7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 214
Merhaba sevgili öğrencim! Ben Türkçe öğretmeniniz. Bu etkinlikte anlatım bozukluklarını bulup nedenlerini işaretleyeceğiz. Anlatım bozuklukları, cümlelerimizin açık, anlaşılır ve doğru olmasını engelleyen hatalardır. Şimdi her bir cümleyi tek tek inceleyelim ve nerede hata yapılmış, birlikte bulalım. Hazır mısın? Başlayalım!
1. Yatmadan önce dişlerinizi fırçalamayı unutmayın.
Çözüm:
Bu cümlede aslında doğrudan bir anlatım bozukluğu yok gibi görünse de, bazı durumlarda “unutmayın” ifadesi gereksiz bir pekiştirme olarak kabul edilebilir. Eğer cümleden “unutmayın” kısmını çıkarıp sadece “Yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın.” deseydik, mesaj yine net ve anlaşılır olurdu. “Unutmayın” kelimesi, zaten bir eylemi yapma gerekliliğini vurgulayan bir emir cümlesine eklenmiş ve bu da bazı dilbilimciler tarafından gereksiz kelime kullanımı olarak değerlendirilebilir. Çünkü bir şeyi yapmayı hatırlatmak yerine, doğrudan yapılması gerektiğini söylemek de yeterlidir.
Sonuç: Gereksiz kelime kullanımı
2. Yeğenlerine çok bağımlı bir amcadır.
Çözüm:
Burada “bağımlı” kelimesi yanlış kullanılmış. “Bağımlı” olmak, genellikle bir şeye (sigara, ilaç gibi) karşı aşırı düşkünlük veya onsuz yapamama durumunu ifade eder. İnsanlar arasındaki sevgi ve düşkünlük ilişkisini anlatırken “düşkün” kelimesi daha doğru olur. Yani, bu amca yeğenlerine kötü bir alışkanlık gibi “bağımlı” değil, onları çok seven, onlara karşı “düşkün” biridir. Bu yüzden, anlamları yakın gibi görünen ama farklı durumlarda kullanılan kelimeler karıştırılmış.
Sonuç: Birbiriyle karıştırılan kelimelerin kullanımı
3. Cansu, bitkin ve mutsuz sahil boyunca yürüdü.
Çözüm:
Bu cümlede “bitkin ve mutsuz” kelimeleri Cansu’nun nasıl yürüdüğünü değil, Cansu’nun o anki halini anlatıyor. Kelimeler yanlış yerde kullanıldığı için anlam karışıklığına yol açmış. Doğrusu şöyle olmalıydı: “Cansu, sahil boyunca bitkin ve mutsuz bir şekilde yürüdü.” ya da “Bitkin ve mutsuz olan Cansu, sahil boyunca yürüdü.” Böylece Cansu’nun durumu ile yürüme eylemi arasındaki ilişki daha net anlaşılırdı.
Sonuç: Kelimenin yanlış yerde kullanımı
4. Takımın boyu en uzun oyuncusu Toprak’mış.
Çözüm:
“En uzun” kelimesi zaten bir kişinin boyunun uzunluğunu ifade eder. Bu yüzden cümlenin içinde tekrar “boyu” kelimesini kullanmak gereksizdir. “Takımın en uzun oyuncusu Toprak’mış.” demek yeterlidir. “Boyu” kelimesi burada fazlalık oluşturuyor.
Sonuç: Gereksiz kelime kullanımı
5. Sınıftaki herkes kulak kabartmış, Yağmur’u dinliyordu.
Çözüm:
“Kulak kabartmak” deyimi, birini gizlice, çaktırmadan dinlemeye çalışmak demektir. Ancak cümlenin ikinci kısmında “Yağmur’u dinliyordu” denmiş. Eğer birini dinliyorsan, bunu genellikle açıkça yaparsın. Gizlice dinlemekle açıkça dinlemek birbiriyle çelişen durumlar. Bu yüzden deyim burada anlamına uygun kullanılmamış. Ya “Sınıftaki herkes Yağmur’a kulak kabartmıştı.” ya da “Sınıftaki herkes Yağmur’u dikkatle dinliyordu.” denmeliydi.
Sonuç: Deyimin yanlış kullanımı
6. Sınavdan doksan alacağımı umut ediyordum.
Çözüm:
“Umut etmek” kelimesi daha çok belirsiz, gerçekleşmesi istenen bir dilek veya temenni için kullanılır. Sınavdan “doksan almak” gibi somut bir not beklentisi için “beklemek” kelimesi daha uygun düşer. Yani, “Sınavdan doksan alacağımı bekliyordum.” demek daha doğru olurdu. “Umut etmek” ve “beklemek” kelimeleri burada karıştırılmış.
Sonuç: Birbiriyle karıştırılan kelimelerin kullanımı
7. İki görsel arasındaki ayrıntıyı kimse fark edemedi.
Çözüm:
İki şey arasında olan farklılıklara “fark” denir. “Ayrıntı” ise bir şeyin detayları, ince noktaları demektir. İki görsel arasında “ayrıntı” değil, “fark” aranır ve fark edilir. Bu yüzden “ayrıntı” kelimesi yerine “fark” kelimesi kullanılmalıydı: “İki görsel arasındaki farkı kimse fark edemedi.” Burada da anlamları yakın olan kelimeler birbirine karıştırılmış.
Sonuç: Birbiriyle karıştırılan kelimelerin kullanımı
8. Fazla telefonla meşgul olmak gözü yorar.
Çözüm:
“Fazla” kelimesi burada “telefonla” kelimesinin değil, “meşgul olmak” fiilinin miktarını belirtiyor. Yani çok telefonla değil, telefonla çok meşgul olmak gözü yorar. Bu yüzden “fazla” kelimesinin yeri yanlış. Doğrusu şöyle olmalıydı: “Telefonla fazla meşgul olmak gözü yorar.”
Sonuç: Kelimenin yanlış yerde kullanımı
9. Bu iki görsel arasında hiçbir ayrıcalık yok.
Çözüm:
Tıpkı 7. cümlede olduğu gibi, “ayrıcalık” kelimesi burada yanlış kullanılmış. “Ayrıcalık”, bir şeye veya kişiye verilen özel bir hak veya üstünlük demektir. İki görsel arasında bir üstünlük değil, bir farklılık olup olmadığına bakılır. Bu yüzden “ayrıcalık” yerine “fark” kelimesi kullanılmalıydı: “Bu iki görsel arasında hiçbir fark yok.”
Sonuç: Birbiriyle karıştırılan kelimelerin kullanımı
10. Acemi olan terziyle iş yapılır mı?
Çözüm:
“Acemi terzi” zaten “acemi olan terzi” anlamına gelir. “Olan” kelimesi burada gereksiz yere kullanılmış. Cümleyi “Acemi terziyle iş yapılır mı?” şeklinde söylemek anlamı bozmaz ve daha kısa, öz olurdu. Bu da gereksiz kelime kullanımına bir örnektir.
Sonuç: Gereksiz kelime kullanımı
11. Dün yaşananlarla ilgili kısaca bildiklerini anlattı.
Çözüm:
“Kısaca” kelimesi “bildiklerini” kelimesini değil, “anlattı” fiilini nitelemelidir. Yani kişi bildiklerini kısaca anlatır, bildiklerini kısaca bilmez. Bilmek ya vardır ya yoktur. Bu yüzden “kısaca” kelimesi fiilin (anlattı) hemen önüne gelmelidir. Doğru cümle şöyle olmalıydı: “Dün yaşananlarla ilgili bildiklerini kısaca anlattı.”
Sonuç: Kelimenin yanlış yerde kullanımı