8. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 189
Harika bir istek! Merhaba sevgili öğrencim, ben Fen Bilimleri öğretmenin. Bu ünitemizde ele alacağımız konulara giriş niteliğindeki bu güzel soruları birlikte analiz edelim ve cevaplarını adım adım bulalım. Bu sorular, ünitemizin anahtar konularını anlamamız için bize yol gösterecek.
1. Soru: Tüm canlılar etle mi beslenir?
Haydi, bu soruya birlikte bir cevap arayalım. Görselde bir çitanın avını kovaladığını görüyoruz. Çita bir etobur, yani etçil bir canlıdır. Ancak bu, doğadaki tüm canlıların etle beslendiği anlamına gelmez.
Adım 1: Canlıları Beslenme Şekillerine Göre Sınıflandıralım
Doğadaki canlıları beslenme alışkanlıklarına göre temel olarak üç gruba ayırırız. Bu, besin zincirinin temelini oluşturur.
- Üreticiler: Kendi besinini kendisi üreten canlılardır. Mesela bitkiler, fotosentez yoluyla güneş ışığını kullanarak kendi besinlerini yaparlar. Onlar et yemezler!
- Tüketiciler: Besinlerini dışarıdan hazır olarak alan canlılardır. İşte bu grup kendi içinde ayrılır:
- Otçullar (Herbivorlar): Sadece bitkilerle beslenen canlılardır. İnek, koyun, keçi, tavşan gibi.
- Etçiller (Karnivorlar): Sadece etle beslenen canlılardır. Aslan, kaplan, çita, kartal gibi.
- Hepçiller (Omnivorlar): Hem et hem de otla beslenen canlılardır. Ayı, karga ve tabii ki biz insanlar gibi!
- Ayrıştırıcılar: Ölü bitki ve hayvan atıklarını parçalayarak beslenen canlılardır. Mantarlar ve bazı bakteriler bu gruba girer.
Adım 2: Sonuca Varalım
Gördüğün gibi, canlılar dünyası çok çeşitli beslenme şekillerine sahip. Sadece etle beslenenler olduğu gibi, sadece otla veya hem et hem de otla beslenen milyonlarca canlı türü var.
Sonuç: Hayır, tüm canlılar etle beslenmez. Canlılar; otçul, etçil ve hepçil olarak farklı gruplara ayrılır.
2. Soru: Seralarda neden aydınlatma yapılır?
Görselde yemyeşil bitkilerin üzerinde yanan güçlü ışıklar görüyoruz. Bu ışıkların çok önemli bir görevi var. Tıpkı Güneş gibi!
Adım 1: Bitkilerin En Önemli İhtiyacı
Bitkilerin büyümesi ve yaşaması için en temel şeylerden biri ışık enerjisidir. Bitkiler, fotosentez adını verdiğimiz harika bir olayla kendi besinlerini üretirler. Bu işlem için de mutlaka ışığa ihtiyaç duyarlar. Kısacası, ışık yoksa besin de yok!
Adım 2: Seralardaki Durum
Seralar, bitkileri soğuktan ve olumsuz hava koşullarından koruyarak her mevsim ürün almamızı sağlayan kapalı alanlardır. Ancak bazen doğal güneş ışığı yeterli olmaz.
- Kış aylarında günler daha kısadır ve güneş ışığı daha zayıftır.
- Hava sürekli kapalı ve bulutlu olabilir.
- Bitkilerin daha hızlı ve verimli büyümesi için gün ışığı süresini uzatmak istenebilir.
Adım 3: Yapay Aydınlatmanın Rolü
İşte bu noktada görseldeki gibi yapay aydınlatma sistemleri devreye giriyor. Bu lambalar, Güneş’in yaptığı işi taklit ederek bitkilerin ihtiyaç duyduğu ışık enerjisini sağlar. Böylece bitkiler, hava nasıl olursa olsun, yılın her günü fotosentez yapmaya ve büyümeye devam edebilir.
Sonuç: Seralarda aydınlatma yapılmasının sebebi, bitkilerin fotosentez yapabilmesi için yeterli güneş ışığı olmadığı durumlarda (kışın, kapalı havalarda vb.) onlara gerekli olan yapay ışık enerjisini sağlamaktır.
3. Soru: Yağmur yağmasaydı hangi durumlar ile karşılaşırdı?
Yağmur, doğadaki su döngüsünün en önemli parçalarından biridir ve hayatın devamlılığı için vazgeçilmezdir. Eğer hiç yağmur yağmasaydı, dünyamız çok farklı ve yaşanması zor bir yer olurdu.
Şöyle düşünelim, yağmur su döngüsünün bir parçasıdır. Denizlerden, göllerden buharlaşan su, gökyüzünde yoğunlaşarak bulutları oluşturur ve yağmur olarak tekrar yeryüzüne döner. Bu döngü durursa…
- Kuraklık Başlardı: Toprak kurur, çatır çatır çatlardı. Tarım yapılamaz hale gelirdi.
- İçme Suyu Kaynakları Tükenirdi: Göller, nehirler, barajlar ve yeraltı suları beslenemeyeceği için zamanla kururdu. Bu da hem biz insanlar hem de diğer tüm canlılar için büyük bir felaket olurdu.
- Bitki Örtüsü Yok Olurdu: Bitkiler yaşamak için suya ihtiyaç duyar. Yağmur olmayınca ormanlar, çayırlar, tarladaki ekinler kurur ve yok olurdu.
- Besin Kıtlığı Yaşanırdı: Bitkiler olmayınca otçul hayvanlar aç kalır, otçullar olmayınca da etçil hayvanlar besin bulamazdı. Bu durum, besin zincirinin tamamen çökmesi anlamına gelirdi.
- Ekosistemler Çökerdi: Suya bağlı tüm yaşam formları (balıklar, kurbağalar vb.) yok olur, tüm doğal denge altüst olurdu.
Sonuç: Yağmur yağmasaydı, kuraklık, su ve besin kıtlığı, bitki örtüsünün yok olması ve sonuç olarak tüm ekosistemin çökmesi gibi çok ciddi ve hayatı tehdit eden durumlarla karşılaşırdık.
4. Soru: Elektriği tasarruflu kullanmak için neler yapabiliriz?
Elektrik, hayatımızı çok kolaylaştıran bir enerji türü. Ancak hem doğayı korumak hem de aile bütçemize katkıda bulunmak için onu tasarruflu kullanmalıyız. Görseldeki kişi de ampulünü daha tasarruflu bir modelle değiştirerek buna bir örnek oluyor.
İşte elektriği daha verimli kullanmak için yapabileceğimiz bazı basit ama etkili şeyler:
- Gereksiz Işıkları Söndürmek: Bir odadan çıkarken ışığı kapatmak, yapabileceğimiz en kolay tasarruf yöntemidir.
- Tasarruflu Ampuller Kullanmak: Eski tip akkor ampuller yerine, görseldeki gibi LED ampuller kullanmak %80’e varan oranda daha az elektrik harcar.
- Elektronik Cihazları Fişten Çekmek: Televizyon, bilgisayar, şarj aleti gibi cihazlar kapalı olsalar bile “bekleme modunda” az da olsa elektrik tüketmeye devam ederler. Kullanmadığımız zamanlarda fişlerini çekmek en doğrusudur.
- Enerji Verimli Cihazlar Seçmek: Buzdolabı, çamaşır makinesi gibi yeni bir beyaz eşya alırken enerji sınıfının A+, A++ veya A+++ gibi yüksek verimli olmasına dikkat etmeliyiz. Bu harfler, cihazın ne kadar az elektrik tükettiğini gösterir.
- Doğal Işıktan Faydalanmak: Gündüzleri perdeleri açık tutarak elektrikli aydınlatma yerine güneş ışığından yararlanabiliriz.
Sonuç: Kullanmadığımız ışıkları ve aletleri kapatarak, LED ampul gibi tasarruflu ürünler seçerek, cihazları fişte bırakmayarak ve yüksek enerji verimliliğine sahip beyaz eşyalar kullanarak elektriği tasarruflu kullanabiliriz.