7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 167
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe öğretmeniniz olarak sana gönderdiğin soruları adım adım, anlaşılır bir şekilde açıklayacağım. Hazırsan başlayalım!
9. “Durumu, doğruluğu ve niteliği kanıtlanamayan; kişiden kişiye değişen yargılara öznel yargılar denir. Bir cümlede mecazlı söyleyiş varsa cümle, öznel bir yargıdır.”
Aşağıdaki cümlelerden hangisi yukarıda verilen bilgiye örnek gösterilemez?
A) Akşam hüzünle gelir gönül köşkümüze.
B) Bir saat önce kırmızı bir arabaya binip gitti.
C) Karamürsel sepeti gibi ufak tefek bir çocuktu.
D) Ortadirek, Yaşar Kemal’in anıt romanlarından biridir.
Çözüm:
Öncelikle soruyu iyi anlamamız gerekiyor. Bize öznel yargının ne olduğu anlatılmış ve özellikle “bir cümlede mecazlı söyleyiş varsa cümle, öznel bir yargıdır” denmiş. Bizden istenen ise, verilen bu bilgiye örnek gösterilemeyecek cümleyi bulmak. Yani aslında bizden, öznel bir yargı olmayan, kanıtlanabilir ve kişiden kişiye değişmeyen, yani nesnel bir yargı cümlesi bulmamız isteniyor.
Adım 1: Seçenekleri tek tek inceleyelim ve öznel mi, nesnel mi olduklarına karar verelim.
-
A) Akşam hüzünle gelir gönül köşkümüze.
Bu cümlede “akşamın hüzünle gelmesi” ve “gönül köşkü” gibi ifadeler var. Akşamın hüzünle gelmesi bir benzetmedir, kişileştirmedir. Gönül köşkü ise mecazlı bir ifadedir. Yani burada mecazlı bir söyleyiş var. Bilgiye göre, mecazlı söyleyiş olan cümleler özneldir. Bu cümle öznel bir yargıdır.
-
B) Bir saat önce kırmızı bir arabaya binip gitti.
Bu cümledeki olay (birinin kırmızı arabaya binip gitmesi) gözlemlenebilir, kanıtlanabilir bir bilgidir. Mecazlı bir ifade yok. Bu cümle, doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanabilir olduğu için nesnel bir yargıdır. Kişiden kişiye değişmez.
-
C) Karamürsel sepeti gibi ufak tefek bir çocuktu.
“Karamürsel sepeti gibi” ifadesi, çocuğu bir şeye benzetme amacı taşır. Bu bir benzetmedir, yani mecazlı bir söyleyiştir. Bir çocuğun “ufak tefek” olup olmadığı da göreceli bir tanım olabilir. Bu cümle öznel bir yargıdır.
-
D) Ortadirek, Yaşar Kemal’in anıt romanlarından biridir.
Bu cümlede mecazlı bir söyleyiş yok. Ancak “anıt roman” ifadesi, bir eserin önemini, değerini belirten bir değerlendirmedir. Bir romanın “anıt roman” olup olmadığı, edebiyat eleştirmenleri arasında bir konsensüs olsa bile, bu bir yargıdır ve kişiden kişiye değişebilen bir değerlendirme içerebilir. Dolayısıyla bu da öznel bir yargıya yakın sayılır.
Adım 2: Hangi seçeneğin verilen tanıma örnek gösterilemeyeceğine karar verelim.
A ve C seçenekleri, içerdikleri mecazlı söyleyişler nedeniyle kesinlikle öznel yargılardır ve verilen bilgiye örnek gösterilebilirler. D seçeneği mecaz içermese de, bir esere “anıt roman” demek bir değerlendirme, bir yargıdır ve bu yargı kişiden kişiye değişebilir veya tartışmaya açık olabilir, bu da onu öznel yapar.
B seçeneği ise, tamamen somut, gözlemlenebilir ve kanıtlanabilir bir durumu ifade eder. “Bir saat önce kırmızı bir arabaya binip gitti” ifadesinin doğruluğu veya yanlışlığı objektif olarak test edilebilir. Bu nedenle B seçeneği, öznel bir yargı değil, nesnel bir yargıdır ve yukarıda verilen öznel yargı tanımına örnek gösterilemez.
Sonuç:
Doğru cevap B seçeneğidir.
10. “Fırtınalar, insanın denizi sevmesine engel olamaz.”
Yukarıdaki cümle ile ilgili yapılan yorumlardan hangisi yanlıştır?
A) Nurgül: Bu cümlede mecazlı bir söyleyiş vardır.
B) Efe: Cümlede hayat, denize benzetilmiştir.
C) Hasan: Bu cümlede zorlukların, hayatı sevmeye engel olmaması gerektiği vurgulanmıştır.
D) Pınar: Cümle, nesnel bir cümledir.
Çözüm:
Bu soruda bize verilen bir cümle var: “Fırtınalar, insanın denizi sevmesine engel olamaz.” Bu cümlenin yorumları verilmiş ve bizden yanlış olan yorumu bulmamız isteniyor.
Adım 1: Cümlenin anlamını yorumlayalım.
- “Fırtınalar” kelimesi burada gerçek fırtınaları değil, hayatımızdaki olumsuzlukları, zorlukları, sıkıntıları anlatmak için kullanılmış bir benzetme veya mecazdır.
- “Denizi sevmek” ifadesi ise sadece suya duyulan sevgiyi değil, hayatı, yaşamayı, hayattan keyif almayı veya bir şeye tutkuyla bağlı olmayı anlatmak için kullanılmış bir mecazdır.
- Dolayısıyla cümle, “Hayattaki zorluklar ve sıkıntılar, insanın yaşamaktan keyif almasına, hayatı sevmesine engel olamaz.” gibi bir anlama geliyor.
Adım 2: Şimdi verilen yorumları bu anlam çerçevesinde değerlendirelim.
-
A) Nurgül: Bu cümlede mecazlı bir söyleyiş vardır.
Evet, “fırtınalar” ve “denizi sevmek” ifadeleri gerçek anlamlarının dışında kullanıldığı için mecazlı bir söyleyiş vardır. Nurgül’ün yorumu doğrudur.
-
B) Efe: Cümlede hayat, denize benzetilmiştir.
Cümlede “denizi sevmek” ifadesi, “hayatı sevmek” anlamında kullanıldığı için, evet, hayat genel olarak denize benzetilmiştir diyebiliriz. Efe’nin yorumu doğrudur.
-
C) Hasan: Bu cümlede zorlukların, hayatı sevmeye engel olmaması gerektiği vurgulanmıştır.
Cümlenin genel anlamı, “Fırtınalar (zorluklar), denizi sevmek (hayatı sevmek) engel olamaz.” şeklinde olduğu için, Hasan’ın yorumu da cümlenin vermek istediği mesajı doğru bir şekilde özetliyor. Hasan’ın yorumu doğrudur.
-
D) Pınar: Cümle, nesnel bir cümledir.
Nesnel cümleler, kişiden kişiye değişmeyen, herkesçe aynı şekilde anlaşılan ve kanıtlanabilen cümlelerdir. Ancak bu cümlede “fırtınalar” ve “denizi sevmek” gibi mecazlı ifadeler kullanılmıştır ve cümle bir öğüt, bir bakış açısı sunmaktadır. Mecazlı ifadeler ve öğütler genellikle kişisel yorum içerdiği için cümle özneldir. Pınar’ın yorumu yanlıştır.
Sonuç:
Yanlış olan yorum Pınar’ın yorumudur. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.
11. “Gögün kovanlarına
Kış, çomak sokmuş;
O da salmış dünyaya
Beyaz arılarını…
Batırmışlar art arda
Ayazın iğnesini;
Şişirmişler dünyanın
Başını, ensesini…”
Hasan AKAY
Beyaz Arılar
a) Şiirin birinci dörtlüğünde geçen “beyaz arılar” ile kastedilen nedir?
A) Çiçekler
B) Gün ışığı
C) Kar
D) Sevgi
Çözüm:
Şiirde “beyaz arılar” ifadesi bir benzetme olarak kullanılmış. Bu benzetmenin neyi anlattığını bulmamız gerekiyor.
Adım 1: Şiirin ilgili bölümlerini dikkatlice okuyalım ve ipuçlarını bulalım.
- “Gögün kovanlarına / Kış, çomak sokmuş;” Bu dizeler, kış mevsiminin gökyüzünde bir hareketlilik başlattığını anlatıyor. “Gök” ve “kovan” kelimeleri bize gökyüzünden gelen bir şeyleri düşündürüyor.
- “O da salmış dünyaya / Beyaz arılarını…” Kış, gökyüzünden “beyaz arılar” salıyor dünyaya. Demek ki bu “beyaz arılar” kış mevsiminde gökyüzünden gelen, rengi beyaz olan bir şey.
- İkinci dörtlükte de bu “beyaz arılar”ın etkileri anlatılıyor: “Batırmışlar art arda / Ayazın iğnesini;” “Ayazın iğnesi” ifadesi bize soğuk ve batıcı bir his veren bir şeyi çağrıştırıyor.
- “Şişirmişler dünyanın / Başını, ensesini…” Bu ifade ise beyaz arıların dünyayı kapladığını, üzerini örttüğünü anlatıyor.
Adım 2: Seçenekleri bu ipuçlarına göre değerlendirelim.
-
A) Çiçekler
Çiçekler genellikle ilkbahar ve yaz aylarında açar, kışın gökyüzünden düşmezler ve “ayazın iğnesi” gibi bir his vermezler. Bu seçenek uygun değil.
-
B) Gün ışığı
Gün ışığı beyaz olsa da, kışın “kovanlardan salınan” bir şey değildir, “ayazın iğnesi” gibi batıcı bir etkisi yoktur ve dünyayı “şişirmez”, yani üzerini örtmez. Bu seçenek de uygun değil.
-
C) Kar
Kar, kış mevsiminde gökyüzünden (göğün kovanlarından) düşen, rengi beyaz olan (beyaz arılar) bir doğa olayıdır. Kar yağarken hissedilen soğuk ve kar tanelerinin yüze çarpması “ayazın iğnesi” gibi hissettirebilir. Kar yağdığında yerleri, evlerin çatılarını bembeyaz bir örtü gibi kaplar, bu da “dünyanın başını, ensesini şişirmek” ifadesine uyar. Bu seçenek çok uygun.
-
D) Sevgi
Sevgi soyut bir kavramdır, gökyüzünden düşmez, beyaz renkte değildir ve fiziksel etkileri yukarıdaki gibi anlatılamaz. Bu seçenek de uygun değil.
Sonuç:
Şiirdeki “beyaz arılar” ile kastedilen kardır. Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir.