8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 208
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün birlikte kitabımızdaki bu önemli soruları çözeceğiz. İkinci Dünya Savaşı gibi karmaşık bir dönemde Türkiye’nin ne kadar akıllıca bir politika izlediğini daha iyi anlayacağız. Hadi başlayalım!
Öncelikle sayfada yer alan genel metni ve ilk soruyu ele alalım.
Soru: İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin izlediği politikayı dış politika ilkeleri açısından değerlendiriniz.
Çözüm:
Arkadaşlar, bu soru bizden Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı sırasındaki tutumunu, Atatürk’ün belirlediği dış politika ilkeleri çerçevesinde yorumlamamızı istiyor. Gelin adım adım gidelim.
Adım 1: Temel İlkeyi Hatırlayalım
Her şeyden önce, Türkiye’nin temel dış politika ilkesi neydi? Tabii ki Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” yani “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesiydi. Bu ilke, Türkiye’nin en büyük hedefinin savaştan uzak durmak, kendi toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumak olduğunu gösterir. Savaşın yıkımından ve acılarından ülkemizi korumak en öncelikli görevdi.
Adım 2: Denge Politikasını Anlayalım
Savaş başladığında Türkiye, hem Mihver Devletleri (Almanya, İtalya) hem de Müttefik Devletleri (İngiltere, Fransa, sonra ABD ve SSCB) ile komşuydu ve her iki taraftan da baskı görüyordu. İşte bu noktada Türkiye, “denge politikası” adını verdiğimiz çok zekice bir strateji izledi.
- Savaşın başında Almanya çok güçlüyken, onlarla saldırmazlık antlaşması imzalayarak bir işgalden korundu.
- Müttefikler güçlenmeye başlayınca, onlarla ilişkilerini iyi tuttu. Metinde de okuduğumuz gibi, Müttefiklerin Almanya ile ticareti kesme gibi taleplerini olumlu karşıladı.
- Bu şekilde, iki taraf arasında bir denge kurarak savaşa fiilen girmekten son ana kadar kaçındı.
Adım 3: Savaşın Sonundaki Stratejik Hamle
Metinde de belirtildiği gibi, savaşın sonlarına doğru Müttefiklerin kazanacağı kesinleşince, Türkiye bu kez de “yalnız kalma” tehlikesiyle karşılaştı. Savaş sonrası kurulacak yeni dünya düzeninde söz sahibi olmak çok önemliydi. Bu yüzden, Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın kurucu üyesi olabilmek için, savaşın bitmesine çok az bir zaman kala, 23 Şubat 1945’te Almanya ve Japonya’ya sembolik olarak savaş ilan etti. Bu, fiili bir çatışmaya girmeden, diplomatik bir zafer kazanmaktı.
Sonuç:
Kısacası, Türkiye İkinci Dünya Savaşı’nda;
- “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine bağlı kalarak savaştan uzak durmaya çalışmıştır.
- “Denge politikası” izleyerek hem Mihver hem de Müttefik devletlerle ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda yönetmiştir.
- Tam bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumayı başarmıştır.
- Savaşın sonunda yaptığı diplomatik hamle ile yeni kurulan dünya düzeninde yerini almıştır.
Şimdi de metinli “Sıra Sizde” bölümündeki sorulara bakalım.
1. Soru: Fransa’nın yenilgisinin Türkiye açısından olumlu ve olumsuz tarafları neler olmuştur?
Çözüm:
Sevgili arkadaşlar, metni dikkatlice okuduğumuzda bu sorunun cevabının aslında metnin içinde saklı olduğunu görebiliriz. Fransa’nın bu kadar çabuk yenilmesi Türkiye’nin bütün planlarını altüst etmişti.
Olumsuz Tarafları:
- Türkiye, İngiltere ve Fransa ile Üçlü İttifak’ı imzalarken Fransa’nın Almanya’yı oyalayacağını düşünüyordu. Fransa yenilince, Türkiye güneyden ve batıdan korumasız kaldı. Bu en büyük olumsuzluktu.
- Fransa’nın yenilmesiyle cesaretlenen İtalya savaşa girdi ve Akdeniz bir savaş alanına döndü. Bu durum, Türkiye’yi doğrudan savaş tehdidi altına soktu.
- Alman orduları Balkanlar üzerinden ilerleyerek Türkiye’nin sınırına, Trakya’ya kadar dayandı. Bu da çok büyük bir işgal tehdidiydi.
Olumlu Tarafı:
- Metnin sonunda çok ilginç bir ifade var: “…savaşa girmemek için mükemmel bir bahane de bulmuştur.” Fransa’nın yenilmesi, Üçlü İttifak’ın şartlarını değiştirmişti. Türkiye, “Ben bu ittifakı imzalarken şartlar böyle değildi, müttefikim Fransa artık yok, dolayısıyla savaşa girmek zorunda değilim.” diyerek savaşa girmekten kurtulmak için hukuki bir gerekçe elde etmiş oldu. Bu da olayın olumlu tarafıydı.
2. Soru: Türkiye savaşta hangi tehditlerle karşı karşıya kalmıştır?
Çözüm:
Bu sorunun cevabı da yine metinden ve bir önceki sorunun çözümünden yola çıkarak kolayca bulunabilir. Türkiye’nin karşılaştığı tehditleri şöyle sıralayabiliriz:
- İtalya’nın Akdeniz’deki Tehdidi: İtalya’nın 10 Haziran 1940’ta savaşa girmesiyle birlikte Akdeniz ve Ege’deki adalar üzerinden Türkiye’ye bir saldırı yapma ihtimali doğdu.
- Almanya’nın Trakya Sınırındaki Tehdidi: Mart 1941’de Alman ordularının Bulgaristan’ı işgal edip Trakya sınırımıza dayanması, Türkiye için en büyük ve en somut işgal tehdidiydi.
- Savaşa Girme Baskısı: Hem Mihver Devletleri kendi yanlarında savaşa girmesi için, hem de Müttefik Devletleri kendi saflarında savaşması için Türkiye’ye sürekli diplomatik baskı yapıyordu. Bu da çok büyük bir tehditti.
Son olarak zaman şeridi sorusuna gelelim.
Soru: Aşağıda verilen zaman şeridi üzerine örnekteki gibi İkinci Dünya Savaşı’nda Türk dış politikasındaki önemli olayları tarihleriyle birlikte kronolojik olarak yazınız.
Çözüm:
Harika bir soru! Bu, öğrendiklerimizi bir sıraya koymamızı sağlayacak. Örnek zaten verilmiş, biz de diğer önemli olayları ekleyelim.
19 Ekim 1939: Fransa ve İngiltere ile Karşılıklı Yardım Antlaşması (Ankara Paktı) imzalandı.
10 Haziran 1940: İtalya’nın savaşa girmesiyle Türkiye için Akdeniz’de tehdit başladı.
Mart 1941: Alman ordusu Bulgaristan’ı işgal ederek Türkiye’nin Trakya sınırına ulaştı.
18 Haziran 1941: Türkiye, kuzeyden gelebilecek bir Alman saldırısını önlemek için Almanya ile Saldırmazlık Paktı imzaladı. (Bu, denge politikasının en güzel örneğidir!)
Ağustos 1944: Savaşın seyrinin değişmesi üzerine Türkiye, Almanya ile tüm diplomatik ve ticari ilişkilerini kesti.
23 Şubat 1945: Türkiye, Birleşmiş Milletler’in kurucu üyesi olabilmek için Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti.
Umarım tüm açıklamalar anlaşılır olmuştur. Gördüğünüz gibi, ülkemiz çok zorlu bir dönemden büyük bir ustalıkla geçmeyi başarmıştır. Aklınıza takılan başka bir şey olursa her zaman sorabilirsiniz. İyi çalışmalar dilerim!