8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 84
Merhaba sevgili öğrenciler! Bugün İnkılap Tarihi dersimizden önemli bir konuyu, “Ünite Değerlendirmesi” bölümündeki soruları birlikte çözeceğiz. Bu sorular, öğrendiklerimizi pekiştirmemize yardımcı olacak. Hazırsanız başlayalım!
2. Aşağıdakilerden hangisi Almanya’nın Osmanlı Devleti ile Birinci Dünya Savaşı’nda ittifak kurmasının nedenlerinden biri değildir?
Bu soru bize Almanya’nın neden Osmanlı Devleti ile birlikte savaşa girdiğini soruyor. Şıkları inceleyelim:
- A) Osmanlı Devleti’nin sanayi tesislerinden yararlanmak
- B) Avrupa cephelerindeki yükünü hafifletmek
- C) İngiltere’nin sömürgeleriyle bağlantısını kesmek
- D) Osmanlı halifesinin Müslümanlar üzerindeki nüfuzundan faydalanmak
Almanya’nın Osmanlı ile ittifak kurmasının temel nedenleri arasında Osmanlı’nın jeopolitik konumu, dini liderliği (halifelik) ve Avrupa’daki yükünü hafifletme isteği vardı. Ancak, Osmanlı Devleti’nin sanayi tesislerinden yararlanmak, Almanya’nın savaşa girme nedenlerinden biri değildi. Osmanlı sanayisi o dönemde Almanya’nın ihtiyacını karşılayacak düzeyde gelişmiş değildi.
Cevap: A
3. Mustafa Kemal, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra geldiği İstanbul’da arkadaşları ile toplantılar yaptı ve birlikte çeşitli kararlar aldılar.
Aşağıdakilerden hangisi bu toplantılar sonucunda alınan kararlardan biri değildir?
Bu soruda, Mondros Mütarekesi sonrası İstanbul’daki toplantılarda alınan kararlardan hangisinin doğru olmadığını bulacağız. Mustafa Kemal ve arkadaşları, vatanın işgaline karşı direniş planları yapıyorlardı. Bakalım şıklarda ne var:
- A) Komutanların Anadolu’daki birliklerin başına geçmesi
- B) Silah ve cephanenin düşmana teslim edilmemesi
- C) Halkın işgallere karşı bilinçlendirilmesi
- D) Yunanlara karşı İngiltere’nin desteğinin alınması
Mustafa Kemal ve arkadaşları, vatanı savunmak için birliklerin başına güvenilir komutanların geçmesini, silahların düşmana teslim edilmemesini ve halkın işgallere karşı bilinçlendirilmesini amaçladılar. Ancak, işgallere karşı mücadele ederken Yunanlara karşı İngiltere’den destek istemek, milli mücadele ruhuna aykırı olurdu. Zaten Yunanlar da işgalci devletlerden biriydi.
Cevap: D
4. Aşağıdakilerden hangisi milli varlığa düşman cemiyetlerin özelliklerinden biridir?
Bu soru, milli varlığımıza düşman olan cemiyetlerin ortak özelliklerini soruyor. Bu cemiyetler, vatanımızın bölünmesini ve yabancı devletlerin himayesine girmesini isteyen gruplardı. Şıklara göz atalım:
- A) Kuvâ-yı Milliye ile iş birliği içinde faaliyet göstermeleri.
- B) Büyük Millet Meclisine karşı olmaları.
- C) Basın ve yayın yoluyla halkı işgallere karşı uyarmaları.
- D) İşgallere karşı protesto mitingleri düzenlemeleri.
Milli varlığa düşman cemiyetler, işgallere karşı mücadele eden Kuvâ-yı Milliye’ye ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşıydılar. Onlar, işgalleri normal karşılayıp yabancı devletlerin egemenliğini savunuyorlardı. Diğer şıklar ise milli mücadele yanlısı cemiyetlerin özellikleridir.
Cevap: B
5. Havza’dan Amasya’ya gelen Mustafa Kemal burada arkadaşlarıyla birlikte çalışarak Amasya Genelgesi’ni kaleme aldı.
Aşağıdakilerden hangisi Amasya Genelgesi’ni hazırlayanlardan biri değildir?
Amasya Genelgesi, milli mücadelemizin önemli dönüm noktalarından biridir. Mustafa Kemal’in yanında bulunan ve bu genelgenin hazırlanmasında emeği geçen bazı önemli kişiler vardı. Bu soruda, onlardan biri olmayan kişiyi bulacağız.
- A) Kâzım Karabekir Paşa
- B) Ali Fuat Paşa
- C) Fevzi Paşa
- D) Refet Bey
Amasya Genelgesi’nin hazırlanmasında Mustafa Kemal ile birlikte Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele bulunmuştur. Kâzım Karabekir Paşa da milli mücadelede çok önemli bir rol oynamış olsa da, Amasya Genelgesi’nin imzalanması sırasında Erzurum’da görevliydi ve bu genelgenin hazırlanmasında doğrudan yer almadı. Fevzi Paşa da milli mücadelede önemli bir komutanımızdır ancak Amasya Genelgesi’ni hazırlayan heyette yer almamıştır. Ancak soruda sadece bir kişi isteniyor ve şıklarda Fevzi Paşa da bulunuyor. Bu ikisi arasında kalmamak için, Amasya Genelgesi’nin hazırlanma sürecinde doğrudan bulunan ve imzası olan kişiler arasında Fevzi Paşa yer almamıştır.
Cevap: C
6. Erzurum Kongresi’nin aşağıdaki maddelerinden hangisi ulusal egemenliğe dayalı bir yönetim kurula-cağını göstermektedir?
Erzurum Kongresi, milli bağımsızlık ve ulusal egemenlik yolunda atılan en önemli adımlardan biridir. Bu soruda, kongre kararlarından hangisinin ulusal egemenlik ilkesini yansıttığını bulacağız. Ulusal egemenlik, yönetimin halkın elinde olması demektir.
- A) Kuvâ-yı Milliye’yi etkin ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır.
- B) Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.
- C) Hükümet işleri Meclisin denetimi altında olmalıdır.
- D) Manda ve himaye kabul olunamaz.
Şıkları incelediğimizde, “Kuvâ-yı Milliye’yi etkin ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır.” maddesi doğrudan ulusal egemenliği ifade eder. Çünkü “millî irade” halkın yönetime katılması ve söz sahibi olması anlamına gelir. Diğer şıklar da milli mücadele için önemli olsa da, doğrudan ulusal egemenliği vurgulayan budur.
Cevap: A
7. Büyük Millet Meclisi Hükümetinin ayaklanmaları önlemek ve otoritesini artırmak için aldığı önlemler ara-sında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Büyük Millet Meclisi, vatanı kurtarmak ve milli mücadeleyi başarıya ulaştırmak için hem düşmanla savaşıyor hem de içteki ayaklanmaları bastırmaya çalışıyordu. Bu soruda, Meclis’in aldığı önlemlerden hangisinin bu amaçla alınmadığını bulacağız.
- A) Halkı doğru bilgilendirmek için nasihat heyetleri oluşturuldu.
- B) Hıyanet-i Vataniye Kanunu kabul edildi ve İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
- C) Şeyhülislamın Millî Mücadele karşıtı fetvasına karşı Ankara müftüsünden fetva alındı.
- D) Padişah vatan haini ilan edilerek idama mahkûm edildi.
Büyük Millet Meclisi, içteki isyanları bastırmak ve kendi otoritesini sağlamlaştırmak için nasihat heyetleri gönderdi, vatan hainlerini cezalandırmak için Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nu çıkardı ve İstiklal Mahkemeleri kurdu. Ayrıca, milli mücadeleyi destekleyen fetvalar da alındı. Ancak, Padişah’ın doğrudan “vatan haini” ilan edilip idama mahkum edilmesi gibi bir durum, o aşamada doğrudan Meclis tarafından alınmış bir önlem değildir. Padişah, milli mücadele sürecinde farklı bir konuma sahipti ve bu tür bir karar, milli birliğin sağlanması açısından daha sonraki süreçleri etkileyebilirdi.
Cevap: D
D. Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
Şimdi de bu açık uçlu sorulara bakalım. Bu sorular, konuyu daha derinlemesine anlamanıza yardımcı olacak.
1. Birinci Dünya Savaşı’nın başlıca sebep ve sonuçları nelerdir?
Çözüm:
Birinci Dünya Savaşı’nın başlıca sebepleri arasında milliyetçilik akımının yaygınlaşması, sanayileşen devletlerin hammadde ve pazar arayışı, devletler arasındaki bloklaşmalar (İtilaf ve İttifak Devletleri) ve silahlanma yarışı yer alır. Savaşın sonuçları ise çok ağırdır: Milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, imparatorluklar yıkılmış (Osmanlı, Avusturya-Macaristan, Rusya), yeni devletler kurulmuş, haritalar değişmiş ve dünya siyasetinde yeni dengeler oluşmuştur. Ayrıca, savaşın getirdiği ekonomik yıkım ve siyasi istikrarsızlık, ilerleyen yıllarda yeni çatışmalara zemin hazırlamıştır.
2. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusu hangi cephelerde, hangi devletlerle mücadele etmiştir?
Çözüm:
Osmanlı ordusu, Birinci Dünya Savaşı’nda birden fazla cephede mücadele etmiştir. Başlıca cepheler şunlardır:
- Kafkas Cephesi: Rusya ile mücadele edilmiştir.
- Sina ve Filistin Cephesi (Kanal Cephesi): İngilizlerle mücadele edilmiştir.
- Çanakkale Cephesi: İtilaf Devletleri’ne (İngiltere, Fransa, Avustralya, Yeni Zelanda) karşı savunma yapılmıştır.
- Galiçya Cephesi: Avusturya-Macaristan ordusuna destek amacıyla Rusya’ya karşı savaşılmıştır.
- Makedonya Cephesi: İtilaf Devletleri’ne karşı Bulgaristan’a destek amacıyla mücadele edilmiştir.
- Irak Cephesi: İngilizlerle mücadele edilmiştir.
3. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Osmanlı yönetimine, Mustafa Kemal’in ve halkın tutumu ne olmuştur?
Çözüm:
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması, Osmanlı yönetimi için bir teslimiyet anlamına geliyordu. Hükümet, antlaşma şartlarını kabul etmek zorunda kaldı. Ancak Mustafa Kemal ve Türk halkının büyük çoğunluğu bu antlaşmaya karşı çıktı. Mustafa Kemal, antlaşmanın imzalanmasını bir felaket olarak görmüş ve vatanın kurtuluşu için milli mücadeleyi başlatma kararı almıştır. Halk da vatanın işgaline karşı sessiz kalmamış, mitingler düzenleyerek ve çeşitli direniş faaliyetlerine katılarak tepkisini göstermiştir.
4. Kuvâ-yı Milliye ve Millî Cemiyetlerin genel özellikleri nelerdir?
Çözüm:
Kuvâ-yı Milliye: Bunlar, Mondros Mütarekesi sonrası başlayan işgallere karşı halkın kendi imkanlarıyla oluşturduğu silahlı direniş birlikleridir. Temel amaçları, düşmanı yurttan atmak, milli egemenliği sağlamak ve vatanı savunmaktır. Genellikle yerel düzeyde kurulmuşlardır ve zamanla birleşerek daha organize hale gelmişlerdir.
Millî Cemiyetler: Bunlar, işgallere karşı Türk milletinin haklı davasını duyurmak, milli bilinci uyandırmak ve milli mücadeleye destek olmak amacıyla kurulan derneklerdir. Örnek olarak Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (Erzurum Kongresi’ni düzenleyen cemiyet) ve Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti verilebilir. Bu cemiyetler, propaganda, mitingler düzenleme ve basın yoluyla mücadele etmişlerdir.
5. Mustafa Kemal’in Millî Mücadele’nin hazırlık dönemindeki başlıca faaliyetleri nelerdir?
Çözüm:
Mustafa Kemal’in Milli Mücadele’nin hazırlık dönemindeki faaliyetleri çok önemlidir:
- Samsun’a Çıkış (19 Mayıs 1919): Milli Mücadele’nin fiilen başladığı ilk adımdır.
- Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919): Milli Mücadele’nin amacını, yöntemini ve gerekçesini belirleyen ilk belgedir. Vatanın bütünlüğünün korunması ve milletin bağımsızlığının sağlanması gerektiği vurgulanmıştır.
- Erzurum Kongresi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919): Doğu Anadolu’daki milli cemiyetlerin bir araya gelerek aldığı kararlar, milli mücadelenin temel ilkelerini oluşturmuştur.
- Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919): Tüm yurttaki milli cemiyetlerin birleştiği, milli mücadelenin tek çatı altında toplandığı kongredir.
- Ankara’ya Geliş: Milli mücadelenin merkezini Ankara’ya taşıyarak TBMM’nin açılmasına zemin hazırlamıştır.
6. Misak-ı Millî’nin Millî Mücadele’deki yeri ve önemi nedir?
Çözüm:
Misak-ı Millî (Milli Yemin), Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen ve Türk milletinin milli bağımsızlık ve toprak bütünlüğü konusundaki temel ilkelerini belirleyen bir belgedir. Milli Mücadele’nin hukuki ve siyasi temelini oluşturmuştur. Misak-ı Millî’nin önemi şudur:
- Türk yurdunun sınırlarını belirlemiştir.
- Azınlık haklarının, komşu ülkelerdeki Müslümanların hakları gözetilerek belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
- Boğazlar meselesinin serbest geçişi sağlayacak şekilde uluslararası bir çözüme kavuşturulmasını istemiştir.
- Kars, Ardahan ve Batum için halk oylaması, Batı Trakya için de halk oylaması talep etmiştir.
- Tam bağımsızlık ilkesini savunmuştur.
Misak-ı Millî, Türk milletinin bağımsızlık ve toprak bütünlüğü konusundaki kararlılığını tüm dünyaya ilan etmiştir.
7. Büyük Millet Meclisine karşı çıkan ayaklanmaların sebepleri nelerdir?
Çözüm:
Büyük Millet Meclisi’ne karşı çıkan ayaklanmaların birden çok sebebi vardır:
- Manda ve Himaye Düşüncesi: Bazı kesimler, bağımsızlık yerine yabancı devletlerin himayesini tercih etmişlerdir.
- İşgallere Karşı Direnişin Kışkırtılması: İşgalci devletler, kendi çıkarlarını korumak için yerel halkı Meclis’e karşı kışkırtmışlardır.
- Saltanat ve Hilafet Yanlısı Gruplar: Padişah ve halifenin otoritesini kaybetmek istemeyenler, Meclis’in otoritesini tanımamıştır.
- Anadolu’daki Çerkes Ethem İsyanı: Kendi gücünü kaybetmek istemeyen bazı yerel komutanlar da isyan çıkarmıştır.
- Azınlıkların Kışkırtılması: Rum ve Ermeni gibi azınlıklar, kendi bağımsızlıklarını veya ayrıcalıklarını elde etmek için isyanlara destek vermişlerdir.
8. Sevr Antlaşması ülkemizin hangi devletler tarafından işgalini öngörüyordu?
Çözüm:
Sevr Antlaşması, Türk milleti için çok ağır şartlar içeren ve vatanımızı parçalayarak işgal etmeyi öngören bir antlaşmadır. Bu antlaşmaya göre:
- Yunanistan: İzmir ve çevresi ile Batı Anadolu’nun büyük bir kısmını işgal edecekti.
- İtalya: Güneybatı Anadolu’yu işgal edecekti.
- Fransa: Güney Anadolu’yu (Adana ve çevresi) işgal edecekti.
- İngiltere: Musul ve çevresini kontrol edecekti.
- Ermenistan: Doğu Anadolu’da büyük bir Ermeni devleti kurulması öngörülüyordu.
- Boğazlar: Uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecekti.
- Türkiye’nin egemenliği: Çok kısıtlanacak, kapitülasyonlar genişletilecekti.
Neyse ki, Sevr Antlaşması Türk milleti tarafından kabul edilmemiş ve Misak-ı Millî ile belirlenen sınırlarımız korunarak milli mücadele ile bu antlaşma geçersiz kılınmıştır.
Umarım bu açıklamalar soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere!