8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 207
Harika bir soru! Gel birlikte bu konuyu, ders kitabımızdaki metinden yola çıkarak bir öğretmen-öğrenci gibi, adım adım inceleyelim ve aklımızda hiç soru işareti kalmasın.
Soru: Türkiye’nin savaşta denge politikası izlemesinin başlıca nedenleri nelerdir? Açıklayınız.
Merhaba sevgili öğrencim, bu soru İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin neden doğrudan savaşa girmediğini anlamamız için çok önemli. O dönemin yöneticileri, özellikle de Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, ülkeyi bu büyük felaketin dışında tutmak için çok dikkatli bir politika izledi. Biz bu politikaya “Denge Siyaseti” diyoruz. Yani, ne Mihver Devletleri’ne (Almanya tarafı) ne de Müttefik Devletleri’ne (İngiltere tarafı) tam olarak yanaşmayıp, ortada durarak vatanı korumaya çalıştılar. İşte bu politikanın temel nedenleri:
Adım 1: Ordumuzun Henüz Savaşa Hazır Olmaması
Her şeyden önce, unutmamalıyız ki Türkiye Cumhuriyeti henüz çok genç bir devletti. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış, ekonomik olarak toparlanmaya çalışan bir ülkeydik. Ordumuz kahraman ve cesurdu ama İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan modern tanklar, uçaklar ve silahlar açısından Almanya, İngiltere gibi devletlerin çok gerisindeydi. Metinde de okuduğun gibi, İsmet İnönü hem Churchill’e (İngiltere Başbakanı) hem de Roosevelt’e (ABD Başkanı) ne demişti? “Türk ordusunun malzeme bakımından geniş ölçüde takviyesi gerekir!” Yani, özetle “Bize yeterli ve en modern silahları, cephaneyi vermezseniz, bu savaşa girmemiz ülkemiz için bir intihar olur.” diyordu. Bu askeri yardım tam olarak ve zamanında sağlanamadığı için savaşa girmekten kaçındık.
Adım 2: Coğrafi Konumumuzun Yarattığı Tehlike (Jeopolitik Konum)
Haritayı bir gözünün önüne getir lütfen. Savaşın başında Nazi Almanyası, Balkanlar üzerinden ilerleyip ta sınırımıza, Trakya’ya dayanmıştı. Diğer yanımızda, kuzeydoğuda ise tarihi olarak her zaman çekindiğimiz ve o dönemde de ne yapacağı belli olmayan Sovyetler Birliği vardı. Metinde çok önemli bir endişeden bahsediyor, fark ettin mi? Türkiye’nin, Almanya ile Sovyetler Birliği arasında Polonya gibi paylaşılması endişesi… Bu çok büyük bir korkuydu. Yani bir tarafa katılsak, diğeri bize hemen saldırabilirdi. Bu yüzden Türkiye, iki dev gücün arasında ezilmemek için tarafsız kalmaya ve dengeyi korumaya çalıştı. Almanya ile 1941’de “Saldırmazlık Paktı” imzalamamızın sebebi de buydu; zaman kazanmak ve saldırıdan korunmak!
Adım 3: Savaş Sonrasına Dair Endişeler (Özellikle Sovyetler Birliği Tehdidi)
Bu, ikinci maddeyle çok bağlantılı ama başlı başına önemli bir neden. Türk devlet adamları, sadece o günü değil, savaşın sonrasını da düşünüyorlardı. “Diyelim ki Müttefiklerin yanında savaşa girdik ve Almanya’yı yendik. Peki ya sonra ne olacak?” diye endişeleniyorlardı. Metindeki alıntıda bu korku çok net bir şekilde belirtiliyor: “Almanya’nın yenilmesiyle Sovyet Rusya Avrupa’ya egemen duruma geçecektir.” Yani, Hitler tehlikesinden kurtulalım derken bu sefer de Stalin’in ve Sovyetler Birliği’nin tehdidi altına girebilirdik. Devletimiz, bir tehlikeden kaçarken daha büyüğüne yakalanmak istemiyordu. Bu öngörüleri de savaş sonrasında ne kadar haklı çıktı, değil mi?
Adım 4: Birinci Dünya Savaşı’ndan Alınan Acı Ders
Bu metinde doğrudan yazmasa da bizim o dönemi anlamak için mutlaka bilmemiz gereken bir gerçek var. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na maceracı bir şekilde girerek ne kadar büyük bir hata yaptığını ve bunun sonucunda koca bir imparatorluğun dağıldığını görmüştü. Cumhuriyet’i kuran kadro, yani Atatürk ve silah arkadaşları, aynı hatayı tekrarlamak istemiyordu. Onların en büyük önceliği, ne pahasına olursa olsun büyük fedakarlıklarla yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve yaşatmaktı. Savaş, her zaman en son çare olmalıydı.
Sonuç olarak;
Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nda izlediği akıllıca denge politikasının temelinde şu nedenler yatmaktadır:
- Ordunun silah ve teçhizat bakımından yetersizliği,
- Ülkemizin coğrafi olarak dev güçlerin arasında sıkışmış olması,
- Savaş sonrası ortaya çıkabilecek yeni tehditlerden (özellikle Sovyetler Birliği’nden) çekinilmesi,
- ve Birinci Dünya Savaşı’nın bıraktığı yıkıcı tecrübeler.
Bu politika sayesinde ülkemiz, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı’nın büyük yıkımından kendini korumayı başarmıştır.