8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 50
Merhaba gençler! Ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün, Milli Mücadele’mizin en zorlu dönemlerinden birine, Mondros Ateşkes Antlaşması’na göz atacağız. Kitabımızdaki soruları birlikte, adım adım ve anlayarak çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
Soru 1: Wilson İlkeleri’nin hangi özellikleri Osmanlı devlet adamlarını adil bir barış yapılacağı konusunda umutlandırmıştır? Açıklayınız.
Çözüm: Bu soruyu cevaplamak için önce I. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru ABD Başkanı Wilson’ın yayınladığı ilkeleri hatırlamamız gerekiyor. Bu ilkeler, savaştan yenik ayrılan devletler için bir umut ışığı olmuştu. Gelin bakalım, Osmanlı yöneticilerini umutlandıran neymiş?
- Adım 1: Wilson İlkeleri’nin en can alıcı maddelerinden biri şuydu: “Yenen devletler, yenilen devletlerden toprak ve savaş tazminatı almayacak.” Düşünsenize, savaşı kaybetmişsiniz ama bu madde sayesinde topraklarınızın elinizden alınmayacağını düşünüyorsunuz. Bu, Osmanlı yöneticileri için inanılmaz bir rahatlama sebebiydi. “Tamam, savaşı kaybettik ama en azından vatan toprağını kaybetmeyeceğiz.” diye umutlandılar.
- Adım 2: Bir diğer önemli madde ise şuydu: “Bir bölgede hangi millet çoğunluktaysa, o millet kendi devletini kurma hakkına sahip olacak.” Bu maddeye göre, Anadolu’da Türkler çoğunlukta olduğu için, Osmanlı Devleti’nin varlığını sürdüreceğine ve Anadolu’nun Türk yurdu olarak kalacağına inanıyorlardı.
Sonuç: Kısacası, toprak kaybı yaşanmayacağı ve Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerin Türklerde kalacağı vaadi, Osmanlı devlet adamlarını İtilaf Devletleri’nin adil bir barış anlaşması yapacağına inandırmış ve onları Mondros Ateşkesi’ni imzalamaya yönlendirmiştir. Ancak maalesef olaylar hiç de umdukları gibi gelişmeyecekti.
Soru 2: Sizce Mondros Ateşkes Antlaşması’nın en önemli maddesi hangisidir? Neden?
Çözüm: Mondros Ateşkes Antlaşması, aslında bir ateşkes metninden çok, Osmanlı Devleti’ni fiilen sona erdiren bir teslimiyet belgesiydi. İçinde çok tehlikeli maddeler vardı ama iki tanesi var ki, adeta ülkemizin işgaline “yasal bir kılıf” hazırlamak için yazılmıştı. Bu yüzden bu soruya tek bir madde ile değil, en tehlikeli iki maddeyi açıklayarak cevap vermek en doğrusu olacaktır.
- Adım 1: İlk olarak meşhur 7. Madde‘ye bakalım. Bu madde aynen şöyle diyordu:
“İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdir.” (Antlaşmanın 7. maddesi)
Şimdi bu maddeyi yorumlayalım. “Güvenliklerini tehdit edecek bir durum” ifadesi çok belirsiz, değil mi? Yani İtilaf Devletleri canları ne zaman isterse, herhangi bir bahaneyle, istedikleri herhangi bir yeri işgal etme hakkını kendilerinde buluyorlardı. Bu madde, Anadolu’nun her karış toprağını işgale açık hale getiriyordu. İşte bu yüzden en tehlikeli maddelerden biridir.
- Adım 2: İkinci olarak ise özellikle Doğu Anadolu için yazılmış 24. Madde‘ye bakalım:
“Doğu Anadolu’daki altı vilayette (Sivas, Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Elâzığ) karışıklık çıkarsa İtilaf Devletleri, bu vilayetlerin herhangi bir bölümünü işgal edebileceklerdir.” (Antlaşmanın 24. maddesi)
Bu maddenin amacı ise çok netti: Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurmak için zemin hazırlamak. Orada olmayan bir karışıklığı bahane edip bölgeyi işgal etmeyi planlıyorlardı. Bu madde de doğrudan vatanımızın bir bölümünü koparmaya yönelikti.
Sonuç: Her ne kadar 24. Madde belirli bir bölgeyi hedef alsa da, 7. Madde bütün yurdu işgal tehdidi altında bıraktığı için genellikle Mondros’un en önemli ve en tehlikeli maddesi olarak kabul edilir. Çünkü bu madde, İtilaf Devletleri’ne yapacakları tüm işgaller için uluslararası alanda geçerli olacak bir bahane sunuyordu.