7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 240
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin Türkçe öğretmeninizim. Bugün sizlerle birlikte görseldeki soruları adım adım inceleyip, hem düşünecek hem de doğru cevapları bulmaya çalışacağız. Unutmayın, önemli olan sadece cevabı bulmak değil, o cevaba nasıl ulaştığımızı anlamak ve düşüncelerimizi güzelce ifade edebilmektir. Hazırsanız başlayalım!
1. Bulunduğunuz ortamı yaşanabilir hâle getirmek için neler yapmak gerekir? Her bir öneri için en az iki neden söyleyerek açıklayınız.
Sevgili öğrenciler, resme baktığımızda hem apartmanlar, bacalardan çıkan dumanlar ve çöp kutularından taşan çöpler görüyoruz; hem de ortada yemyeşil, bahçeli bir ev var. Bu, bize yaşadığımız çevrenin hem olumlu hem de olumsuz yönlerini gösteriyor. Şimdi gelin, bu ortamı daha yaşanabilir hale getirmek için neler yapabiliriz, birlikte düşünelim:
-
Adım 1: Çevreyi temiz tutmalıyız, çöp atmamalıyız ve atıkları doğru yerlere atmalıyız.
Nedenleri:
-
Öncelikle, temiz bir çevre gözümüze daha hoş görünür, değil mi? Görüntü kirliliği ortadan kalkar ve hepimiz daha güzel, daha düzenli bir ortamda yaşarız.
-
Çöplerin etrafa yayılması hastalık yapıcı mikropların çoğalmasına neden olur. Çevremizi temiz tutarak hem kendimizin hem de diğer insanların sağlığını korumuş oluruz. Temiz hava, temiz su ve temiz toprak sağlıklı bir yaşam için çok önemlidir.
-
-
Adım 2: Daha fazla ağaç dikmeli ve mevcut yeşil alanları korumalıyız.
Nedenleri:
-
Ağaçlar, doğanın bize sunduğu en büyük hediyelerden biridir. Havayı temizler, bize oksijen verirler. Böylece daha temiz bir nefes alırız ve hava kirliliği azalır.
-
Yeşil alanlar, şehirlerin “akciğerleri” gibidir. Bize dinlenme, spor yapma ve doğayla iç içe olma imkanı sunar. Ayrıca şehirlerin daha serin kalmasına yardımcı olur ve doğal yaşam çeşitliliğini destekler.
-
-
Adım 3: Fabrika ve ev bacalarından çıkan dumanı azaltmak için önlemler almalıyız, daha temiz enerji kaynaklarına yönelmeliyiz.
Nedenleri:
-
Bacadan çıkan dumanlar havayı kirletir, bu da solunum yolu hastalıklarına neden olabilir. Dumanı azaltarak hava kalitesini artırırız ve daha sağlıklı bir çevre yaratırız.
-
Hava kirliliği, küresel ısınma gibi büyük çevre sorunlarına yol açar. Temiz enerji kaynakları kullanarak bu sorunlarla mücadele eder, gezegenimizin geleceğini korumuş oluruz.
-
2. Okumanın bize olan yararlarından belki kolaylıkla bahsedebiliriz. Peki, biz okursak çevremiz bundan nasıl etkilenir? Gerekçelerinizle birlikte açıklayınız.
Okumanın bize kişisel olarak çok faydası olduğunu biliyoruz, değil mi? Bilgi ediniriz, kelime dağarcığımız gelişir, hayal gücümüz zenginleşir. Peki, sadece bize mi faydası var? Hayır, sevgili gençler, okumak çevremizi de çok olumlu etkiler. Gelin, nedenlerini inceleyelim:
-
Adım 1: Bilgilenen insanlar çevreye daha duyarlı olur.
Gerekçesi: Kitaplar, dergiler veya internetten okuduğumuz yazılar sayesinde çevre sorunları (hava kirliliği, su kirliliği, ormanların yok olması gibi) hakkında bilgi sahibi oluruz. Bu bilgiler bizi bilinçlendirir ve çevreye karşı daha duyarlı olmamızı sağlar. Ne kadar çok okursak, çevremizdeki güzellikleri ve tehlikeleri o kadar iyi anlarız.
-
Adım 2: Bilinçli bireyler çevreyi korumak için harekete geçer.
Gerekçesi: Okuyarak öğrendiğimiz bilgiler sadece aklımızda kalmaz, aynı zamanda davranışlarımıza da yansır. Örneğin, geri dönüşümün önemini okuyan biri, çöplerini ayırmaya daha çok özen gösterir. Su tasarrufunu öğrenen biri, muslukları açık bırakmamaya dikkat eder. Ağaç dikmenin faydalarını bilen biri, fidan kampanyalarına katılır. Böylece okuyan bireyler, çevreye zarar vermek yerine onu koruyacak adımlar atar.
-
Adım 3: Okuyan toplumlar daha yaşanabilir çevreler yaratır.
Gerekçesi: Bir toplumda ne kadar çok okuyan ve bilinçli insan varsa, o toplumun çevresi de o kadar temiz, düzenli ve yaşanabilir olur. Okuyan insanlar, çevre kirliliğiyle mücadele etmek için projeler üretir, başkalarını da teşvik eder. Bu sayede hep birlikte daha yeşil, daha sağlıklı ve daha güzel şehirler ve köyler inşa edebiliriz. Kısacası, okumak hem bizi hem de çevremizi aydınlatır!
3. Görseldeki bahçeli evde yaşayan kişi siz olsaydınız kendinizi nasıl tanıtırdınız? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Resme dikkatli bakalım. Sağda solda yüksek apartmanlar, bacalardan çıkan dumanlar ve biraz da çöp varken, tam ortada yemyeşil bahçesi olan, rengarenk, şirin bir ev var. Bu ev, sanki doğanın içinde, huzurlu bir yaşamı temsil ediyor. Hadi gelin, ben o evde yaşayan kişi olsaydım, kendimi nasıl tanıtırdım, hayal edelim:
Merhaba arkadaşlar! Ben Elif (veya Ali, hangisini isterseniz). Şehrin bu kalabalık ve biraz da gürültülü kısmında, bu minik bahçeli evde yaşıyorum. Sabahları pencereden kuş sesleriyle uyanmak, bahçemdeki çiçeklerin kokusunu içime çekmek, bana inanılmaz bir huzur veriyor. Sanırım bu yüzden bu evi bu kadar çok seviyorum.
Ben sakin, doğayı seven ve huzurlu bir insanım diyebilirim. Boş zamanlarımda bahçemle ilgilenmeyi, toprağa dokunmayı, yeni fidanlar dikmeyi çok severim. Ayrıca kitap okumak, doğa fotoğrafları çekmek ve bazen de resim yapmak en büyük hobilerim arasında. Evimde geçirdiğim her an, bana kendimi özel hissettiriyor.
Çevremdeki insanlarla iyi ilişkiler kurmaya özen gösteririm ve onların da doğaya karşı duyarlı olmaları için elimden geleni yaparım. Çünkü biliyorum ki, bu güzellikleri korumak hepimizin görevi. Hayalim, herkesin yaşadığı yeri bir parça da olsa güzelleştirmesi ve doğaya daha çok saygı duyması. Ben böyle biriyim işte, doğanın ve huzurun tadını çıkaran biri!
4. İnsanlara okumaları için bir yazı (roman, hikâye, şiir, anı vb.) yazıyor olsanız hangi yaş grubuna ne gibi konulardan bahsetmek isterdiniz? En az üç neden söyleyerek düşüncelerinizi açıklayınız.
Bu çok güzel bir soru! Bir yazar olsaydık ve insanlara okuma sevgisi aşılamak isteseydik, kimlere yazardık ve neler anlatırdık? Ben şöyle düşünürdüm:
-
Adım 1: Yazımı 10-14 yaş grubundaki çocuklara ve gençlere (yani sizin yaş grubunuza!) yazardım.
Nedenleri:
-
Bu yaş grubu, okuma alışkanlığı kazanmak için en uygun dönemde. Onlara eğlenceli, merak uyandıran ve düşündürücü hikayeler sunarak kitap sevgisini aşılayabiliriz. Bu dönemde kazanılan alışkanlıklar, hayat boyu devam eder.
-
Bu yaş grubundaki gençler, çevrelerine ve dünyaya karşı yeni yeni farkındalıklar geliştirmeye başlarlar. Onlara doğru değerleri, çevre bilincini ve empatiyi öğretmek için harika bir fırsattır.
-
Karakter gelişimi açısından önemli bir dönemdir. Kitaplardaki kahramanlarla özdeşleşerek, iyi ve kötü arasındaki farkı, arkadaşlığın ve dayanışmanın önemini daha iyi kavrayabilirler. Bu da onların daha iyi bireyler olmasına yardımcı olur.
-
-
Adım 2: Yazımın konusu olarak “doğa sevgisi ve çevre bilinci”, “arkadaşlık ve dayanışma”, “farklılıklara saygı” ve “hayal gücünün önemi” gibi temaları seçerdim.
Nedenleri:
-
Doğa sevgisi ve çevre bilinci: Resimde de gördüğümüz gibi, çevremizi korumak çok önemli. Bu yaş grubuna, doğanın ne kadar kıymetli olduğunu, hayvanları ve bitkileri korumamız gerektiğini, atıkları ayrıştırmanın ve suyu tasarruflu kullanmanın neden önemli olduğunu maceralı bir hikaye içinde anlatırdım. Böylece hem eğlenirler hem de öğrenirler.
-
Arkadaşlık ve dayanışma: Çocukların ve gençlerin hayatında arkadaşlık çok önemli bir yer tutar. Hikayemde, zor durumlarda birbirine destek olan, farklılıklarına rağmen bir araya gelip büyük işler başaran karakterler yaratırdım. Bu, onlara birlik olmanın ve yardımlaşmanın değerini öğretirdi.
-
Hayal gücünün önemi: Günümüz dünyasında teknolojiyle çok iç içeyiz. Kitabımda, çocukların hayal güçlerini kullanmalarını teşvik eden, onları farklı dünyalara götüren, gizemli ve fantastik öğeler barındıran bir kurgu oluştururdum. Çünkü hayal gücü, yaratıcılığın ve problem çözme becerisinin temelidir.
-
Umarım bu açıklamalar, soruları daha iyi anlamanıza ve kendi düşüncelerinizi geliştirmenize yardımcı olmuştur. Unutmayın, her soru bir düşünme yolculuğudur ve bu yolculukta en önemli rehberimiz merakımızdır!