8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 106
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle Milli Mücadele döneminin o fedakâr ruhunu yansıtan iki harika tabloyu inceleyeceğiz. Bu tablolar, sadece birer resim değil, aynı zamanda milletimizin bağımsızlık için neleri göze aldığının birer belgesidir. Haydi gelin, bu soruyu birlikte adım adım çözelim.
Soru: Aşağıdaki tabloları inceleyiniz. Millî Mücadele’de halkımızın gösterdiği hangi fedakârlıklar resmedilmiştir? Siz Türk milletinin birlik, beraberlik ve dayanışmasını anlatan bir resim çizseydiniz bu resimde nelere yer verirdiniz?
Bu sorunun iki bölümü var. Önce tablolarda hangi fedakârlıkların gösterildiğini bulalım, sonra da kendi resmimizi hayal edelim.
BÖLÜM 1: Tablolardaki Fedakârlıklar
Adım 1: Birinci Tabloyu (Görsel 3.24) Analiz Edelim
Bu tabloda, başlığı “Cepheye mermi sevkiyatını gösteren tablo” olarak belirtilmiş. Resme dikkatlice baktığımızda ne görüyoruz?
- Zorlu doğa koşullarında, kağnılarla (öküz arabalarıyla) bir şeyler taşıyan insanlar var.
- Bu insanların çoğunluğu kadınlar, hatta kucağında bebeği olan anneler, yaşlılar ve çocuklar da var.
- Taşıdıkları şey ise en değerli yük: Cephedeki askerlerimize ulaştırılacak mermiler.
Peki, bu bize ne anlatıyor? Bu tablo, Türk kadınının ve halkının vatan savunmasındaki inanılmaz rolünü ve fedakârlığını gösteriyor. Eli silah tutan erkekler cephede savaşırken, geride kalanlar da boş durmamış. Kadınlarımız, yaşlılarımız, çocuklarımız; soğuk, çamur demeden, yollarda türlü zorluklara göğüs gererek orduya lojistik destek sağlamışlar. Bu, canları pahasına yaptıkları bir vatan hizmetidir. Buna cephe gerisi hizmeti ve toplumsal dayanışma diyoruz.
Adım 2: İkinci Tabloyu (Görsel 3.25) Analiz Edelim
Bu tablonun başlığı ise “Tekalif-i Milliye Emirleri’nin uygulanışını gösteren tablo”. Bu başlık bize çok önemli bir ipucu veriyor. Hatırlayalım, Tekalif-i Milliye Emirleri neydi?
- Kütahya-Eskişehir Savaşları’ndan sonra ordumuzun ihtiyaçlarını karşılamak için Mustafa Kemal Paşa tarafından yayımlanan Milli Yükümlülüklerdi.
- Bu emirlere göre halk, elinde ne var ne yoksa (yiyecek, giyecek, hayvan, taşıt, silah vb.) belirli bir oranını orduya bağışlayacaktı.
Resme baktığımızda ne görüyoruz? Bir meydanda toplanmış halk, getirdikleri eşyaları görevlilere teslim ediyor. Kimi çorap, kimi kumaş, kimi yiyecek, kimi de hayvanını getirmiş. Herkes elinden ne geliyorsa, ordusuna destek olmak için seferber olmuş. Bu durum, Türk milletinin “ordu-millet” anlayışının en güzel örneğidir. Vatan tehlikedeyken, milletin tamamı bir ordu gibi hareket eder. Bu, maddi ve manevi tüm varlığıyla bağımsızlık mücadelesine katılma fedakârlığıdır.
Sonuç (Bölüm 1):
Bu iki tabloda resmedilen fedakârlıklar şunlardır:
- Milli Birlik ve Beraberlik: Genç, yaşlı, kadın, erkek demeden herkesin vatan savunması için bir araya gelmesi.
- Toplumsal Dayanışma: Halkın, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için elindeki her şeyi paylaşması (Tekalif-i Milliye).
- Fedakârlık ve Cesaret: Özellikle Türk kadınının zorlu şartlar altında cepheye mühimmat taşıyarak gösterdiği kahramanlık.
- Vatan Sevgisi: Tüm bu zorluklara, “Ya İstiklal Ya Ölüm!” parolasıyla katlanılması.
BÖLÜM 2: Kendi Resmimizi Çizelim
Şimdi sorunun ikinci ve en yaratıcı kısmına geldik. Biz “birlik, beraberlik ve dayanışma” konulu bir resim çizseydik neler olurdu?
Adım 1: Konuyu Hayal Edelim
Amacımız, milletin tek bir vücut gibi hareket ettiğini göstermek. O zaman resmimizde farklı insanları, farklı işler yaparken ama aynı amaç için birleşmiş halde göstermeliyiz.
Adım 2: Resimde Neler Olabilir? (Fikirler)
Eğer ben böyle bir resim çizseydim, şu sahnelere yer verirdim:
- Ön planda, yaşlı bir ninenin soğukta savaşan askerler için yün çorap ördüğünü çizerdim. Yanında oturan küçük torunu da ona yardım ederdi. Bu, en küçükten en yaşlıya herkesin katkısını simgelerdi.
- Arka planda, bir demirci ustasının, halktan toplanan eski metal eşyaları eriterek kılıç veya süngü yaptığını resmederdim. Bu, yokluk içinde yeniden var olma mücadelesini anlatırdı.
- Resmin bir köşesinde, köydeki kadınların bir araya gelip büyük kazanlarda askerler için yemek pişirdiğini ve ekmek yaptığını gösterirdim. Bu, birlikteliğin ve paylaşmanın gücünü vurgulardı.
- Ufukta, kağnılarla cepheye doğru giden bir konvoy ve onlara el sallayan köylüleri çizerdim. Bu da umudu ve duaların askerlerle birlikte olduğunu gösterirdi.
- Merkezde ise, elindeki son buğday çuvalını ya da bir çift çarığını askere teslim eden bir çiftçiyi çizebilirdim. Bu da fedakârlığın en saf halini temsil ederdi.
Sonuç (Bölüm 2):
Kısacası, çizeceğim resimde her yaştan ve her meslekten insanın, vatanın kurtuluşu için tek bir amaç uğruna çalıştığını gösterirdim. Çünkü Milli Mücadele’yi kazandıran ruh, tam olarak buydu: Birlik, beraberlik ve sonsuz bir fedakârlık.
Umarım bu açıklamalar konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, tarih sadece geçmişi öğrenmek değil, aynı zamanda o geçmişten ilham almaktır!