8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 61
Merhaba sevgili gençler, ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün, Milli Mücadele’mizin en önemli dönemlerinden biri olan hazırlık sürecini ve bu süreçteki liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncelerini daha iyi anlamak için kitabımızdaki soruları birlikte çözeceğiz. Haydi başlayalım!
Soru 1: Mustafa Kemal işgaller karşısında neden halkın birlik ve beraberliğini sağlamaya çalışmıştır? Açıklayınız.
Sevgili arkadaşlar, bu sorunun cevabını metinde bulabiliriz. O dönemin ne kadar zorlu olduğunu bir düşünelim. Ülkemiz işgal altında, ordumuz dağıtılmış ve halkımız umutsuz. İşte böyle bir ortamda Mustafa Kemal’in neden birleştirici bir güç olmaya çalıştığını adım adım inceleyelim.
-
Adım 1: Halkın İçinde Bulunduğu Durum
Metinde de belirtildiği gibi, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra halkın büyük bir kısmı umutsuzluğa kapılmıştı. İnsanların aklında üç farklı kurtuluş yolu vardı:- İngiltere’nin himayesine (korumasına) girmek.
- Amerikan mandasını (yönetimini) kabul etmek.
- Herkesin kendi bölgesini kurtarmaya çalıştığı bölgesel kurtuluş çareleri aramak.
Gördüğünüz gibi, bu fikirlerin hiçbiri tam bağımsızlığı hedeflemiyordu ve halk arasında bir fikir ayrılığı vardı.
-
Adım 2: Mustafa Kemal’in Hedefi
Mustafa Kemal ise bu seçeneklerin hiçbirini kabul etmiyordu. Onun tek bir hedefi vardı: kayıtsız şartsız millet egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak. O, kurtuluşun bir başka devletin himayesine girerek değil, bizzat milletin kendi gücüyle olacağına inanıyordu. Metinde geçen şu ifade çok önemli: “Milletin bağımsızlığının yine milletin gayreti ve kararlılığı ile kazanılacağını düşünüyorlardı.” -
Adım 3: Birlik Olmanın Zorunluluğu
Peki, bu büyük hedefe ulaşmak için ne gerekiyordu? Tabii ki birlik ve beraberlik! Düşmanlar çok güçlüydü ve ülke dört bir yandan işgal edilmişti. Eğer halk, bölgesel olarak ayrı ayrı savaşmaya kalksaydı ya da manda ve himaye gibi farklı fikirlerin peşinden gitseydi, bu dağınık güçler işgalciler karşısında kolayca yenilirdi. Mustafa Kemal, bu büyük ve topyekûn mücadeleyi kazanabilmek için bütün milletin aynı amaç uğrunda birleşmesi gerektiğini biliyordu.
Sonuç olarak; Mustafa Kemal, vatanın kurtuluşunun ancak milletin ortak gücüyle mümkün olacağına inandığı için, dağınık haldeki halkı tek bir hedef, yani tam bağımsızlık hedefi etrafında birleştirmeye çalışmıştır. Çünkü birlikten kuvvet doğar!
Soru 2: Mustafa Kemal, yurdun kurtuluşunu neden Anadolu’dan başlatılacak bir mücadelede görmüştür? Açıklayınız.
Çok güzel bir soru! Mustafa Kemal neden İstanbul’da kalıp mücadeleyi oradan yönetmedi de zorlu bir yolculukla Anadolu’ya geçti? Gelin, bunun sebeplerini birlikte anlayalım.
-
Adım 1: İstanbul’un Durumu
O dönemde başkentimiz olan İstanbul, fiilen işgal altındaydı. İtilaf Devletleri’nin donanmaları Boğaz’da demirlemişti. Padişah ve İstanbul Hükûmeti, işgalcilerin baskısı altındaydı ve özgürce karar alamıyorlardı. Yani, İstanbul adeta bir esir şehir gibiydi. Metinde de Mustafa Kemal’in “İstanbul’dan ülkenin istiklalinin sağlanamayacağı sonucuna ulaştığı” açıkça belirtiliyor. Esir bir yerden, özgürlük mücadelesi başlatılamazdı. -
Adım 2: Anadolu’nun Potansiyeli
Anadolu ise Türk milletinin ana yurduydu ve henüz tam olarak işgalcilerin kontrolüne girmemişti. Daha da önemlisi, ordumuzun dağıtılmamış birlikleri (örneğin Kazım Karabekir’in Erzurum’daki 15. Kolordusu) Anadolu’daydı. Milli Mücadele’yi ateşleyecek olan asıl güç, yani Türk milleti de Anadolu’da yaşıyordu. Anadolu, hem coğrafi olarak hem de insan gücü olarak mücadelenin merkezi olabilecek potansiyele sahipti.
Sonuç olarak; Mustafa Kemal, işgal altındaki ve baskı altındaki İstanbul’da bir kurtuluş mücadelesinin başlatılamayacağını görmüştür. Bu yüzden, milletin asıl gücünün bulunduğu, daha özgür hareket edebileceği ve halkı örgütleyebileceği Anadolu’yu Millî Mücadele’nin merkezi olarak seçmiştir.
Soru 3: Mustafa Kemal’in memleketten kaçtıklarını söylediği kişiler kimler olabilir? Açıklayınız.
Bu sorunun cevabını bulmak için Nutuk’tan alıntılanan metne dikkatlice bakalım.
“Milleti ve memleketi Birinci Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar.”
-
Adım 1: Kilit İfadeyi Bulalım
Mustafa Kemal burada kilit bir ifade kullanıyor: “Milleti ve memleketi Birinci Dünya Savaşı’na sürükleyenler…”. Yani bizden, Osmanlı Devleti’ni I. Dünya Savaşı’na sokan yöneticilerin kimler olduğunu bulmamızı istiyor. -
Adım 2: O Dönemin Yöneticilerini Hatırlayalım
I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ni yöneten siyasi güç İttihat ve Terakki Cemiyeti (Partisi) idi. Bu partinin en önemli üç lideri vardı:- Sadrazam (Başbakan) Talat Paşa
- Harbiye Nazırı (Savaş Bakanı) Enver Paşa
- Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) Cemal Paşa
Bu üç lider, devleti savaşa sokan en önemli kararları almışlardı.
-
Adım 3: Neden Kaçtılar?
Savaş, Osmanlı Devleti’nin yenilgisiyle sonuçlandı. Ülke büyük bir yıkıma uğradı. Savaşın sorumlusu olarak görülen İttihat ve Terakki liderleri, hem savaşı kazanan İtilaf Devletleri tarafından yargılanmaktan hem de kendi halkının tepkisinden çekindiler. Metinde de söylendiği gibi, “kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek” savaş biter bitmez gizlice bir Alman denizaltısıyla ülkeden kaçtılar.
Sonuç olarak; Mustafa Kemal’in “memleketten kaçtılar” diyerek kastettiği kişiler, Osmanlı Devleti’ni I. Dünya Savaşı’na sokan ve savaş kaybedilince ülkeyi terk eden İttihat ve Terakki liderleri, özellikle de Enver, Talat ve Cemal Paşalardır.
Umarım açıklamalarım faydalı olmuştur. Unutmayın, tarihi anlamak, bugünü ve geleceği anlamaktır. Başarılar dilerim!