7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 127
Merhaba sevgili öğrencim!
Bugünkü Türkçe dersimizde çok güzel ve düşündürücü bir etkinlikle karşı karşıyayız. Goethe gibi büyük bir düşünürün sözleri üzerine kafa yoracak ve kendi düşüncelerimizi kaleme alacağız. Hazırsan, bu etkinliği adım adım inceleyelim ve birlikte harika bir yazı ortaya çıkaralım!
7. Etkinlik
“En büyük hazine kanaatkâr olmaktır; sonra sağlık ve çalışkanlık oldu mu, yaşamak için yeter bunlar.” – Goethe (Goda)
Goethe’nin yukarıdaki sözünü açıklayan bir yazı yazınız. Yazınızda anlatım biçimlerinden yararlanınız. Kanaat ile ilgili bulduğunuz atasözü, deyim ve özdeyişlerden yararlanarak anlatımınızı zenginleştirebilirsiniz.
Şimdi bu etkinliği nasıl yapacağımızı adım adım inceleyelim:
Adım 1: Goethe’nin Sözünü Anlamak
Öncelikle, Goethe’nin ne demek istediğini iyi anlamamız gerekiyor. Sözün anahtar kelimeleri neler? “Kanaatkâr olmak”, “sağlık” ve “çalışkanlık”. Goethe diyor ki, eğer bu üç şeye sahipsek, yaşamamız için başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Yani, mutluluğun ve huzurun formülünü bize sunuyor gibi.
- Kanaatkârlık: Elimizdekiyle yetinmek, sahip olduklarımızın değerini bilmek, daha fazlasını istememek demektir.
- Sağlık: Bedenimizin ve ruhumuzun iyi olması, hastalıksız ve dinç olmamız demektir.
- Çalışkanlık: Üretmek, çabalamak, tembel olmamak demektir.
Goethe’ye göre, bu üç erdem, insanı mutlu ve doygun bir hayata ulaştıran en büyük hazinelerdir.
Adım 2: Yazımızın Planını Oluşturmak
İyi bir yazı yazmanın sırrı, iyi bir plan yapmaktır. Yazımızı genellikle üç ana bölümden oluştururuz: Giriş, Gelişme ve Sonuç.
- Giriş: Burada Goethe’nin sözünü tanıtıp, konuya dikkat çekebiliriz. Neden bu sözün önemli olduğunu, bizlere ne düşündürdüğünü kısaca belirtebiliriz.
- Gelişme: Burası yazımızın en uzun ve açıklayıcı kısmıdır. Goethe’nin bahsettiği kanaatkârlık, sağlık ve çalışkanlık kavramlarını ayrı ayrı ele alabiliriz. Her birinin neden önemli olduğunu, hayatımıza neler kattığını açıklayabiliriz. Bu bölümde, yazımızı zenginleştirmek için atasözleri, deyimler ve özdeyişler kullanabiliriz.
- Sonuç: Yazdıklarımızı toparladığımız, ana fikri tekrar vurguladığımız bölümdür. Goethe’nin sözünün ne kadar doğru olduğunu, bu değerlerin mutlu bir yaşam için vazgeçilmez olduğunu belirterek yazımızı bitirebiliriz.
Adım 3: Anlatım Biçimlerinden Yararlanmak
Yazımızın sadece bilgi vermesi değil, aynı zamanda okuyucuyu etkilemesi de önemlidir. Bunun için farklı anlatım biçimlerini kullanabiliriz:
- Açıklayıcı Anlatım: Bir kavramı tanımlarken veya bir bilgiyi aktarırken kullanırız. Örneğin, “Kanaatkârlık, insanın elindekilerle yetinme erdemidir.” gibi.
- Örnekleyici Anlatım: Bir düşüncemizi somutlaştırmak için örnekler veririz. “Kanaatkâr bir insan, azıyla mutlu olmayı bilirken, gözü tok olmayan kişi…” gibi.
- Tartışmacı Anlatım: Bir fikri savunurken veya karşı bir görüşü çürütürken kullanırız. “Bazıları mutluluğu parada arasalar da, gerçek mutluluk…” gibi cümlelerle başlayabiliriz.
- Tanık Gösterme: Bir düşüncemizi güçlendirmek için tanınmış kişilerin sözlerini kullanırız. Zaten Goethe’nin sözüyle başlıyoruz, bu da bir tanık göstermedir. Atasözleri ve özdeyişler de bu kategoriye girer.
Adım 4: Kanaatle İlgili Deyim, Atasözü ve Özdeyişleri Düşünmek
Yazımızı zenginleştirmek için bu konuda kullanabileceğimiz bazı ifadeler şunlar olabilir:
- Atasözleri:
- “Azıcık aşım, kaygısız başım.”
- “Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz.”
- “Gözü doymazın gözünü toprak doyurur.”
- Deyimler:
- “Gözü tok olmak”
- “Haline şükretmek”
- Özdeyişler:
- “Kanaat tükenmez hazinedir.”
- “Sağlık en büyük zenginliktir.”
Şimdi bu adımları takip ederek hazırladığım örnek bir yazıya bakalım. Sen de bu örnekten ilham alarak kendi özgün yazını oluşturabilirsin.
Çözüm:
Aşağıda, Goethe’nin sözünü açıklayan ve istenen özellikleri taşıyan örnek bir yazı bulunmaktadır:
Değerli arkadaşlarım,
Bugün sizlerle hayatın anlamı üzerine düşündüren, büyük Alman yazar ve düşünür Goethe’nin çok değerli bir sözünü paylaşmak istiyorum: “En büyük hazine kanaatkâr olmaktır; sonra sağlık ve çalışkanlık oldu mu, yaşamak için yeter bunlar.” Bu söz, bizlere modern dünyanın karmaşasında kaybolan gerçek değerleri, huzurlu ve anlamlı bir yaşamın anahtarlarını fısıldıyor. Peki, gerçekten de hayatı dolu dolu yaşamak için bu üç erdem yeterli midir? Gelin, bu derin sorunun cevabını birlikte arayalım.
Goethe’nin ilk vurguladığı değer, kanaatkârlık. Kanaat, en basit ifadeyle, elimizdekiyle yetinme, sahip olduklarımızın kıymetini bilme ve daha fazlasına göz dikmeme halidir. Günümüz dünyasında her şeyin en iyisine, en yenisine sahip olma arzusuyla yanıp tutuşan insanlar görüyoruz. Sürekli bir şeylerin peşinden koşan, elde ettikçe daha fazlasını isteyen bu kişiler, aslında hiçbir zaman tam anlamıyla mutlu olamıyorlar. Çünkü onların mutluluğu, hep bir sonraki hedefe, bir sonraki “şeye” bağlı kalıyor. Oysa kanaatkâr bir insan, “Azıcık aşım, kaygısız başım” diyerek elindekinin değerini bilir, şükreder ve bu sayede iç huzuru bulur. “Gözü tok olmak” deyimi de tam da bu durumu anlatır. Gözü tok olan kişi, ruhu da tok olandır.
Kanaatkârlığın yanında Goethe, sağlık ve çalışkanlık kavramlarına da dikkat çekiyor. Sağlık, hepimizin bildiği gibi en büyük hazinemizdir. “Sağlık en büyük zenginliktir” sözü boşuna söylenmemiştir. Ne kadar malımız, mülkümüz olursa olsun, sağlığımız yerinde değilse bunların hiçbir anlamı kalmaz. Yatağa bağlı bir zenginlik, sağlıklı bir fakirlikten daha kıymetli değildir. Bu yüzden bedenimize iyi bakmak, ona değer vermek çok önemlidir. Çalışkanlık ise, hayatımıza anlam katan, bizi üretime ve gelişime yönelten bir erdemdir. Tembel bir ruh, zamanla paslanır, hayattan zevk almayı unutur. Oysa çalışan, üreten bir insan, hem kendine hem de çevresine faydalı olur, yaptığı işten keyif alır ve bu çabasının sonucunda elde ettikleriyle de daha bir kanaat duyar. Çalışmak, sadece para kazanmak değil, aynı zamanda ruhumuzu beslemek, kendimizi gerçekleştirmektir.
Sonuç olarak, Goethe’nin bu bilgece sözü, bizlere mutlu ve anlamlı bir yaşamın formülünü sunuyor. Mutluluğu dış dünyada, bitmek bilmeyen isteklerde aramak yerine, kendi içimizde bulduğumuz huzurda, sahip olduklarımızın farkında olmamızda, sağlıklı bir bedende ve üretken bir ruhta olduğunu vurguluyor. Kanaatle, sağlıkla ve çalışkanlıkla örülü bir hayat, bize yaşamak için fazlasıyla yeter. Unutmayalım ki, “Kanaat tükenmez hazinedir.” Gerçekten de öyle, çünkü bu hazineyi kimse bizden alamaz, hiçbir kriz onu tüketmez. Bu üç değerle hayatın tüm zorluklarına göğüs gerebilir, her anın tadını çıkarabiliriz. Önemli olan, sahip olduklarımızın kıymetini bilmek ve hayatın bize sunduğu güzelliklere şükretmektir.