi sorular sorarım. Onun ne hissettiğini ve neden öyle davrandığını anlamak için dikkatlice dinlerim. Onun sözünü kesmeden, söylediklerini anlamaya çalışırım.
-
Kendi Duygularımı İfade Etme: Arkadaşımı dinledikten sonra, “Ben de bu durumda şöyle hissettim…” ya da “Benim amacım aslında şuydu…” gibi cümlelerle kendi bakış açımı ve duygularımı anlatırım. Suçlayıcı ifadelerden kaçınırım.
-
Çözüm Arama: İkimizin de anlaştığı, ikimizin de mutlu olacağı bir orta yol bulmaya çalışırız. Belki birimizden biraz fedakarlık etmesi gerekir, belki de yeni bir fikir buluruz.
-
Sonuç: Genellikle bu adımları izlediğimizde sorun çözülür ve arkadaşlığımız daha da güçlenir.
Adım 2: Çözüm Önerisiyle Karşılaştırma
Şimdi de metindeki öneriye bakalım:
“Birisiyle bir sorun yaşadığınızda kendinizi anlatmadan önce dinlemeyi deneyin. Bakın yaşam çok daha kolay ve güzel olacak, sorunlar çok daha kolay çözülecektir.”
Gördüğünüz gibi, benim anlattığım çözüm adımlarının en önemli yerlerinden biri dinlemekti. Metindeki öneri de tam olarak bunu vurguluyor! Yani, bir sorun yaşadığımızda hemen kendi derdimizi, kendi haklılığımızı anlatmaya çalışmak yerine, önce karşımızdaki kişiyi anlamaya çalışmak, onu dinlemek çok ama çok önemli. Çünkü dinlediğimizde, onun neden öyle hissettiğini veya davrandığını anlarız. Belki de bizim hiç düşünmediğimiz bir sebep vardır. Onu anladığımızda, sorunları çözmek çok daha kolaylaşır. Hayatımızda empati kurmak, yani kendimizi başkasının yerine koymak, sorunları çözmenin altın anahtarıdır.
Sonuç: Hem benim tecrübelerim hem de metindeki öneri, sorunları çözmede dinlemenin ne kadar hayati bir rol oynadığını gösteriyor. Dinlemek, anlamanın ilk adımıdır.
6. Etkinlik
Kendinizi bir satıcı ya da bir işletmeci olarak hayal ediniz. “İnsan karşısındaki konuşarak değil, dinleyerek ikna eder.” sözünden hareketle müşterilerinizi ve çalışanlarınızı memnun etmek için neler yapabileceğinizi anlatan bir yazı yazınız. Yazınızda örneklendirme, karşılaştırma, benzetme ve tanık gösterme gibi düşünceyi geliştirme yollarını kullanınız.
Çözüm:
Harika bir görev! Şimdi kendimizi bir işin başında hayal edelim ve “dinlemenin gücü”nü nasıl kullanacağımızı anlatan bir yazı yazalım. Unutmayın, bu bir deneme yazısı olduğu için benim yazdıklarım size sadece bir örnek olacak, siz kendi özgün fikirlerinizi de ekleyebilirsiniz.
Adım 1: Yazının Planlanması ve Ana Fikrin Belirlenmesi
Yazımızın ana fikri: “Başarılı bir satıcı veya işletmeci olmak, konuşmaktan çok dinlemekle mümkündür.”
Kullanacağımız düşünceyi geliştirme yolları:
-
Örneklendirme: Dinlemenin faydalarını somut örneklerle açıklama.
-
Karşılaştırma: Konuşarak ikna etmeye çalışmakla dinleyerek ikna etmeye çalışmanın farklarını gösterme.
-
Benzetme: Dinlemeyi başka bir şeye benzeterek konuyu daha anlaşılır kılma.
-
Tanık Gösterme: Konuyla ilgili bir uzmanın veya bilinen bir kişinin sözünü alıntılayarak fikri destekleme.
Adım 2: Yazının Kaleme Alınması
İşte size örnek bir yazı:
Sevgili Müşterilerim, Değerli Çalışanlarım,
Ben, “Gülümseyen Hizmetler” şirketinin yöneticisiyim. İşimizin temelini oluşturan en önemli prensip, aslında çok basit bir gerçeğe dayanır: İnsan karşısındaki konuşarak değil, dinleyerek ikna eder.
Bu söz, benim için sadece bir cümle değil, iş felsefemin ta kendisidir.
Pek çoğumuz, bir şeyleri satmak ya da birilerini ikna etmek denince, hemen kendimizi anlatmaya, ürünümüzü veya fikrimizi övmeye başlarız. Oysa bu, tıpkı susuz birine suyun faydalarını uzun uzun anlatmak yerine, ona sadece bir bardak su uzatmaya benzer. Müşterilerimizin veya çalışanlarımızın gerçek ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlamadan, ne kadar güzel konuşursak konuşalım, sözlerimiz havada kalır. Örneğin, bir müşteri mağazamıza geldiğinde, ona hemen en pahalı ürünü sunmak yerine, önce Ne tür bir ürün arıyorsunuz? Ne kadarlık bir bütçeniz var? Daha önce ne kullandınız ve memnun kaldınız mı?
gibi sorular sorarak onu dinlerim. Bu sayede, onun gerçekte neye ihtiyacı olduğunu anlar ve doğru ürünü öneririm. Böylece müşteri, kendisini anlaşılmış ve değerli hisseder.
Dinlemek, sadece müşterilerimiz için değil, çalışanlarımız için de hayati öneme sahiptir. Bir çalışanımın performansında düşüş fark ettiğimde, hemen onu eleştirmek yerine, onunla özel olarak konuşur ve Son zamanlarda bir sorun mu yaşıyorsun? Sana nasıl yardımcı olabilirim?
diye sorarım. Belki ailesel bir problem yaşıyordur, belki de iş yükü onu bunaltmıştır. Onu dinlediğimde, sorunun kökenine iner ve birlikte bir çözüm buluruz. Bu yaklaşım, sadece o çalışanın motivasyonunu artırmakla kalmaz, tüm ekibin işine olan bağlılığını da güçlendirir. Bu durum, bir bahçıvanın toprağına bakmadan sadece tohum ekmesine benzemez mi? Önce toprağı anlamak, sonra doğru tohumu ekmek gerekir.
Konuşarak ikna etmeye çalışmak, çoğu zaman bir duvara konuşmak gibidir. Karşımızdaki kişi, bizim sesimizi duyar ama sözlerimizin anlamı ona ulaşmaz. Oysa dinlemek, bir köprü kurmaktır. Bu köprü sayesinde, karşımızdaki kişinin dünyasına adım atarız ve onu gerçekten anlarız. Ünlü iletişim uzmanı Stephen Covey’in de dediği gibi, Önce anlamaya çalış, sonra anlaşılmaya çalış.
Bu söz, dinlemenin gücünü en iyi anlatan ifadelerden biridir.
Sonuç olarak, ben bir işletmeci olarak inanıyorum ki, başarılı olmak için en güçlü aracımız kulaklarımızdır. Müşterilerimizi dinleyerek onların güvenini kazanırız, çalışanlarımızı dinleyerek onların potansiyelini ortaya çıkarırız. Dinlemek, sadece bir eylem değil, bir saygı göstergesidir ve bu saygı, işimizde sürdürülebilir başarıyı beraberinde getirir. Unutmayalım, en iyi iletişim, en iyi dinlemeyle başlar.
Gelecek Derse Hazırlık
Kendinizi hangi durumlarda mutlu hissettiğinizi defterinize alt alta yazınız. Size mutluluk veren durumlardan hangileri çok çalışmayı gerektirmektedir? İşaretleyiniz.
Çözüm:
Bu bölüm, sizin kendinizi tanımanız ve neyin sizi mutlu ettiğini düşünmeniz için harika bir fırsat! Hadi, bu soruyu nasıl yanıtlayacağınızı adım adım inceleyelim.
Adım 1: Mutlu Olduğunuz Durumları Belirleme
Öncelikle, sizi mutlu eden şeyleri düşünmenizi istiyorum. Bunlar büyük şeyler olmak zorunda değil, bazen küçücük şeyler bile bizi mutlu edebilir. Defterinize alt alta listeleyerek yazın. Mesela:
-
Ailecek akşam yemeği yemek.
-
Yeni bir kitap okumak.
-
Arkadaşlarımla oyun oynamak.
-
Okulda yüksek not almak.
-
Bisiklet sürmek.
-
Yeni bir dil öğrenmek.
-
Resim yapmak.
-
Yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmek.
-
Yeni bir müzik aleti çalmayı öğrenmek.
-
Bir spor dalında başarılı olmak.
Bu listeyi kendi hayatınızdan örneklerle uzatabilirsiniz.
Adım 2: Çok Çalışmayı Gerektiren Durumları İşaretleme
Şimdi yazdığınız bu mutlu edici durumların yanına, hangilerinin çok çalışmayı gerektirdiğini işaretleyelim. Bir düşünün, o mutluluğa ulaşmak için ne kadar çaba harcıyorsunuz?
-
Ailecek akşam yemeği yemek. (Çok çalışmayı gerektirmez, daha çok planlama ve zaman ayırma.)
-
Yeni bir kitap okumak. (Çok çalışmayı gerektirmez, daha çok ilgi ve zaman ayırma.)
-
Arkadaşlarımla oyun oynamak. (Çok çalışmayı gerektirmez, daha çok sosyalleşme.)
-
Okulda yüksek not almak. (✓ Çok çalışmayı gerektirir. Ders çalışmak, tekrar yapmak, ödevleri zamanında bitirmek gibi.)
-
Bisiklet sürmek. (Başlangıçta öğrenmek için biraz çaba ister, sonra keyifli bir aktivite olur.)
-
Yeni bir dil öğrenmek. (✓ Çok çalışmayı gerektirir. Kelime ezberlemek, dil bilgisi öğrenmek, pratik yapmak.)
-
Resim yapmak. (Yetenek ve pratik gerektirse de, keyif için yapılanı çok çalışmayı gerektirmez.)
-
Yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmek. (Çok çalışmayı gerektirmez, daha çok empati ve iyi niyet.)
-
Yeni bir müzik aleti çalmayı öğrenmek. (✓ Çok çalışmayı gerektirir. Düzenli pratik, sabır ve tekrar.)
-
Bir spor dalında başarılı olmak. (✓ Çok çalışmayı gerektirir. Antrenman, disiplin, azim.)
Sonuç: Bu egzersiz sayesinde, sizi mutlu eden şeylerin farkına varacak ve bazı mutlulukların aslında büyük bir çaba ve çalışmanın ürünü olduğunu göreceksiniz. Bu da bize gösteriyor ki, bazen en büyük mutluluklar, en çok emek verdiğimiz şeylerden gelir. Unutmayın, çaba ve çalışmak, hedeflerinize ulaşmanızı ve gerçek mutluluğu tatmanızı sağlar!