8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 70
Harika bir soru! Hadi hep birlikte bu konuyu daha iyi anlamak için görseldeki soruyu adım adım inceleyelim ve çözelim. Unutmayın, tarih dersi geçmişi anlamak ve ondan ders çıkarmaktır.
Soru: Mustafa Kemal, Meclisin İstanbul’da toplanmasını neden sakıncalı görüyordu? Açıklayınız.
Merhaba sevgili gençler. Bu soru, Millî Mücadele’nin en kritik dönemeçlerinden birini anlamamız için çok önemli. Amasya Görüşmeleri’nde alınan kararlardan biri de Mebusan Meclisi’nin nerede toplanacağıydı. İstanbul Hükûmeti meclisin başkent olan İstanbul’da toplanmasını isterken, Mustafa Kemal ve Temsil Heyeti buna şiddetle karşı çıkıyordu. Gelin, Mustafa Kemal’in bu endişelerinin sebeplerini birlikte adım adım inceleyelim.
Adım 1: İstanbul’un O Dönemdeki Durumunu Hatırlayalım
Öncelikle, o sırada İstanbul’un nasıl bir yer olduğunu gözümüzde canlandıralım. Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra, başkentimiz İtilaf Devletleri tarafından fiilen işgal edilmişti. Yani, şehrin kontrolü tam olarak bizde değildi. Düşman gemileri Boğaz’da demirlemiş, askerleri sokaklarda dolaşıyordu. Padişah ve İstanbul Hükûmeti, bu işgalci güçlerin baskısı altındaydı. Kısacası, İstanbul özgür ve güvenli bir şehir değildi.
Adım 2: Millî İrade ve Mebusan Meclisi’nin Anlamı
Mebusan Meclisi, halkın seçtiği milletvekillerinden oluşur. Bu ne demek? Meclis, millî iradenin, yani milletin kendi geleceği hakkındaki istek ve kararlarının temsil edildiği yerdir. Milletvekillerinin, milleti temsil ederken hiçbir baskı altında kalmadan, tamamen özgür bir şekilde karar alabilmesi gerekir. Eğer bir meclis özgürce karar alamıyorsa, orada millî iradeden bahsetmek mümkün olmaz.
Adım 3: Tehlikeleri Birleştirelim
Şimdi bu iki adımı birleştirelim. Mustafa Kemal şöyle düşünüyordu:
“Eğer biz milletin vekillerini, yani Mebusan Meclisi’ni, düşman askerlerinin kontrolündeki İstanbul’da toplarsak ne olur?”
- İtilaf Devletleri, meclisin çalışmalarına doğrudan müdahale edebilir, istedikleri kararları zorla aldırabilirdi.
- Millî Mücadele’yi destekleyen ve vatanın bağımsızlığını savunan milletvekillerini her an tutuklayabilir, sürgüne gönderebilirlerdi.
- Böyle bir baskı ortamında meclis, milletin çıkarlarını değil, işgalci güçlerin çıkarlarını koruyan kararlar almak zorunda kalabilirdi.
İşte tüm bu sebeplerden dolayı Mustafa Kemal, meclisin İstanbul’da toplanmasını son derece sakıncalı buluyordu. Ona göre meclis, Temsil Heyeti’nin kontrolünde olan, güvenli bir Anadolu şehrinde toplanmalıydı. Ancak bu şekilde milletvekilleri özgürce hareket edebilir ve vatanın kurtuluşu için sağlıklı kararlar alabilirdi.
Nitekim Mustafa Kemal’in bu endişeleri ne kadar haklı olduğu, meclis İstanbul’da toplandıktan ve Misak-ı Millî kararlarını aldıktan sonra ortaya çıkmıştır. İtilaf Devletleri, bu kararlardan rahatsız olup 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal etmiş ve Mebusan Meclisi’ni dağıtarak milletvekillerini tutuklamıştır. Bu olay, Mustafa Kemal’in ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.