7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 124
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle, okuduğumuz metinleri daha iyi anlamak ve analiz etmek için çok güzel bir çalışma yapacağız. Elimizdeki “Oduncunun Eşeği” metnini dikkatlice okuyarak soruları adım adım çözelim. Hazır mısınız? Başlayalım!
1. Etkinlik
Aşağıya, metin hikâye unsurlarını yazınız.
Sevgili çocuklar, bir hikâyeyi anlamak için onun temel unsurlarını bilmek çok önemlidir. Bu unsurlar, hikâyenin iskeleti gibidir. Şimdi “Oduncunun Eşeği” metnini hatırlayarak bu unsurları birlikte dolduralım:
- Olay örgüsü:
- Bir oduncu ve eşeği, ormanda odun taşırken eşek çok yorulur.
- Eşek, oduncuya kendi durumundan şikayet eder ve padişahın ahırındaki besili eşekler gibi olmak istediğini söyler.
- Oduncu, eşeğinin bu isteği üzerine onu padişaha teslim etmeye karar verir.
- Seyis, eşeği padişahın ahırına götürür.
- Eşek, padişahın ahırında çok iyi bakılır, iyi beslenir, semiz ve güçlü hâle gelir.
- Şahıs ve varlık kadrosu:
- Oduncu
- Eşek
- Seyis (Padişahın ahırındaki görevli)
- Padişah (Metinde adı geçmese de eşeğin teslim edildiği ve ahırın sahibi olarak bahsediliyor.)
- Mekân:
- Orman (Oduncunun odun taşıdığı yer)
- Padişahın ahırı (Eşeğin götürüldüğü ve beslendiği yer)
- Zaman:
- “Bir gün” (Hikâyelerin başında sıkça kullanılan, belirsiz bir zaman dilimi.)
- “Gündüz” (Odun taşıma eyleminin gerçekleştiği zaman dilimi.)
- Anlatıcı:
- Üçüncü kişi anlatım (Olayları dışarıdan gözlemleyen ve aktaran bir anlatıcı.)
Olay örgüsü, hikâyede yaşanan olayların sırasıdır. Yani, ne oldu, sonra ne oldu gibi soruların cevabıdır. Metnimizdeki olaylar şöyle sıralanıyor:
Şahıs ve varlık kadrosu, hikâyede yer alan kişiler ve canlı varlıklardır. Bu hikâyede kimler vardı hatırlayalım:
Mekân, hikâyenin geçtiği yerdir. Olaylar nerede yaşanıyor, düşünelim:
Zaman, hikâyenin hangi dönemde veya ne zaman geçtiğini gösterir. Bu hikâyede belirli bir tarih veya yıl verilmemişti, değil mi? Ama yine de bazı ifadeler vardı:
Anlatıcı, hikâyeyi bize kimin aktardığıdır. Hikâyede geçen olayları dışarıdan gözlemleyen ve bize aktaran bir ses var, değil mi? Bu tür anlatıcıya üçüncü kişi anlatıcı denir.
2. Etkinlik
Aşağıdaki paragrafı okuyunuz. Paragrafta geçen hangi kelimeler kanaat kelimesiyle karşıt çağrışımlar içermektedir? İşaretleyiniz.
Öncelikle paragrafı dikkatlice okuyalım ve “kanaat” kelimesinin ne anlama geldiğini bir kez daha hatırlayalım. Kanaat, kişinin elindekine razı olması, başkasının malında gözü olmaması, huzurlu ve mutlu olması demekti. Şimdi bu anlama ters düşen, yani karşıt çağrışım yapan kelimeleri bulalım:
- Tamah sahibi: Paragrafta “Tamah sahibi birinin mutlu olduğu görülmüş müdür?” diye soruluyor. Tamah sahibi olmak, hep daha fazlasını istemek, gözü başkasının malında olmak demektir. Bu da kanaatin tam tersidir.
- Kıskançlık: Paragrafta “kıskançlığa… kapılmamalı!” deniliyor. Kıskançlık, başkasının sahip olduğu bir şeye imrenmek, onun elinden gitmesini istemek gibi kötü bir duygudur. Kanaat ise başkasının elinde olana göz dikmemektir. Bu yüzden kıskançlık, kanaatin karşıtıdır.
- Hırs: Metinde “hırsa… kapılmamalı!” ifadesi geçiyor. Hırs, bir şeyi çok fazla istemek, ona ulaşmak için her şeyi göze almak anlamına gelir. Olumlu anlamları da olsa, burada “kıskançlık” ve “öfke” ile birlikte kullanıldığı için olumsuz bir aşırı istek, kanaatsizlikle ilişkilendirilmiş. Yani, elindekiyle yetinmeyip daha fazlasını, bazen de başkasınınkini isteme durumunu anlatıyor. Bu da kanaatin karşıtıdır.
- Öfke: Paragrafta “öfkeye kapılmamalı!” deniyor. Öfke, bir şeye kızmak, sinirlenmek demektir. Genellikle istediğimiz bir şey olmadığında ya da başkasının sahip olduğu bir şeyi elde edemediğimizde ortaya çıkar. Kanaat ise huzurlu olmak ve elindekine şükretmek olduğu için, öfke de kanaatin zıt yönünde bir duyguyu ifade eder.
Sonuç olarak, “kanaat” kelimesiyle karşıt çağrışım yapan kelimeler şunlardır:
- tamah sahibi
- kıskançlık
- hırs
- öfke
Umarım bu açıklamalar hem metni daha iyi anlamanıza hem de kelime bilginizi geliştirmenize yardımcı olmuştur. Başarılar dilerim!