8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 42
Sevgili öğrencilerim,
Harika bir soruyla karşı karşıyayız! Kitabımızdaki bu “Sıra Sizde” bölümü, okuduğumuzu ne kadar iyi anladığımızı ve yorumlama becerimizi ölçmek için çok güzel bir fırsat. Haydi gelin, bu metni ve soruları bir İnkılap Tarihi öğretmeni gözüyle adım adım birlikte analiz edelim ve çözelim.
Soru 1: Metinde sözü edilen Osmanlı ordusunun karşılaştığı en büyük tehlike nedir?
Çözüm:
Bu soruyu cevaplamak için metindeki ipuçlarını yakalamamız gerekiyor. Metin bize ordunun içinde bulunduğu zorlu koşulları anlatıyor. Gelin bu ipuçlarını birlikte bulalım.
Adım 1: Metni dikkatlice okuduğumuzda, konunun sürekli olarak “su” etrafında döndüğünü görüyoruz. Metinde “On yıldan beri, yalnız sefer zamanında Tih Sahrası’na yağmur düştü.” denilerek bölgenin ne kadar kurak olduğuna dikkat çekiliyor. Bu, bizim için ilk ve en önemli ipucu.
Adım 2: Metnin devamında suyun ne kadar değerli hale geldiğini anlatan cümleler var. Örneğin, “her insan için yirmi dört saatte bir matara suya izin veriliyor” ve “fazla su için birikintilere yönelenleri pek ağır cezalarla tehdit ediyordu.” deniliyor. Düşünün ki, askerlere sadece bir matara su veriliyor ve fazlasını almaya çalışanlar ağır şekilde cezalandırılıyor. Bu, su kıtlığının ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.
Adım 3: En can alıcı nokta ise şu cümlede saklı: “Her parça su, en tehlikeli cephaneliklerden daha fazla bir özenle ve kesin emir almış süngülü erlerle sakınılmıştı.” Bir ordu için cephane hayati önem taşır, değil mi? Ama burada suyun, cephaneden bile daha değerli olduğu ve silahlı askerler tarafından korunduğu vurgulanıyor.
Sonuç:
Bütün bu adımları birleştirdiğimizde, metinde sözü edilen Osmanlı ordusunun karşılaştığı en büyük tehlikenin açık ve net bir şekilde SUSUZLUK olduğunu anlıyoruz. Çöl şartlarında susuzluk, düşman kurşunundan bile daha tehlikeli bir hal almıştır.
Soru 2: Zor şartlarda savaşan bir ordunun başarılı olması mümkün müdür? Açıklayınız.
Çözüm:
Bu soru, bizim tarih bilgimizi ve yorum gücümüzü kullanmamızı istiyor. Sadece metne bağlı kalmayıp genel bilgilerimizi de düşünmeliyiz.
Adım 1: İlk olarak sorunun cevabını net bir şekilde verelim. Evet, zor şartlarda savaşan bir ordunun başarılı olması mümkündür. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Ancak bu, başarının kolayca geleceği anlamına gelmez.
Adım 2: Peki bir orduyu zor şartlara rağmen başarılı kılan nedir? Sadece silah ve asker sayısı yeterli midir? Tabii ki hayır. Bir ordunun başarısı için maddi unsurlar kadar manevi unsurlar da çok önemlidir. Bunlar neler olabilir?
- İnanç ve Motivasyon: Askerlerin ne için savaştığını bilmesi, yani vatan sevgisi, bağımsızlık arzusu gibi yüksek ideallere sahip olması, onlara en zor anlarda bile dayanma gücü verir.
- Komutan Faktörü: Ordusuna güven veren, zor anlarda doğru kararlar alabilen, stratejik dehası olan bir komutan, en zor şartları bile lehe çevirebilir.
- Askerin Kararlılığı ve Disiplini: “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” anlayışıyla savaşan, vatanı için her türlü fedakarlığı göze alan bir asker, en büyük güçtür.
Adım 3: Bu duruma tarihimizden en güzel örneği verelim. Aklınıza neresi geldi? Elbette, Çanakkale Cephesi! Çanakkale’de Türk ordusu, kendisinden teknolojik olarak çok daha üstün, mühimmatı ve askeri gücü kat kat fazla olan İtilaf Devletleri’ne karşı savaştı. Yiyecek sıkıntısı, cephane yetersizliği gibi birçok zorluk vardı. Ama Türk askeri, vatanını koruma azmiyle ve Mustafa Kemal gibi dahi bir komutanın önderliğinde imkansızı başararak zafere ulaştı.
Sonuç:
Sonuç olarak diyebiliriz ki, bir ordu ne kadar zor şartlar altında olursa olsun, eğer askerleri yüksek bir inanca, vatan sevgisine ve kararlılığa sahipse; başında da yetenekli ve ileri görüşlü komutanlar varsa başarılı olması mümkündür. Maddi imkansızlıklar, manevi güç ile aşılabilir.