8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 181
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle kitabımızdaki “Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasının İlkeleri ve Amaçları” konusundaki alıştırma sorularını birlikte çözeceğiz. Bu sorular, konuyu ne kadar anladığımızı görmek için harika bir fırsat. Haydi gelin, birer İnkılap Tarihi uzmanı gibi bu soruları adım adım analiz edelim ve cevaplayalım!
Soru 1: Ülkemizin Dışişleri Bakanı olduğunuzu hayal ediniz. Ülkemizin diğer ülkelerle ilişkilerini geliştirmek için neler yapardınız? Açıklayınız.
Çözüm:
Bu soru, bizden konuyu anladıktan sonra kendi fikirlerimizi üretmemizi istiyor. Yani bir nevi, “Atatürk’ün dış politika ilkelerini bugün nasıl uygulardık?” diye soruyor. Harika bir düşünce egzersizi!
Adım 1
Öncelikle bir Dışişleri Bakanı olarak temel görevimin, ülkemin çıkarlarını ve güvenliğini korumak olduğunu aklımda tutardım. Ancak bunu yaparken diğer ülkelerle dostluk ve iş birliği içinde olmaya özen gösterirdim. Tıpkı Atatürk’ün yaptığı gibi!
Adım 2
Atatürk’ün dış politika ilkelerini kendime rehber edinirdim. Bu ilkeler şunlardı: Tam Bağımsızlık, Gerçekçilik, Akılcılık ve en önemlisi “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” (Yurtta Barış, Dünyada Barış) ilkesi.
Adım 3
Bu ilkelere dayanarak şu adımları atardım:
- Barışçıl Yöntemler: Sorunları savaşla veya tehditle değil, diplomasiyle, yani konuşarak ve anlaşarak çözmeye çalışırdım. Uluslararası toplantılara katılır, diğer ülkelerin liderleriyle sürekli iletişim halinde olurdum.
- Ekonomik İş Birliği: Diğer ülkelerle ticaretimizi artıracak anlaşmalar yapardım. Unutmayın, ticaret dostluğu pekiştirir. Kazan-kazan ilkesine dayalı, yani her iki ülkenin de fayda göreceği projeler geliştirirdim.
- Kültürel İlişkiler: Ülkemizin tarihi ve kültürel zenginliklerini yurt dışında tanıtırdım. Öğrenci değişim programlarını, sanat sergilerini ve spor müsabakalarını desteklerdim. İnsanlar birbirlerinin kültürünü tanıdıkça ön yargılar azalır ve dostluklar artar.
- Karşılıklı Saygı: Başka ülkelerin iç işlerine karışmaz, onlardan da aynı saygıyı beklerdim. Her milletin kendi geleceğine karar verme hakkı olduğuna inanırdım. Bu, tam bağımsızlık ilkesinin bir gereğidir.
Kısacası, Dışişleri Bakanı olsaydım; güçlü, ilkeli, barışçıl ve akılcı bir politika izleyerek ülkemizin dünyadaki saygınlığını artırmaya çalışırdım.
Soru 2: Tam bağımsızlık ifadesiyle ne kastedilmektedir? Açıklayınız.
Çözüm:
Bu soru, Atatürk’ün dış politikasının temel taşı olan çok önemli bir kavramı soruyor. Metinde de Atatürk’ün
“Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir.”
sözüyle ne kadar önem verdiği vurgulanmış.
Adım 1
Tam bağımsızlık, bir devletin sadece siyasi olarak değil; ekonomik, askeri, hukuki ve kültürel alanlarda da hiçbir dış gücün baskısı veya kontrolü altında olmadan, kendi kararlarını özgürce alabilmesi demektir. Yani, bir ülkenin her alanda kendi kaderini kendisinin çizmesidir.
Adım 2
Tam bağımsızlığı daha iyi anlamak için onu parçalara ayıralım:
- Siyasi Bağımsızlık: Ülke yönetiminde ve dış politikada başka bir devletin söz hakkının olmamasıdır. Kendi meclisimiz, kendi hükümetimiz ile kendi kararlarımızı alırız.
- Ekonomik Bağımsızlık: Ülkenin kendi yeraltı ve yerüstü kaynaklarını dilediği gibi kullanması, kendi parasını basması ve bütçesini kendisinin yapmasıdır. Metinde de bahsedilen kapitülasyonların kaldırılması, ekonomik bağımsızlık için atılmış en büyük adımdır. Çünkü kapitülasyonlar, yabancı devletlere ekonomik ayrıcalıklar tanıyarak bizim ekonomik bağımsızlığımızı kısıtlıyordu.
- Hukuki Bağımsızlık: Ülke sınırları içinde kendi kanunlarını yapabilmesi ve bu kanunları herkese (vatandaş veya yabancı) eşit şekilde uygulayabilmesidir. Yabancıların kendi mahkemelerinde yargılanması gibi ayrıcalıkların olmamasıdır.
- Askeri Bağımsızlık: Kendi ordusuna sahip olması ve ülke güvenliği ile ilgili kararları başka bir ülkeye danışmadan alabilmesidir.
Sonuç:
Yani, tam bağımsızlık; bir milletin onurla, kimseye muhtaç olmadan ve kendi iradesiyle yaşamasının tek yoludur. Lozan Konferansı’na giden Türk heyetine kapitülasyonlar gibi konularda asla taviz verilmemesinin istenmesi de işte bu tam bağımsızlık sevdasındandır.