7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 89
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle, “Okuma Kültürü” temalı bu etkinlikleri beraber çözeceğiz. Unutmayın, okumak hayatımıza ışık tutan, bizi geliştiren harika bir yolculuktur. Şimdi hazırsanız, ilk etkinliğimizle başlayalım!
1. Etkinlik
Aşağıdaki kelime müzesinde şiirde geçen bazı kelimelerin anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin neler olduğunu bulup boş bırakılan yerlere yazınız.
Bu etkinlikte, verilen anlamlara uygun kelimeleri bulup yazacağız. Sanki bir kelime müzesinde geziyor, her bir tanımın hangi kelimeye ait olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Hadi gelin, bu kelime hazinesini birlikte keşfedelim!
-
Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık.
Bu tanım bize günün ilk ışıklarını, yani güneşin henüz tam olarak doğmadığı ama havanın aydınlanmaya başladığı zamanı anlatıyor. Şiirlerde ve günlük dilde sıkça kullandığımız bu kelime:
Sonuç:
Tan
-
Verimli olmayan (toprak).
Bazı topraklar vardır ki üzerinde bitki yetişmez, ürün vermez. İşte bu tür topraklara verdiğimiz isim:
Sonuç:
Çorak
-
Yerden kaynaklanarak çıkan su, kaynak.
Doğada, özellikle dağlık alanlarda, toprağın altından kendiliğinden çıkan sulara ne deriz? Aynı zamanda mecazi olarak bir şeyin ortaya çıktığı yer anlamına da gelir. Burada daha çok suyun çıktığı yeri kastediyoruz:
Sonuç:
Pınar
-
Buyruk, emir.
Bir kişiye veya bir topluluğa bir şeyi yapması için verilen kesin talimata ne denir? Genellikle resmi veya güçlü bir makamdan gelir:
Sonuç:
Ferman
-
Güvenme duygusu, itimat.
Birine veya bir şeye inanma, ona sırtını dayama hissi… Bu güçlü duygunun adı:
Sonuç:
İtimat
-
Reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü.
Özellikle çam gibi ağaçlarda bulunan, kolayca tutuşabilen, aydınlatma veya ateş yakma amacıyla kullanılan bir parçadır:
Sonuç:
Çıra
***
2. Etkinlik
Aşağıdaki soruları, şiire göre cevaplayınız.
Sevgili öğrencilerim, bu bölümde şiirle ilgili sorular var. Ancak maalesef elimizde şiirin kendisi yok. Şiiri okumadan bu sorulara kesin ve doğru cevaplar vermemiz mümkün değil. Bir şiirin mesajını, ana duygusunu veya hangi konudan bahsettiğini anlamak için onu dikkatlice okumamız gerekir. Bu yüzden, bu sorulara net cevaplar veremeyeceğimi belirtmek zorundayım. Ama yine de sorular üzerinden, genel olarak kitaplar ve okuma kültürü hakkında konuşabiliriz. Gelin, birlikte inceleyelim:
1. Şiirin birinci bölümünde kitabın hangi işlevi üzerinde durulmaktadır?
Bu soruyu cevaplayabilmek için şiirin birinci bölümünü okumamız şart. Şair, şiirin başında kitabın bilgi verme, yol gösterme, düşündürme, eğlendirme ya da belki de bir dost olma gibi hangi yönünü ele almış, bunu şiiri okumadan bilemeyiz. Her şiir, kitabın farklı bir yönünü öne çıkarabilir.
2. “Senden gelir ruha derman” dizesi ile ne anlatılmak istenmektedir?
Yine şiirin tamamını ve bu dizenin geçtiği bağlamı bilmeden kesin bir yorum yapmak zor. Ancak, bu dizeye bakarak genel bir çıkarım yapabiliriz. “Ruha derman gelmesi”, ruhun iyileşmesi, rahatlaması, huzur bulması anlamına gelir. Eğer bu dize bir kitap için söylenmişse, kitapların insan ruhuna iyi geldiği, onları dinlendirdiği, sorunlarına çözüm bulmalarına yardımcı olduğu veya onlara ilham verdiği anlamlarına gelebilir. Kitaplar aracılığıyla insanlar kendilerini daha iyi hissedebilir, dertlerine ortak bulabilir veya yeni bakış açıları kazanarak ruhsal olarak zenginleşebilirler.
3. “Işık ver de çıram yansın” dizesinde kitabın hangi özelliğine değinilmiştir?
Bu dize de çok güçlü bir ifade içeriyor. “Işık vermek” genellikle aydınlatmak, yol göstermek, bilgi vermek anlamına gelir. “Çıra” ise kolayca tutuşup ışık veren bir maddeydi, az önce ilk etkinlikte öğrenmiştik. Bu dize, eğer kitaptan bahsediyorsa, kitabın insanı bilgisizliğin karanlığından kurtarıp aydınlattığına, ona yol gösterdiğine, doğruyu bulmasına yardımcı olduğuna işaret ediyor olabilir. Yani kitaplar, bizim bilgiye ulaşmamızı sağlayan, ufkumuzu genişleten birer ışık kaynağıdır diyebiliriz.
4. “Senin için yoktur farklı / Güçlü, güçsüz, haksız, haklı” dizeleri ile şairin vurgulamak istediği nedir?
Bu dizeler, eğer kitaba atfediliyorsa, kitabın eşitlikçi ve adil bir yapısını vurguluyor olabilir. Kitaplar, okuyucuları arasında hiçbir ayrım yapmaz. Zengin, fakir, güçlü, güçsüz, haklı ya da haksız fark etmeksizin herkese aynı bilgiyi, aynı hikâyeyi sunar. Kitapların sayfaları herkese açıktır ve herkes ondan istediği kadar faydalanabilir. Yani kitaplar, bilgiye ulaşmada fırsat eşitliği sunan, önyargısız ve tarafsız birer araçtır diyebiliriz.
5. Kitabın sizin için önemi ile şaire göre önemini karşılaştırınız.
Bu soruda hem senin hem de şairin kitaplara bakış açısını karşılaştırmamız isteniyor. Ancak, maalesef görselde şiir olmadığı için şairin kitaplara verdiği önemi ve hangi yönlerini vurguladığını bilemiyoruz. Bu yüzden kesin bir karşılaştırma yapamıyoruz. Yine de ben kendi adıma kitabın önemini sana anlatabilirim:
- Benim için kitaplar, bilginin anahtarıdır. Onlar sayesinde yeni dünyalar keşfeder, farklı düşünceleri öğreniriz.
- Kitaplar, hayal gücümüzü geliştirir, empati kurmamızı sağlar. Başka insanların yaşadıklarını okuyarak onları daha iyi anlarız.
- Aynı zamanda kitaplar, bir dost gibidir. Bize yol gösterir, zor zamanlarımızda teselli verir ve yalnız hissettiğimizde yanımızda olurlar.
Eğer şiiri okuyabilseydik, şairin de belki bu veya başka hangi yönlerini önemsediğini öğrenir, seninle birlikte güzel bir karşılaştırma yapabilirdik.
6. Kitapsız bir hayatın nasıl olacağı ile ilgili görüşlerinizi nedenleriyle anlatınız.
Şimdi sıra geldi kitapsız bir hayatı hayal etmeye… Düşünsenize, eğer kitaplar olmasaydı hayatımız nasıl olurdu? Bence kitapsız bir hayat, çok daha yavan, renksiz ve sınırlı olurdu. İşte nedenlerim:
-
Bilgiye erişim zorlaşırdı: Kitaplar, nesiller boyu biriken bilgiyi bize aktaran en önemli araçlardır. Onlar olmasaydı, yeni şeyler öğrenmek, farklı kültürleri tanımak, bilimsel gelişmeleri takip etmek çok zor olurdu. Her şeyi sadece kulaktan dolma bilgilerle öğrenmeye çalışırdık.
-
Hayal gücümüz körelirdi: Kitaplar, bizi farklı dünyalara götürür, hayal gücümüzü besler. Kitap okumadan, kendi iç dünyamızda yeni şeyler yaratmak, farklı senaryolar düşünmek daha zor hale gelirdi. Belki de daha az yaratıcı olurduk.
-
Duygusal gelişimimiz eksik kalırdı: Kitaplar, bize farklı karakterlerin duygularını, düşüncelerini anlamayı öğretir. Empati yeteneğimiz gelişir. Kitapsız bir hayat, başkalarının duygularını anlama ve kendimizi ifade etme becerilerimizi zayıflatırdı.
-
Sözcük dağarcığımız fakirleşirdi: Okumak, yeni kelimeler öğrenmenin ve dilimizi zenginleştirmenin en etkili yollarından biridir. Kitapsız bir yaşamda, kendimizi ifade etmekte zorlanır, daha az kelimeyle konuşur, düşüncelerimizi tam olarak aktaramazdık.
-
Geçmişle bağımız zayıflardı: Tarihi olayları, eski uygarlıkları ve geçmiş nesillerin deneyimlerini kitaplardan öğreniriz. Kitaplar olmasaydı, geçmişten ders çıkaramaz, aynı hataları tekrar etme riskimiz artardı.
Kısacası, kitapsız bir hayat, insanlığın gelişimini yavaşlatır, dünyayı daha az anlamamıza ve daha az gelişmemize neden olurdu. Kitaplar, insan olmanın en değerli miraslarından biridir ve onlarsız bir dünya, çok daha karanlık ve sessiz olurdu.
***
3. Etkinlik
Şiirin ana duygusunu yazınız.
Sevgili öğrencim, bu soruyu da maalesef şiiri okumadan cevaplayamayız. Bir şiirin ana duygusu, şairin o şiirde okuyucuya hissettirmek istediği temel duygu veya düşüncedir. Bu duygu; sevinç, hüzün, özlem, umut, hayranlık, sevgi veya bir konuya (bu durumda kitaplara) verilen önem olabilir. Şiiri okuduğumuzda, kelimelerin seçimi, dizelerin akışı ve şairin genel anlatım tarzı bize ana duyguyu fısıldardı. Ama şu an için bunu belirleyemiyoruz. Ancak genel olarak “Okuma Kültürü” temalı bir şiirde ana duygu, kitap sevgisi, bilginin önemi, okumanın faydaları veya aydınlanma isteği gibi konular etrafında şekillenir diyebiliriz.