8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 46
Harika bir soru! Gel birlikte bu metni ve soruyu bir İnkılap Tarihi öğretmeni gözüyle, adım adım inceleyelim ve cevabı bulalım. Unutma, tarih sadece olayları değil, o olayların içindeki insanların duygularını ve karakterlerini anlamaktır.
Soru: Yukarıdaki alıntıda Türk askerlerinin hangi özelliği vurgulanmaktadır? Açıklayınız.
Merhaba sevgili öğrencim, şimdi seninle birlikte bu metni okuyup, o dönemin zorlu şartlarında savaşan kahraman askerlerimizin hangi özelliklerinin ön plana çıkarıldığını keşfedeceğiz. Haydi başlayalım!
Adım 1: Alıntıyı Anlamak ve Ortamı Hayal Etmek
Öncelikle Fahrettin (Altay) Bey’in anlattıklarına bir göz atalım. Bize nasıl bir ortamdan bahsediyor, onu zihnimizde canlandıralım:
- “Aralık ayının yedinci günü akşamüzeri şiddetli bir soğuk çıktı, insanı iliklerine kadar ıslatan kar gibi bir yağmur yağmaya başladı.”
Düşünsene, mevsim kış ve dondurucu bir soğuk var. Üstelik sürekli yağan bir yağmur her şeyi ıslatıyor.
- “Askerlerin çoğu yazlık elbise içinde, ayakkabı ve çamaşırları perişan, kaputları, portatif çadırları eksik olarak acıklı hâlde siperlerde düşmanı bekliyorlardı.”
Bu dondurucu havada askerlerimizin üzerinde kışlık giysileri yok, yazlık elbiselerle duruyorlar. Ayakkabıları parçalanmış, onları soğuktan koruyacak kaputları (kalın paltoları) ve yağmurdan saklanacakları çadırları bile yok. Yani tamamen korumasızlar.
- “Kolordu daha önce bu eksikliklerin menzilce tamamlanacağını bildirdi fakat hiçbir şey gelmedi.”
En acısı da bu belki de… Askerlere yardım geleceği, eksiklerin tamamlanacağı söylenmiş ama hiçbir yardım ulaşmamış. Bir umutları varmış ama o da gerçekleşmemiş.
Kısacası, askerlerimiz akıl almaz bir yokluk, soğuk ve çaresizlik içindeler. Durumları gerçekten çok ama çok zor.
Adım 2: Askerlerin Bu Durum Karşısındaki Tavrını Değerlendirmek
Peki, böylesine kötü şartlar altında bir insan ne yapar? İsyan edebilir, görevini bırakabilir, pes edebilir değil mi? Ama bakalım bizim askerlerimiz ne yapmış? Metnin son cümlesi bize cevabı veriyor:
“Türk askerleri bütün bu kötü ve dayanılması mümkün olmayan kahredici şartlara rağmen vatani ödevlerini yapmaktan, canlarını köylerinden yüzlerce kilometre ötedeki bu topraklara vermekten çekinmeden olanca güçleriyle bütün gece ve bütün gün savaşıp durdular.”
Gördüğün gibi, “artık dayanamıyoruz” demek yerine, vatanları için canlarını hiçe sayarak, ellerindeki bütün güçle savaşmaya devam etmişler.
Adım 3: Sonuç ve Vurgulanan Özellik
İşte bu iki adımı birleştirdiğimizde sorunun cevabı net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bir yanda inanılmaz zorluklar ve imkânsızlıklar var, diğer yanda ise bu zorluklara rağmen görevini bir an bile aksatmayan, vatanı için canını ortaya koyan kahraman askerler var.
Bu metinde Türk askerlerinin en çok vurgulanan özellikleri şunlardır:
- Fedakârlık: Kendi canlarını, sağlıklarını, rahatlarını düşünmeden, her türlü zorluğa katlanarak vatan için mücadele etmeleridir. Yokluk içinde savaşmaları, en büyük fedakârlık örneğidir.
- Vatanseverlik: Bütün bu zorluklara katlanmalarının tek bir sebebi vardır: vatan sevgisi. “Vatani ödevlerini yapmaktan çekinmeden” ifadesi, onların ne kadar vatansever olduğunu, bu görevi ne kadar kutsal gördüklerini bize açıkça gösteriyor.
Kısacası, bu alıntıda Türk askerlerinin her türlü imkânsızlığa ve yokluğa rağmen vatan sevgisiyle dolu olmaları ve bu uğurda büyük bir fedakârlık göstererek mücadeleden vazgeçmemeleri özelliği vurgulanmaktadır.