8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 193
Merhaba sevgili öğrencilerim!
Ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün sizlerle, kitabımızdaki “Hatay’ın Ana Vatana Katılması” konusuyla ilgili çok güzel soruları birlikte analiz edip çözeceğiz. Bu konu, Atatürk’ün dış politikadaki en büyük başarılarından biridir ve onun ne kadar büyük bir lider olduğunu bize bir kez daha gösterir. Haydi, hazırsanız başlayalım!
Soru 1: Atatürk’ün Hatay konusunda gösterdiği tavır onun hangi kişilik özellikleri ile yakından ilgilidir? Açıklayınız.
Sevgili gençler, bu soruyu cevaplamak için metindeki ipuçlarını dikkatlice okumamız gerekiyor. Atatürk’ün bu süreçteki davranışları, onun karakteri hakkında bize çok şey anlatıyor. Gelin adım adım inceleyelim:
Adım 1: Metindeki İpuçlarını Bulalım
Metinde altını çizebileceğimiz bazı önemli cümleler var:
- “Atatürk, Hatay’ın bağımsızlığı için büyük bir özveri ile çalışmıştır.“
- “1938’de hastalığına rağmen Mersin’e giderek Hatay sorununa sahip çıktığını göstermiş…”
- “…kararlılığını belirtmek adına Adana’da ayakta saatlerce bekleyerek askerî birliklerin geçit törenini izlemiştir.”
Adım 2: İpuçlarını Kişilik Özellikleriyle Eşleştirelim
Bu ipuçları ışığında Atatürk’ün şu kişilik özelliklerini net bir şekilde görebiliriz:
- Vatanseverliği: Hatay, Misak-ı Milli sınırlarımız içinde yer alan bir toprağımızdı. Atatürk’ün Hatay’ı ana vatana katmak için bu kadar çaba göstermesi, onun vatanına ve milletine olan derin sevgisini, yani vatanseverliğini gösterir.
- Kararlılığı ve Mücadeleciliği: Sağlığının bozulmuş olmasına rağmen bu önemli meseleyle bizzat ilgilenmesi, Mersin ve Adana’ya gitmesi, onun ne kadar kararlı ve mücadeleci bir ruha sahip olduğunun kanıtıdır. Asla pes etmemiştir.
- Fedakârlığı: Kendi sağlığını ikinci plana atıp, hasta yatağından kalkarak devlet işleriyle ilgilenmesi, onun vatanı için ne büyük fedakârlıklar yapabileceğinin en güzel örneğidir.
- İleri Görüşlülüğü: Atatürk, II. Dünya Savaşı’nın yaklaştığını görmüş ve Avrupa’daki bu gergin ortamı bir fırsata çevirerek Hatay sorununu diplomasi yoluyla, akılcı bir şekilde çözmüştür. Bu da onun ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu kanıtlar.
Şimdi de “Sıra Sizde” bölümündeki sorulara bakalım. Burada Atatürk’ün kendi sözlerinden yola çıkarak cevaplar arayacağız.
Soru 1: Atatürk, Hatay konusunu hangi dış politika ilkeleri çerçevesinde çözüme kavuşturmak istemiştir?
Sevgili arkadaşlar, Atatürk’ün sözlerini okuduğumuzda, onun sorunu çözmek için belirli ilkelere bağlı kaldığını görüyoruz. Gelin bu ilkeleri bulalım.
Adım 1: Atatürk’ün Sözlerindeki Ana Fikirleri Belirleyelim
Atatürk diyor ki: “Ben bir sancak için Türkiye’yi savaş tehlikesine sokmam.” ve çözüm için “…izlenen uygar yönteme…” ve “…Milletler Cemiyetine bırakmakla insanlık adına isabetli bir harekette bulunmuştur.” ifadelerini kullanıyor.
Adım 2: Ana Fikirleri Dış Politika İlkeleriyle İlişkilendirelim
Bu sözlerden hareketle Atatürk’ün şu dış politika ilkelerini benimsediğini söyleyebiliriz:
- Barışçılık: Atatürk, “Asker yollasam Hatay’ı alırım” demesine rağmen savaşı son çare olarak görmüş ve “Türkiye’yi savaş tehlikesine sokmam” diyerek barışçıl bir yol izlemeyi tercih etmiştir. Bu, onun “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine bağlılığını gösterir.
- Akılcılık ve Gerçekçilik: Savaşın getireceği riskleri hesaplamış ve maceraya atılmamıştır. Diplomatik yolların daha akılcı ve gerçekçi bir çözüm olduğunu görmüştür.
- Uluslararası Hukuka Bağlılık: Sorunu kaba kuvvetle değil, “uygar yöntemle” yani dönemin uluslararası kurumu olan Milletler Cemiyeti aracılığıyla çözmek istemesi, onun uluslararası hukuka ve anlaşmalara saygılı olduğunu gösterir.
Kısacası Atatürk, Hatay meselesini barışçı, hukuka uygun ve akılcı yöntemlerle çözmek istemiştir.
Soru 2: Atatürk, Hatay konusunda neden Milletler Cemiyetinin etkin olmasını istemiştir?
Bu sorunun cevabı da yine Atatürk’ün sözlerinin içinde gizli. Neden savaşı değil de Milletler Cemiyeti’ni tercih etti?
Adım 1: Atatürk’ün Milletler Cemiyeti Hakkındaki Düşüncesini Bulalım
Atatürk, Milletler Cemiyeti’ni “büyük ve adaletli hakem kurulu” olarak tanımlıyor. Yani oradan adil bir karar çıkacağına inanıyor.
Adım 2: Nedenlerini Sıralayalım
Atatürk’ün Milletler Cemiyeti’nin etkin olmasını istemesinin sebepleri şunlardır:
- Sorunu Barışla Çözmek: En temel sebep, kan dökülmesini önlemek ve sorunu barışçıl yollarla çözmektir.
- Davamızın Haklılığını Dünyaya Kanıtlamak: Türkiye’nin Hatay konusundaki tezlerinin ne kadar haklı olduğunu uluslararası bir platformda, tüm dünyanın gözü önünde ispatlamak istemiştir. Bu, Türkiye’nin uluslararası alandaki saygınlığını artıracaktı.
- Uluslararası Hukuka Uygun Hareket Etmek: Sorunu uluslararası hukuka uygun bir şekilde çözerek Türkiye Cumhuriyeti’nin modern, medeni ve kurallara uyan bir devlet olduğunu göstermeyi amaçlamıştır.
- Meşruiyet Kazanmak: Milletler Cemiyeti’nden çıkacak bir karar, Hatay’ın ana vatana katılmasını meşru (yasal ve herkes tarafından kabul edilir) kılacaktı. Bu da gelecekte bu konuda bir sorun yaşanmasını engelleyecekti.
Umarım açıklamalarım anlaşılır olmuştur. Gördüğünüz gibi, Hatay meselesinin çözümü, Atatürk’ün ne kadar zeki, sabırlı ve barış yanlısı bir lider olduğunun en güzel kanıtlarından biridir. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere!