7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 43
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersimizin bu kısmında seninle birlikte çok güzel sorular çözeceğiz. Hazır mısın? Hadi o zaman, kalemini kağıdını hazırla, dikkatle oku ve benimle birlikte düşün!
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kullanılmamıştır?
Bu soruda bizden deyim kullanılmayan cümleyi bulmamız isteniyor. Deyimler, genellikle birden fazla kelimeden oluşan, gerçek anlamından farklı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış söz öbekleridir. Hadi şıklara tek tek bakalım:
-
A) Senin bu konuşmaların kabak tadı vermeye başladı.
Burada “kabak tadı vermek” diye bir deyimimiz var. Bir şeyin sıkıcı, tatsız veya usandırıcı hale gelmesi anlamına gelir. Yani bu cümlede deyim kullanılmış.
-
B) Bu konu üzerinde az kafa yormamışsın.
“Kafa yormak” da bir deyimdir. Bir konu üzerinde çok düşünmek, zihinsel çaba harcamak demektir. Bu cümlede de deyim var.
-
C) Kırk iki yaşında ve tanınmış bir yazardır.
Bu cümlede kelimeler gerçek anlamlarında kullanılmış. “Kırk iki yaşında”, “tanınmış” ve “yazar” kelimeleri herhangi bir deyim oluşturmuyor. Bu cümlede deyim yok gibi duruyor.
-
D) Daima başı dik olacak, kimseye boyun eğmeyecekti.
Burada iki tane deyim var: “başı dik olmak” (gururlu, onurlu olmak) ve “boyun eğmek” (itaat etmek, teslim olmak). Bu cümlede de deyimler kullanılmış.
Adım 1: Her bir şıkta deyim olup olmadığını kontrol ettik.
Adım 2: A, B ve D şıklarında deyimler bulduk. C şıkkında ise kelimeler gerçek anlamlarıyla kullanıldığı için deyim bulamadık.
Sonuç:
Cevap: C
6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde çekimli fiil yoktur?
Şimdi de çekimli fiil olmayan cümleyi bulacağız. Çekimli fiil neydi hatırlayalım: Bir iş, oluş veya durumu bildiren, zaman (kip) ve kişi eki almış kelimelere çekimli fiil deriz.
-
A) Boş vakitlerinde bol bol kitap okumalısın.
Buradaki fiil “okumalısın”. “Okuma-” fiil köküne “-malı” (gereklilik kipi) ve “-sın” (2. tekil kişi eki) ekleri gelmiş. Yani bu bir çekimli fiil.
-
B) Türkiye’yi karış karış gezeceksin.
Buradaki fiil “gezeceksin”. “Gez-” fiil köküne “-ecek” (gelecek zaman kipi) ve “-sin” (2. tekil kişi eki) ekleri gelmiş. Bu da bir çekimli fiil.
-
C) Mor, kırmızı ve mavinin karışımıdır.
Bu cümlede “karışımıdır” kelimesi var. “Karışım” kelimesi bir isimdir. “-ıdır” eki ise isimlere gelerek onları yüklem yapan ek fiildir (ek eylem). Yani burada bir fiil değil, ek fiil almış bir isim var. Bu yüzden çekimli fiil yoktur.
-
D) Çorbayı bir güzel karıştır.
Buradaki fiil “karıştır”. “Karıştır-” fiil köküne herhangi bir zaman veya kişi eki gelmemiş gibi görünse de, bu bir emir kipiyle çekimlenmiş fiildir (2. tekil şahıs, gizli “sen”). Yani bu da bir çekimli fiil.
Adım 1: Her şıktaki yüklemleri ve fiilleri belirledik.
Adım 2: A, B ve D şıklarındaki kelimelerin zaman ve kişi ekleri aldığını, yani çekimli fiil olduğunu gördük.
Adım 3: C şıkkındaki “karışımıdır” kelimesinin bir isim olduğunu ve ek fiil aldığını, dolayısıyla çekimli fiil olmadığını anladık.
Sonuç:
Cevap: C
7. Aşağıdaki cümlelerde çekimli fiillerin hangisi farklı bir kip almıştır?
Şimdi de cümlelerdeki çekimli fiillerin hangi kiplerde olduğunu bulup, diğerlerinden farklı olanı işaretleyeceğiz. Kipler, haber kipleri (zaman bildirir) ve dilek kipleri (istek, emir, şart, gereklilik bildirir) olarak ikiye ayrılırdı, hatırladın mı?
-
A) Gördüğün bir iyiliği asla unutma.
Buradaki çekimli fiil “unutma”. Bu fiil, birine bir şeyi yapmamasını emrediyor. Yani “emir kipi” ile çekimlenmiştir. Emir kipi, dilek kiplerinden biridir.
-
B) Suyu kullanırken hiç israf etmez.
Buradaki çekimli fiil “etmez”. “-mez” eki, geniş zaman kipinin olumsuzu. Geniş zaman, haber kiplerinden biridir.
-
C) Bu kitabı okurken kendini farklı bir dünyada bulacaksın.
Buradaki çekimli fiil “bulacaksın”. “-acak” eki, gelecek zaman kipi. Gelecek zaman da haber kiplerinden biridir.
-
D) Farklı yerler görmek, ilmini zenginleştirir.
Buradaki çekimli fiil “zenginleştirir”. “-ir” eki, geniş zaman kipi. Geniş zaman da haber kiplerinden biridir.
Adım 1: Her şıktaki çekimli fiilleri belirledik ve kiplerini inceledik.
Adım 2:
A şıkkı: “unutma” -> Emir kipi (Dilek kipi)
B şıkkı: “etmez” -> Geniş zaman kipi (Haber kipi)
C şıkkı: “bulacaksın” -> Gelecek zaman kipi (Haber kipi)
D şıkkı: “zenginleştirir” -> Geniş zaman kipi (Haber kipi)
Adım 3: Gördüğün gibi, B, C ve D şıklarındaki fiiller haber kipleriyle çekimlenmiş. A şıkkındaki “unutma” fiili ise dilek kiplerinden olan emir kipiyle çekimlenmiş. Bu yüzden farklı olan A şıkkıdır.
Sonuç:
Cevap: A
8. Emel “kurmak” fiilini tabloda verilen anlamlara uygun şekilde cümle içinde kullanmıştır. Ancak iki cümleyi yazarken cümlelerin yerlerini karıştırmıştır. Hangi cümlelerin yerleri değiştirilirse tablodaki yanlışlık giderilmiş olur?
Bu soruda Emel’in “kurmak” fiilini kullanırken bazı cümleleri yanlış anlamla eşleştirdiğini görüyoruz. Bizden istenen, hangi iki cümlenin yerini değiştirirsek tablonun doğru hale geleceğini bulmak. Hadi her bir cümlenin doğru anlamını bulmaya çalışalım:
-
Cümle 1: Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk.
Buradaki “kurmak” fiili, parçaları bir araya getirerek bir bütün oluşturmak, monte etmek anlamında kullanılmış.
Tablodaki 1. anlam: “Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek.”
Bu ikisi birbiriyle doğru eşleşmiş. -
Cümle 2: Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak!
Buradaki “kurmak” fiili, hazırlamak, düzenlemek anlamında kullanılmış.
Tablodaki 2. anlam: “Hazırlamak.”
Bu ikisi de birbiriyle doğru eşleşmiş. -
Cümle 3: Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum.
Buradaki “kurmak” fiili, zihinde tasarlamak, canlandırmak anlamında kullanılmış.
Tablodaki 3. anlam: “Zihninde büyütmek.”
“Hayal kurmak” doğrudan “zihninde büyütmek” anlamına gelmez. “Zihninde büyütmek” daha çok bir şeyi abartmak, olduğundan fazla önemsemek ya da kuruntu yapmak anlamlarına yakındır. “Hayal kurmak” ise daha çok hayal etmek, tasarlamaktır. Bu eşleşmede bir sorun olabilir. -
Cümle 4: Bayram Ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu.
Buradaki “kurmak” fiili, söylenenler üzerine çok düşünmek, kafa yormak, hatta kuruntu yapmak anlamında kullanılmış.
Tablodaki 4. anlam: “Düşünmek.”
“Düşünmek” bu anlamı karşılar. Ama “zihninde büyütmek” anlamı da “kuruntu kurmak” veya “söylenenleri abartmak” gibi durumlarla daha çok uyuşur.
Adım 1: Her cümlenin kendi doğru anlamını düşündük.
Adım 2: Cümle 1 ve Cümle 2’nin tablodaki anlamlarıyla doğru eşleştiğini gördük. Demek ki sorun 3 ve 4. cümlelerde.
Adım 3: Cümle 3 (“hayal kurmak”) için “zihninde büyütmek” yerine daha genel bir “düşünmek” anlamı daha uygun olabilir. Cümle 4 (“söylenenleri kurmak” / kuruntu yapmak) için ise “düşünmek” yerine “zihninde büyütmek” anlamı çok daha uygun düşüyor çünkü kuruntu yapmak, genellikle bir şeyi zihinde büyütmek demektir.
Adım 4: O zaman 3. cümledeki anlam ile 4. cümledeki anlamı yer değiştirmeliyiz.
Yeni eşleşmeler şöyle olur:
Cümle 3: “Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum.” -> Doğru anlamı: “Düşünmek.” (Tabloda 4. sırada)
Cümle 4: “Bayram Ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu.” -> Doğru anlamı: “Zihninde büyütmek.” (Tabloda 3. sırada)
Bu durumda, 3. ve 4. cümlelerin yerini değiştirmemiz gerekiyor.
Sonuç:
Cevap: D) 3 ve 4
9. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde örtülü anlam yoktur?
Örtülü anlam, cümlede doğrudan söylenmeyen ama cümlenin yapısından veya kullanılan bazı kelimelerden çıkarılabilen anlamdır. Hadi şıklara bakalım:
-
A) Osmanlı’da gündelik hayatın izleri, şiirlere de yansımıştır.
Buradaki “de” bağlacına dikkat etmelisin. “Şiirlere de yansımıştır” derken, bize aslında gündelik hayatın izlerinin sadece şiirlere değil, başka yerlere (belki mimariye, müziğe, giyime vb.) de yansıdığını fısıldıyor. İşte bu bir örtülü anlamdır.
-
B) Nasrettin Hoca da erdemli insan olmanın yollarını öğretir.
Yine “de” bağlacı var. “Nasrettin Hoca da öğretir” dediğimizde, Nasrettin Hoca’dan başka kişilerin de erdemli insan olmanın yollarını öğrettiğini anlarız. Bu da örtülü anlamdır.
-
C) Yalnızca doğayla iç içe olanlar hayvanları sevebilir.
“Yalnızca” kelimesi burada kilit rol oynuyor. Bu kelime, hayvanları sevme özelliğini sadece doğayla iç içe olanlara sınırlıyor. Dolayısıyla, doğayla iç içe olmayanların hayvanları sevemeyeceği gibi bir anlam ortaya çıkıyor. Bu da örtülü anlamdır.
-
D) Sorunun çözümünde yanlışlık yapılmıştır.
Bu cümlede herhangi bir ima, bir sınırlama veya ek bir bilgi veren bir kelime yok. Cümle, ne görüyorsak onu doğrudan anlatıyor. “Yanlışlık yapılmıştır” derken başka bir şey ima etmiyor, sadece yapılan eylemi belirtiyor. Bu cümlede örtülü anlam yoktur.
Adım 1: Her bir cümleyi okuyarak doğrudan söylenenin dışında bir anlam çıkarılıp çıkarılamayacağını düşündük.
Adım 2: A, B ve C şıklarındaki “de” ve “yalnızca” gibi kelimelerin örtülü anlamlar taşıdığını fark ettik.
Adım 3: D şıkkının ise sadece bir durumu doğrudan ifade ettiğini ve herhangi bir ek anlam taşımadığını anladık.
Sonuç:
Cevap: D